28 Aralık 2007 Cuma

Yorgunlugun 7 Nedeni

Bazı dönemler vardır ki, sabah uyandığımızda bile yorgunluk hissederiz. Vücudumuzun artık bitkin olduğu hissine kapılırız ve tüm bunlar ile beraber nedenini anlamakta güçlük çekeriz. Peki bu yorgunluğun nedeni ne? İşte uzmanlar tarafından yapılan bir araştırma sonucu belirlenen 7 neden...KansızlıkAdet dönemleriniz uzun sürüyorsa, miyomlarınız varsa ya da yakın zaman önce doğum yaptıysanız,
Read more ...

Ozel Doktor ve Dis Hekimi Ucretlerine Zam

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Altan Ayaz, 2008 Yılı İşyeri Hekimliği Ücret Tarifesi ile 1 Ocak-31 Aralık tarihleri arasında uygulanacak özel muayene ücretleri için baz alınacak katsayı listesinin hazırlandığını bildirdi.İllerin gelişmişlik düzeyine göre farklı farklı belirlenen katsayıların 2 ile 2.80 arasında değiştiğini belirten Ayaz, "Muayene ücretlerindeki artış yüzde 7
Read more ...

Rujda Kanser Riski

Tehlikeli kanserojen maddelerden birini dudaklarınıza sürüyor olabilir misiniz? Peki bu madde, yediklerinizle birlikte dudaklarınızdan ağzınıza, oradan da vücudunuza doğru yol alıyor olabilir mi? Uzmanlar uyarıyor: Ruj ve oje kanser yapıyor!...Parlak ruj kanserojen çıktı.ABD’li uzmanlar, özellikle gençler arasında yaygın bir şekilde kullanılan parlatıcı ruj ve ojeler için kanser alarmı verdi.
Read more ...

26 Aralık 2007 Çarşamba

Bayram Sonrasi Ekspres Diyet

Eğer çabuk kilo alan bir bünyeniz varsa Kurban Bayramı süresince diyetiniz, kimbilir belki de formunuz bozulmuş olabilir. Üzülmeyin. Diyetformula'nın Diyetisyeni Yasemin Batmaca sizin için 2 günde kilo verdirecek bir diyet listesi hazırladı. Harfiyen uyarsanız bayram kilolarınızdan eser kalmaz, yeni yılı da gülerek karşılarsınız.BİRİNCİ GÜNYataktan kalkın: Sabah 06.30'da uyanılacak (Erken uyanmak
Read more ...

Pekmez ve Faydalari

Beslenme Uzmanı Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, çocuklara bal ve reçel yerine kara üzüm pekmezi yedirilmesini önerdi.Elmacıoğlu, bal ve reçelin besleyici özelliği bulunmadığını belirterek sadece iyi bir enerji kaynağı olduğunu söyledi. Doç. Dr. Elmacıoğlu, "Besleyici değeri olmamasına rağmen bal çok yüksek fiyattan satılıyor.Halbuki bal ve reçel yerine besleyici özelliği olan pekmez tercih edilmelidir
Read more ...

Mukemmel Guzelligin Sirlari

Işıltılı ve sağlıklı saçlar: Eğer saç telleriniz ince ise kalitesiz ve ucuz ürünlerden uzak durmalısınız. Önerimiz; haftada bir kez en az 1 saat, kalın bir havluya sararak etkisini göstermesini bekleyeceğiniz saç bakımı... Uzun saçlara sahipseniz, sık sık tekrarlayacağınız ekstra bakımla da saç uçlarının kırılmasını engelleyebilirsiniz.Gergin bir boyun, seksi dekolte: Boyun bölgesi ve dekolte,
Read more ...

Dunya Saglik Orgutunun Tavsiye Ettigi Beslenme Rehberi

Sağlıklı beslenmenin temeli düzenli beslenmek... Peki bu sistemi hangimiz ne kadar uyguluyoruz? İşte sizlere Dünya Sağlık Örgütü'nün rehber niteliğindeki önerileri.Gerçekten de çok geniş bir kavram olan sağlıklı beslenme için yapılması gerekenleri Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 12 maddede toplamış. Bu 12 madde sağlıklı beslenmenin temel noktalarını içeren küçük bir rehber niteliği aynı zamanda...
Read more ...

25 Aralık 2007 Salı

Ayda Kac Kilo Vermeliyiz?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), aylık kilo kaybının 2-4 kg arasında olması gerektiğini belirtiyor. Ancak kişi çok şişmansa, ameliyata hazırlanacaksa, kişide kiloya bağlı olarak herhangi bir sağlık problemi oluşmuş veya oluşma sürecinde ise, doktor ve diyetisyen gözetiminde ayda 6 kg verebiliyor.10 yılda alınan kilo, 10 günde verilmezBeslenme ve diyet uzmanlarına göre kimse 10 senede aldığı kiloları 10
Read more ...

Yesil Cay

Düzenli olarak yeşil çay içmenin prostat kanserine yakalanma riskini azaltabileceği bildirildi.Japonya Sağlık Bakanlığından araştırmacılar, yeşil çayda bulunan kateçin maddesinin organizmada prostat kanserine neden olan etkenleri etkisiz hale getirebileceği varsayımından yola çıkarak ülke genelinde 12 yıl boyunca 40-69 yaşındaki 50 bin erkeği inceledi.Günde 5 fincandan fazla yeşil çay içenlerin
Read more ...

Goz Kurulugu

Adnan Menderes Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turgay Aktunç, “Gözyaşı, gözleri yağlandırıyor ve her göz kırpmada gözde enfeksiyon riskini azaltıyor” dedi.Aktunç, bazı insanların gözlerinde ıslak ve temiz tutacak kadar göz yaşı salgılanmadığını belirterek, tıp dilinde “keratokonjunktivit sikka” olarak adlandırılan bu rahatsızlığın halk dilinde göz kuruluğu olduğunu
Read more ...

Kansere Karsi Mandalina

Japonya'da yapılan iki farklı araştırmaya göre mandalina yiyenlerin kansere yakalanma riski azalıyor. Mikkabi kasabasında düzenli olarak turunçgillerle beslenen bin 73 kişi üzerinde yapılan testlerde ortaya çıkan sonuçlara göre, mandalinada bulunan ve ona turuncu rengini veren 'karoten' maddesi; karaciğer hastalıkları, damar sertliği ve şeker hastalığı riskini azaltıyor. Kyoto Üniversitesi'nde
Read more ...

Bobrek Tasi Agrisini Azaltmak

Her 100 kişiden 10'unu etkileyen bu hastalıktan korunmanın yollarını, Hospitalium Hastanesi'nden Dr. Mete Ekinci açıkladı:Öncelikle sıvı alım alışkanlıklarınızı yeniden düzenleyin. 24 saatte çıkarılan idrar miktarının 2 litrenin altında kalmaması gerekiyor.Endüstriyel içeceklerden kolalı olanları değil, daha çok sitrat içeriğine sahip meşrubatları tercih edin. Sıkılmış meyve suları arasında ise
Read more ...

Yirmilik Dis Agrisi

20'lik dişiniz çekildikten sonra şunları yapmanızı öneriliyor: Yara yerini kesinlikle kurcalanmayın. Aksi taktirde ağrı, enfeksiyon veya kanama gelişebilir. İlk 24 saat boyunca diş çekilen tarafla çiğneme yapmayın. İlk 24 saat sigara içmeyin. Çünkü sigara kanamayı arttırıp iyileşme sürecini uzatır. Tükürmeyin. Aksi taktirde kanama artar ve pıhtı yerinden oynayabilir.Eğer dikiş atılmamışsa steril
Read more ...

Istah Kesmenin Yollari

Karnabaharı ve brokoliyi hafifçe haşlayıp yoğurtla tatlandırın. Bu karışım lif açısından zengin olduğundan, sizi uzun süre tok tutar.Salatalığı iyice yıkayın ve kabuklarıyla birlikte ince dilimler halinde kesip üzerine bol bol dereotu serpin. Kalorisi yok denilecek kadar az olan bu sebze oldukça tok tutucudur.250 gram mor eriği biraz tarçınla haşlayın. Bu meyve fruktoz açısından oldukça zengin
Read more ...

19 Aralık 2007 Çarşamba

Bal oksurugu hafifletiyor

ABD'de yapılan bir araştırma, çocuklara yatmadan önce verilecek bir tatlı kaşığı balın, öksürüğü hafifletebileceğini gözler önüne serdi. Araştırmayı yapan Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorlarından Ian Paul ve arkadaşları; balın, öksürük ilacı verilmesi ya da hiç tedavi yoluna gidilmemesiyle karşılaştırılınca, en iyi seçenek olduğunu belirtti. Araştırmacılar, balın tahriş olmuş boğazı
Read more ...

Migren ataklarini azaltmak mumkunmu?

Migreni hangi faktörlerin tetiklediğini bilmek hem tedaviyi kolaylaştırır hem de atakları azaltmaya yardımcı olur. Hizmet Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Dr. Çiğdem Türkmen, baş ağrısı günlüğü tutmanızı öneriyor.Bu günlükte, 'olası tetikleyiciler' kısmına en son aktivitelerinizi, diyet, stres ve ilaçları yazın. Bunlar sizin neyin migrene yol açtığını anlamanıza yardım eder. Böylece hem nelerden
Read more ...

Cok zayifim, nasil kilo alabilirim?

Çok zayıf olmak az besin tüketimine bağlıysa önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Düzensiz öğünler ve yetersiz kalori almak, vücudun normal işlevselliğini zamanla bozuyor. Günlük gerekli enerji miktarı tamamlanamadığı zaman yorgunluk, konsantrasyon kaybı ve huzursuzluk gibi durumlar oluşabiliyor. Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Oya Yüksek, kilo almak isteyenlere şunları
Read more ...

Bayram da seker hastalarina oneriler

Kurban ve Şeker Bayramları şeker hastaları için oldukça zor geçiyor. Bayram sofralarını süsleyen kalorili yiyeceklere, özellikle de tatlılara karşı koyamayan şeker hastaları, bunun bedelini sonradan ağır ödeyebiliyor.Kavurmayı unutunUzmanlar şeker hastalarına bayramda baklava yerine meyve tüketmelerini öneriyor. Kurban etinin fazla yağlı olduğunu söyleyen İç hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ziya
Read more ...

17 Aralık 2007 Pazartesi

Suyun zayiflamaya etkisi

Suyun zayıflama üzerine olan etkisi göz ardı edilemeyecek kadar fazladır Midede yarattığı hacimden dolayı kısıtlama yaparak kilo almayı önler.VÜCUDUN SU DENGESİ ÖNEMLİ Kanın yüzde 92'si, kemiklerin yüzde 22'si, beynin ve kasların yüzde 75'i sudur. Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri, vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi, vücudun su dengesinin korunması ile mümkündür. Vücutta biriken toksinleri
Read more ...

4 sorun ve 4 bitkisel cozumu

MİDE VE KARIN AĞRILARIÇare: Papatya. Sindirim sistemi üzerinde pek çok olumlu etkiye sahip bir bitki ve mide spazm ve kramplarını da önlüyor. Bu özelliğiyle de mide bulantısının yanı sıra, şişkinlik, hafif gastrit semptomları ve gaz şikâyetlerini gidermede de etkili olabiliyor.Uzmanlar, papatyanın araba ve gemi yolculuklarında oluşan bulantıları önlemede de etkili olabileceğini belirtiyor. Kuru
Read more ...

Deprasyon artiyor

Kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha fazla görülen depresyon, son yıllarda artış gösteriyor.Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi 13. Psikiyatri Kliniği Şefi Doç. Dr. Kemal Sayar, 'yapılan araştırmalar sonucunda dünyada depresyonun, kadınlarda görülme oranı yüzde 4-10, erkeklerde ise yüzde 2-2,5'dir. Hayat boyu risk ise kadınlarda yüzde 10-26, erkeklerde de yüzde 5-12'dir'
Read more ...

Bayram detoksu

Bayram deyince akla gelen ilk şeylerden biri; ziyafetleri aratmayan sofralar oluyor. Tuzlusundan tatlısına çeşitli yiyeceklerle dolu olan bu sofraların büyüsüne kapılanlar için, kilo almak kaçınılmaz oluyor. Bu yıl bayram ile yeni yılın peş peşe olduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan; vücudunu toksinlerden arındırarak yeni yıla daha sağlıklı girmek isteyenlere, bayram
Read more ...

Reflu cocuklarda da gorulebilir

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gönül Dinler, reflünün bebeklerde ve çocuklarda solunum sistemiyle ilgili şikayetlere yol açabileceğini belirtti.Dinler, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması olarak tanımlanan reflünün bebeklerde ve çocuklarda da görülebileceğine işaret etti.Bazı bebeklerin emdikten sonra bir miktar
Read more ...

16 Aralık 2007 Pazar

Genel Saglik Linkler

Genel saglik faydali linkler arsivi;FX15 Bonie KremBebek isimleri Online Sağlık Sağlık HaberleriElma KromLahana Kapsülüx-tra gelApple30Mooi JelElma KromLahana KapsülüMooi JelElma Kromzayıflama jeliApple30Elma KromLahana Kapsülüextra jelElma KromApple30xtra gelModaSoleaBota BellaBreast GainEllezza KremFX15Hoodia GordoniiDizinKimi, Boy UzatıcıLidaTala, Karınca Yumurtası YağıUzamax, Uzamaks Boy
Read more ...

13 Aralık 2007 Perşembe

Gunes gozaltlarini morartiyor

Kadınlar kadar artık erkekleri de rahatsız eden gözaltı morluklarına kış günlerinde bile kendini gösteren güneş etki ediyor. Dermotoloji uzmanı Dr. Zekayi Kutlubay şunları söylüyor: "Güneş, gözaltı morluklarının ortaya çıkışını etkiler. Güneş, melanini açığa çıkardığında, melanin cildi koyulaştırır ve ağırlıklı olarak göz altlarında toplanır. Bu da yüzünüzde gözaltı morlukları yaratır." Dr.
Read more ...

Kalsiyum eksikligi kramp nedeni

Gebelik döneminde kalsiyum eksikliğinin krampların artmasına neden olduğu bildirildi. Hamilelerin sıklıkla kramplardan şikayetçi olduğunu söyleyen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gülçin Belene Taşlıyurt ekledi: "Magnezyum, potasyum ve kalsiyum eksiklikleri kramplara zemin hazırlar. Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde bebeğin hızla gelişmesi, toplardamar üzerindeki baskıyı artırır. Bu durum
Read more ...

Hava kirliligi goz alerjisi yapiyor

Yaz ve bahar aylarının rahatsızlığı olan göz alerjisi, hava kirliliği nedeniyle artık kış aylarında da görülmeye başladı. Kapalı mekanlardaki hava kirliliğinin son yıllarda açık hava kirliliğinden daha fazla olduğunu belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Abuzer Gündüz, şunları söyledi: "Kapalı mekanlarda gözün yüzeyinde bulunan gözyaşı erken buharlaşıyor. Bu durum gözde yanma, batma ve yabancı
Read more ...

Artik mat renkler moda

Bu yıl makyaj trendlerinde mat renkler öne çıkıyor. Rujda; kırmızı, pembe, pastel tonlardaki tüm renkleri kullanabilirsiniz ama mat olmak şartıyla.Bu sezon makyajda gri, yeşil, kahve tonları gibi hemen her renk kullanılıyor. Ama bu renklerin hepsi zenginleştirilmiş olarak uygulanıyor. Yani normal bir gri ya da yeşil yerine; içinde ışıltılar olan, ton değiştiren renkleri tercih etmenizde fayda
Read more ...

Astim ataklarini yuzerek azaltin

Hospitalium Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hande İkitimur, astım ataklarını azaltmak isteyen hastalara yüzmelerini önerdi. Astıma çoğu kez alerjinin de eşlik ettiğini hatırlatan Dr. İkitimur şöyle konuştu: "Hava kirliliği, sigara, meslekiçevresel etkenler de astımı tetikler. Solunum fonksiyon testleri ve alerji cilt testleri astımın tanısında önemli yer tutar. Bu testler, astımdan
Read more ...

Radyo frekans erkekleri genclestiriyor

Zamanı durduramazsınız ama cildinizdeki olumsuz izlerini azaltabilirsiniz. Radyo frekans dalgalarını keşfeden metroseksüel Türk erkekleri, bu yöntem sayesinde hem tıraşla yıpranan ciltlerine bakım yaptırıyor, hem de gençleşiyor. Dermamed'den Dr. Levent Türbedar bu işlem ve etkileriyle ilgili sorularımızı yanıtladı:Radyo frekans dalgaları cildi nasıl gençleştiriyor?Genç yaşlarda anlaşılamayan
Read more ...

Agiz kokusuna tarcin

Ramazan'la birlikte birçok kişi için ağız kokusu, önemli bir sağlık sorunu oluyor. Sahurdan sonra dişleri fırçalamadan yatmanın ağız kokusunun tek nedeni olmadığını açıklayan Özel Hizmet Hastanesi'nden diş hekimi Doğan Kontacı şöyle devam etti:"Nefeste oluşan kötü koku büyük oranda ağız içi kaynaklıdır. Ağız içi bir enfeksiyon, ilerlemiş bir dişeti hastalığı ya da sadece ağız içinde birkaç
Read more ...

Kansere karsi 3 kara

Prof.Dr. Topuz, kanserden korunmak için ’üç kara’ formülü önerdi: Kuru kara üzüm, kuru kara kayısı ve kuru kara erik.On yıldır kanser tedavisinde alternatif ve tamamlayıcı yöntemler üzerine çalışmalar yapan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çapa Onkoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, çağın hastalığı kanserden korunma yollarından biri olarak ’üç kara’formülü önerdi: Kuru kara
Read more ...

11 Aralık 2007 Salı

Verem yeniden mi geldi?

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde son zamanlarda verem vakalarında belirli bir artış görülmesi, uzun yıllar önce insanlığın korkulu rüyası olan ve dünyada çok sayıda kişinin ölümüne yol açan bu hastalığın tekrar geri döndüğü endişelerini ortaya çıkardı.2003 yılından beri Singapur'daki Novartis Tropik Hastalıklar Enstitüsü Kimya Bölümü Sorumlusu olan Dr. Thomas Keller, tıp dilinde ''tüberküloz''
Read more ...

C vitamini kilo vermek icin ideal

Son araştırmalar, C vitamininin sadece gribe karşı etkili olmadığını, fazla kiloları vermeyi kolaylaştırırken, aynı zamanda vücudu kanser ve kalp krizinden koruduğunu ortaya çıkardı. Alman Beslenme Kurumu'nun araştırmasına göre C vitamini vücuttaki yağları enerjiye dönüştüren noradrenalin oluşumunda etkili. Uzmanlar C vitamininin doğal gıdalardan alınması gerektiğine dikkat çekiyor.Kaynak:
Read more ...

Sigarayi birakmak icin en uygun zaman

Tatiller ve Ramazan ayı bunun için en uygun dönemlerdir. Ama keyfiniz yerinde olsun; eşinizle aranızı da iyi tutmayı unutmayın !Anadolu Sağlık Merkezi Sigarayı Bırakma Kliniği Sorumlusu Dr. Esra Sönmez sigarayı bırakmak isteyenler için sorularımızı yanıtladı:Sigarayı bırakmak için en ideal yöntem ne?En önemli şey sigarayı bırakma isteğidir. Bırakma kararlılığını gösterecek hastalar bu eylemde
Read more ...

Sogan dogramak ruhu temizler

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Halil Aksu araştırmanın devamının Rusya'da ameliyat olan hastalar üzerinde yapıldığını ve çok çarpıcı sonuçlar alındığını vurgulayarak, "Araştırmada aynı anda ameliyat olan hastalar 3 gruba ayrıldı. 1. gruba hiç ağlama seansı uygulanmadı, 2. gruba soğan kestirerek ağlama seansı uygulandı, 3. gruba acıklı film izletilerek ağlama seansı uygulandı. Sonuç çok çarpıcı.
Read more ...

Lens kullanimi

Kontakt lenslerin kullanımında gerekli hijyen kurallarına uyulmamasının, körlüğe kadar gidecek sorunlara yol açabileceği bildirildi.Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülay Güllülü, lens kullanımına, uzman hekim muayenesi sonucu karar verilmesi gerektiğini belirtti.Kontakt lenslerin gözdeki kırma bozukluklarını düzeltmek için kullanılan
Read more ...

Kalori harcamanin sirlari

Az yiyiyorum ama kilo veremiyorum" diyorsanız işte size kalori yakmanın püf noktaları.Organizma, alınan veya verilen kilolara kolayca uyum sağlayıp onu korumaya programlıdır. Böylece siz diyet yapmaya başladığınızda organizmanız eski kilonuzu korumak için kıyasıya bir mücadeleye girer. Birdenbire çok düşük kalorili bir beslenme alışkanlığı edinirseniz, organizma inatla karşı çıkarak bazal
Read more ...

Oksurugun ilaci bal

ABD'de yapılan bir araştırma, çocuklara yatmadan önce verilecek bir tatlı kaşığı balın öksürüğü hafifletebileceğini ortaya koydu. Araştırmayı yapan Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorlarından Ian Paul ve arkadaşları, balın, öksürük ilacı verilmesi ya da hiç tedavi yoluna gidilmemesiyle karşılaştırılınca, en iyi seçenek olduğunu belirtti.Araştırmacılar, balın, tahriş olmuş boğazı
Read more ...

Kanserden koruyan besinler

Gökkuşağının 7 rengi var. Hepsinden gıda alalım ama en çok kırmızıyı sevelim. Kiraz, karpuz, çilek, kara üzüm, vişne, elma, domates...Bunlar kansere karşı korur...Kanser tedavisi denilince Türkiye’de akla ilk gelen isimlerden biri olan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çapa Onkoloji Merkezi Direktörü Prof.Dr.Erkan Topuz, 10 yıldır, kanser tedavisinde alternatif ve tamamlayıcı yöntemler
Read more ...

Suyun Zayiflama Etkisi

Suyun zayıflama üzerine olan etkisi göz ardı edilemeyecek kadar fazladır Midede yarattığı hacimden dolayı kısıtlama yaparak kilo almayı önler.VÜCUDUN SU DENGESİ ÖNEMLİKanın yüzde 92'si, kemiklerin yüzde 22'si, beynin ve kasların yüzde 75'i sudur. Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri, vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi, vücudun su dengesinin korunması ile mümkündür. Vücutta biriken toksinleri
Read more ...

8 Aralık 2007 Cumartesi

Gripten korunmak

Havaların soğuması ile birlikte genellikle yağlı ve şekerli besinlere eğilimin artması, kapalı ortamlarda ve gecelerin uzaması nedeniyle televizyon başında fazla zaman geçirilmesi dolayısıyla vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler oluşabildiği anımsatıldı.Açıklamada, sağlıklı beslenme için şu önerilerde bulunuldu:• Dört besin grubunda bulunan çeşitli besinlerden, günde en az 3 ana, 3ara
Read more ...

Saglikli pisirme teknikleri

Lezzetten ödün vermeden sağlıklı yemekler pişirmek zor değil. Neyi, nasıl pişireceğinizi bilerek geleneksel mutfağımızdaki yöntemlerden yararlanabilirsinizAşçı olmaya lüzum yokSağlıklı ve lezzetli yemekler pişirmek için mutlaka gurme veya aşçı olmanıza ya da pahalı pişirme aletleri kullanmanıza ihtiyacınız yok.Yemeklerinizi hazırlarken temel pişirme yöntemlerini kullanarak sağlıklı yemekler
Read more ...

Diyet yapmanin kurallari

Diyet boyunca kararlı ve sabırlı olmalısınız!Her şeyin başı sağlıklı olmaktır ve bu da ancak uzun bir süreç içerisinde mümkündür.Diyet sağlıklı kilo verme yöntemidirBelli bir tarz dahilinde, genellikle kilo vermek amacı ile yapılan yeme ve içme davranışlarının tümüne diyet diyoruz. Bazı durumlarda kilo almak için ya da vücuda giren besinlerin miktarını düzenlemek için de diyet
Read more ...

7 Aralık 2007 Cuma

Ayva ve Faydalari

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, birçok hastalığa şifa olan ayvanın kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalı olduğunu söyledi.Prof. Dr. Yorulmaz, ayvanın faydalarının çok eski çağlardan beri bilindiğini belirterek, “Romalılar parfümden, bala kadar her şey için ayvanın meyve ve
Read more ...

Kisin neden kilo aliriz?

Soğuk havanın etkisi ile metabolizmanın bir miktar hızlandığını, buna bağlı olarak ısı dengesini koruyabilmek için yeme ihtiyacının arttığını belirten Diyetisyen Aşkın Yüksel kış aylarında kilo almamak için tavsiyelerde bulunuyor.Kisin neden kilo aliriz?Aktivite ve bazal metabolizma hızının azalması: Kış aylarında metabolizma hızının azalmasının yanı sıra aktivitelerimiz de azalır ve harcanandan
Read more ...

Andropoz nedir?

Ani ateş basmalarından cinsel güç kaybına, unutkanlıktan, eklem ve kas ağrılarına kadar bir çok şikayeti de beraberinde getiren andropoz, ileri yaş erkeklerinin önemli sorunlarından biri. İstanbul Özel Hizmet Hastanesi Başhekimi ve Üroloji Bölüm Başkanı Uzm. Opr. Dr. Osman Akalın andropozla hakkında merak edilen soruları yanıtladı.Andropoz nedir?İleri yaş erkeklerdeki testesteron yani erkeklik
Read more ...

3 Aralık 2007 Pazartesi

Uykusuzluk - İnsomnia

Uykuya dalmakta zorlanıyor, sık sık uykunuz bölünüyor sabahları yorgun kalkıyorsanız, o zaman bu yazıyı mutlaka okumalısınız!

En sık rastlanılan uyku bozukluğu insomnia olarak bilinen uykusuzluk sorunudur. Sağlığımızı, yaşam kalitemizi, zihinsel ve fiziksel performansımızı son derece olumsuz etkileyen uykusuzluk sorununun çeşitli nedenleri olmakla birlikte genellikle endişe, korku ve depresyona bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca günlük hayatımızda gerek iş yerinde, gerek trafikte, gerek eş ve çocuklarımızla yaşadığımız stres, ekonomik sorunlar,
uzun çalışma saatleri, kendimize ve hobilerimize zaman ayıramamak ve en önemlisi zihinsel anlamda tam olarak dinlenememek ve rahatlayamamak da uykusuzluk sorununa neden olmaktadır.

Bu rahatsızlığı belirlemek için çeşitli biyokimyasal ve hormonal testlerden de yararlanılabilir. Çünkü uykusuzluğun psikolojik nedenleri olabileceği gibi çarpıntı, kabızlık, horlama, kalp hastalığı, sık idrara çıkma, kaşıntılı deri hastalıkları, sırt ve eklem ağrıları gibi fiziksel nedenleri de olabilir.

Ayrıca yaşlılık, alınan bazı ilaçların yan etkileri, kafein, alkol ve sigara tüketimi, geç saatlerde yeme alışkanlığı, vardiyalı işler, sevilen birinin ölümü, işten çıkarılma gibi beklenmedik olaylar da uykusuzluğa neden olabilir.

Eğer uykusuzluk sorunu birkaç haftadan fazla devam ederse ki uykusuzluk bir sonraki gece de aynı sorunu yaşayabilme endişesini beraberinde getirecektir. Bu durumda mutlaka bir doktora müracaat edilmelidir. Asla rastgele uyku ilaçları kullanılmamalıdır.

Uykusuzluğun Belirtileri
- Uykuya dalamama
- Uyku halini sürdürememe
- Sık sık uykunun bölünmesi
- Erken saatlerde uyanma

Uykusuzluğun Etkileri
- Yorgunluk
- Huzursuzluk
- Fiziksel ve zihinsel performans eksikliği
- Konsantrasyon güçlüğü
Hafıza zayıflığı
Kaza risklerinin artması

Uyku tetkiki nedir? Uykusuzluğun tanısını koyabilmek için uyku tetkiki (polisomnografi) yapılır. Polisomnografide beyin dalgaları (EEG, hastanın uyku kalitesini değerlendirmek için), göz hareketleri (uyku sırasında uyku evrelerini belirlemek için), kas gerginliği (çene, bacak), solunum hareketleri, solunan hava miktarı, vücut hareketleri gibi birçok parametre kaydedilir. Parametreleri kaydetmek için hastaya birçok eletrot takılır ve uyuması istenir.

Sebep Araştırlır Bu kayıtlarda uykuyu bozan faktörler araştırılır. Örneğin, uyku-apne sendromu olan bir hastada solunum durması, kandaki oksijen düzeyi değerlendirilir ve tedavi planlanır. Uykusuzluk yakınması olan her hastaya polisomnografi tetkiki yapılması gerekmez. Öykülerinde uykusuzluk sebebi olarak solunum bozukluğu veya uykuda kol bacak hareketleri olan hastalara tetkik mutlaka yapılmalıdır.

Uykusuzlukla Başa Çıkma Yöntemleri
- Sağlıklı ve dengeli beslenmek
- Düzenli egzersiz yapmak (özellikle açık havada)
- Masaj yaptırmak
- Yoga ve meditasyon gibi zihni ve bedeni rahatlatıcı faaliyetlerde bulunmak
- Uykusuzluğa neden olan fiziksel ya da psikolojik bir neden varsa derhal doktora gitmek
- Rastgele ilaç kullanmamak
- Sigara, alkol ve kafein tüketimine dikkat etmek ve sınırlamak
- Doktor tavsiyesiyle gereken vitaminleri almak
- Bitki çaylarından faydalanmak
- Banyo suyuna gül, ıhlamur gibi rahatlatıcı aromaterapi yağları eklemek
- İş stresini ve öfkeyi eve özellikle de yatak odasına taşımamak
- Evde akşam saatleri eş ve çocuklarla kaliteli dolu dolu zaman geçirmek
- Hobilere zaman ayırmak
- Radyasyon yaydıkları için televizyon, bilgisayar, müzik seti, cep telefonu gibi elektronik cihazları yatak odasından çıkarmak
- Odanın ne çok sıcak ne de çok soğuk olmamasına dikkat etmek
- Yatmadan önce yatak odasını havalandırmak
- Yatmadan önce korku filmi ya da rahatsız edici program ve tartışma konularını izlememek
- Yatmadan önce bir fincan rahatlatıcı bitki çayı ya da ılık süt içmek ve yanınızda su bulundurmak
- Yatmadan önce ılık bir duş almak, banyo yapmak
- Uykunuz gelmiyorsa uyumak için kendinizi zorlamayın
- Yatmadan önce sevdiğiniz türde keyifli bir kitap okumak
- Yatağınızın ayrıca gecelik ve pijamanızın rahat olmasına dikkat etmek
- Yatmadan önce hafif ve rahatlatıcı müzik dinlemek
- Yatmadan önce rahatlamanızı sağlamak için dua etmek
- Yatmadan önce cinsel aktivitede bulunmak
- Aynı saatlerde yatıp, aynı saatlerde kalkmaya özen göstermek
- Olabildiğince zihninizi boşaltıp güzel şeyler düşünmeye çalışmak
- Daha önce de belirttiğimiz gibi birkaç haftayı geçen uykusuzluk sorunlarında mutlaka konunun uzmanı olan bir doktora gidilmelidir.

Read more ...

2 Aralık 2007 Pazar

Zayiflatan bes yiyecek

İşte zayıflamanızı sağlayacak 5 süper besin. Bu yiyecekleri günlük diyetinizin bir parçası haline getirin ve kilolarınız kayboluşunu izleyin.Bazı besinlerle kilo vermek gerçekten zordur. Bu besinler yeniden yeme isteği oluşturur (“bir daha yiyeyim!”), kan şekerinizle savaşır ve sonuçta galip geldiğinde beliniz kalınlaşır. Fakat bazı besinler bunun tam tersi tepki verirler. Mutlaka brokoliyi ve
Read more ...

Kara uzum ve guzellik

SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi'nden Doç.Dr. Hüseyin Çelik, kara üzümün kadınların güzellik iksiri olduğunu belirtirken, “Kadınlar kara üzümü ezip cilt maskesi olarak yüzlerinde bir müddet beklettiklerinde belirgin bir gençleşme gözlenir” dedi.OMÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Hüseyin Çelik, kara üzümü ‘kadınların güzellik iksiri' olarak
Read more ...

Bebek Yikamak

Bebeklerin tok karnına banyo yaptırılmaması gerekli çünkü kusabilir. Banyo sırasında gereksinim duyabileceğiniz her şeyi elinizin altında hazır bulundurun.Suyun sıcaklığına dikkat!Suyun sıcaklığını bileğinizin içi veya dirseğinizle kontrol edin. Bebeğinizi havlu üzerine yatırarak soyun. Havluyu bebeğin vücuduna sarın. Ardından yere yatırıp havlusunu açın, bezini çıkarıp gerekiyorsa alt
Read more ...

A vitaminini unutmayin

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr.Sadık Akşit;"A vitamininin görme,bağışıklık sistemi ve üreme için önemli bir vitamin olduğunu,hamilelik sırasında iyi beslenemeyen annelerin çocuklarına 2 yaşına kadar D vitamininin yanında A vitamini desteğinin de sağlanması gerektiğini" söyledi.Görme kaybına yol açabilirAkşit "A vitamini
Read more ...

Glokom ve Tedavisi

Hazırlayan: Dr. Ahmet KarakurtAnkara Numune Hastanesi Göz KliniğiGlokom, göz içi basıncı yüksekliği, görme alanı ve görme sinirinde kalıcı hasarlara yol açan, giderek görme keskinliğini azaltan bir hastalıktır. Tüm dünyada körlüğün önde gelen nedenlerinden biridir. Her yaşta görülebilir.Glokom ve Göz içi Basıncı İlişkisiGöz, ön ve arka segment olarak iki bölümden oluşur. Bu iki bölümü birbirinden
Read more ...

Sasilik ve Tadavisi

Hazırlayan: Dr. Ahmet KarakurtAnkara Numune Hastanesi Göz KliniğiŞaşılık nedir?Şaşılık, gözlerin paralelliğinin bozulduğu ve farklı yönlere baktığı bir görsel kusurdur. Bir göz düz bakarken diğeri içe, dışa, yukarı veya aşağı kayabilir.Kayma daimi olabilir ya da ara ara ortaya çıkar. Bazen kayan göz düz bakıp diğeri kayma yapabilir.Şaşılık, çocuklar arasında sık görülen bir durumdur. Hayatın
Read more ...

Bobrek Nakli

Böbrek Nakli;1. Canlı vericiden (Yakın ve uzak akraba, eş)2. 2. Kadavradanolmak üzere iki kaynaktan yapılır.Transplantasyon sonrası böbrek fonksiyonlarının hemen yerine gelmesi nedeniyle tüm fizik ve psikolojik bozukluklar düzelir. Ancak, takılan böbreğin vücutca reddi (Rejeksiyon) gibi ciddi bir sorunu da vardır.Gerekli şartlara uyulmazsa rejeksiyon, transplante böbrek için her zaman bir
Read more ...

24 Kasım 2007 Cumartesi

Bağışladığı Organ Alınırken Hayata Geri Döndü

Beyin ölümü gerçekleşen genç, hemşireler vücudunu organ bağışı için hazırlarken gözlerini açtı!

ABD'de 21 yaşındaki Zack Dunlap, trafik kazası sonrası hastaneye kaldırıldı. İki gün yoğun bakımda kaldıktan sonra "beyin ölümü gerçekleşti" denilen genç, mucize eseri hayata döndü. Dunlap, hemşireler ölü bedenini organ bağışı için hazırlamaya başladığı sırada gözlerini açtı. Hastaneden bir yetkili "Hemşire de çok şaşırmış. Dunlap aniden koluna yapışmış" dedi. Hastayı yeniden muayene eden doktorlar, gencin bilincinin açık ve hayatta olduğunu gördü. Yeniden tedavi altına alan Dunlap'ın sağlık durumunun her geçen gün daha iyiye gittiğini belirten ailesi "Bu gerçek bir mucize" dedi.
Read more ...

Buyuk gogusler bel agrisina neden oluyor

Selimiye Devlet Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. Turgut Terzi, büyük göğüslerin bel ağrısına neden olduğunu söyledi.Dr.Terzi, son yıllarda hızla artan ve hemen herkesin bir dönem yaşadığı bel ağrısına günlük yaşamda dikkat etmediğimiz birçok etkenin neden olduğunu söyledi. Dr. Turgut Terzi, “Özellikle kadınların büyük göğüslü olması bel ağrısına neden oluyor. Bunun nedeni büyük
Read more ...

Anne sutu IQ seviyesini artiriyor

İngiltere ve Yeni Zelanda'da yapılan bir araştırmada, anne sütünün bazı çocuklarda zeka seviyesinin (Intelligence Quotient-IQ) gelişimi üzerinde olumlu bir etkisi bulunduğu belirlendi. Anne sütü ile beslenen çocukların FADS2 adı verilen bir genin özel değişkesi sayesinde zeka düzeylerinin gelişim seviyesinde artış olduğu ortaya çıkarken, araştırmada, zeka seviyesinin yüksek olmasında anne sütünün
Read more ...

Cilde en cok zarar veren etkenler

Acıbadem Kocaeli Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Arda Eminzade, cilde zarar veren en önemli 10 etkeni şöyle sıraladı:1-Güneşlenme, solaryum: Güneş ışınında ve solaryumda var olan ultraviyole ışınları cilt hücrelerimizde genetik yapının temel taşları olan DNA moleküllerini olumsuz etkiler. DNA moleküllerinde kalıcı hasarlar oluşturarak ciltteki kırışıklıklara, ciltte iyi huylu bazen de kötü
Read more ...

Guzelliginiz icin yararli yiyecekler

Sağlıklı saçlar için yumurta, ışıltılı bir cilt için domates... Bazı yiyeceklerin sizi güzelleştiren etkileri olduğunu unutmayın.Sofranızdaki yiyeceklerden güzelleşmek için de yararlanabilirsiniz. Pürüzsüz bir cilt, parlayan saçlar, kırılmayan tırnaklar için neler yapmanız gerektiğine bir göz atın.KESKİN GÖZLER İÇİNA vitamini ve E vitamininin, özellikle de hücrelerin yaşlanma sürecinden sorumlu
Read more ...

Dogal yontemler ile saglikli yasam

Doğal Sağlık (National Health) dergisi, en çok okunan bitkilerle tedavi yöntemlerin anlatıldığı yazılarını kitap haline getirdi. Laurel Vukovic’in hazırladığı bu köşede baş ağrısından ağız-diş sağlığına, gripten sivilce tedavisine, mutfak temizliğinden çiçek bakımına kadar aklınıza gelebilecek her konuda doğal yollar anlatılıyor. İlaçları, kimyasal temizlik ve kozmetik ürünlerini kullanmaktan
Read more ...

Saclariniz icin onlemler

Prof. Hamdi Memişoğlu saç dökülmesinin kadın ve erkekler için önemli sorun olduğunu belirtti. Ailesinde kellik bulunanların, dökülmeyi ilk hissettiklerinde mutlaka bir dermatoloğa başvurup, tedavi ürünleri kullanmaları gerektiğini söyledi.Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu saçlar döküldükten sonra uygulanan saç ektirme gibi birkaç bin YTL'ye yapılan tedavilerin zahmetli ve pahalı olduğunu, son yıllarda
Read more ...

Armut saglik deposu

Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, armudun nezleyi geçirdiğini ve sinirleri rahatlattığını söyledi.Nezle olanlara armut yemelerini tavsiye eden Dr. Dinççağ, armudun mideyi kuvvetlendirip hazmı kolaylaştırdığını ve çarpıntıyı önlediğini hatırlatarak, "Armudun içinde A, B1, B2, B3, B6 ve C vitaminleri bulunur. Bu meyve yemeklerden önce yenmelidir. Armut kandaki üre asidi ve
Read more ...

23 Kasım 2007 Cuma

Sigara Erkeklerde Kellik Sürecini Hızlandırıyor

Tayvan’da yaş ortalaması 65 olan 740 erkek üzerinde yapılan araştırmada, günde en az bir paket sigara içiminin “orta düzeyde veya hızlı” saç kaybında önemli bir rol oynadığı tespit edildi.

Araştırmayı yürüten Tayvanlı bilim admaları Lin-Hiu Su ile Tony Hsiu-Hsi Çen, sigaranın saç foliküllerini tahrip edebildiğini, kafa derisindeki kan ve hormon dolaşımını bozabildiğini veya östrojen üretimini artırabildiğini bildirdiler.

Archieves of Dermatology dergisinde yayınlanan araştırmada, ilk saç dökülme belirtileri görülen erkeklere, saçın daha yoğun dökülmesinin önüne geçmek için, sigaranın rolünün hatırlatılması tavsiyesinde bulunuldu. Araştırması yapılan kalıtsal saç dökülmesi durumunun, beyazlar arasında daha yaygın olduğu belirtiliyor.
Read more ...

Migreni Olanların Beyinleri Farklı

Araştırmacılar, migreni olanların beyinlerinde, özellikle vücuttaki acıyı ve diğer duyusal bilgiyi işleyen korteks bölgesinde olmak üzere yapısal farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.

Neurology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre; uzun süredir migreni olan 24 kişi ile hiç migreni olmayan 12 kişinin beyinleri incelendi. Araştırmacılar, vücudun çeşitli yerlerindeki acı, temas ve sıcaklık gibi duyusal bilgileri algılayan somatosensori korteksin, migreni olmayanlara nazaran migreni olanlarda yüzde 21 oranında kalın olduğunu buldu. Ancak bu farklılığın mı migrene neden olduğu, yoksa migren nedeniyle mi farklılık oluştuğu konusunda net bir sonuca ulaşılamadı.

Araştırmayı yapanlardan Massachusetts Hastanesi doktoru Nouchine Hacikhani, yaptığı açıklamada, en büyük farklılığın, baş ve yüzden gelen duyusal bilgileri işlemekle sorumlu kortekste olduğunu söyledi. Hacikhani, bu çalışmanın, migren konusunun ciddiye alınması gerektiğini çünkü bunun beyinde değişikliklere neden olabileceğini gösterdiğini kaydetti.

Hacikhani ayrıca, bu farklılık ihtimallerinden birinin yinelenen ve uzun dönem duyusal alanların uyarılmasının korteksin zamanla kalınlaşmasına neden olması, diğer ihtimalin de migrene eğilimli kişilerin zaten kortekslerinin kalın olması olabileceğini ifade etti.

ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü araştırmacıları ise migrene, beyindeki belli hücreleri denetleyen genlerdeki kalıtımsal bozuklukların neden olduğunu öne sürüyor.

Bilim adamları uzun yıllardır, migren ile baştaki kan damarlarının genişlemesi ve daralması arasında bağlantı bulunduğunu ileri sürüyordu.
Read more ...

Kanserle Mücadelede Nanoteknoloji Çalışmaları

Bilim adamları, kanserle mücadelede kemoterapiye alternatif yöntem geliştirdi. Araştırmacılar, nano partikülleri kanserli hücrelerle savaşta kullandı.

Dünyanın en önemli araştırma enstitülerinden MIT’den yapılan açıklamada, bilim adamları, ilaç taşıyan nano partikülleri kanserli hücrelere ulaştırabildi.

Buna göre, araştırmacılar, damardan enjekte edilebilen ve kan içerisinde yol alarak tümörlü bölgelere ulaşabilen çok amaçlı nano partiküller geliştirdi. Söz konusu süper manyetik partiküller, üzerlerine uygulanan elektro manyetik alan sayesinde, beraberinde taşıdıkları iyileştirici ilacı hastalıklı alana bırakıyor. Tanecikleri düşük frekanslı elektromanyetik alana maruz bırakmak, taneciklerin ısı yaymasına neden oluyor ve bu ısı da nano parçalar ile taşıdığı ilaç arasındaki bağı eriterek ilacı ortaya çıkarıyor.

Söz konusu manyetik dalgalar, radyo dalgaları gibi 350 ve 400 kilohertz arasında gönderiliyor ve vücuda zarar vermeden, vücudun içinden geçiyor ve sadece nano partikülleri ısıtıyor. Söz konusu parçalar, kanserli hücreleri manyetik rezonans cihazları ile daha rahat görünür hale de getiriyor.
Read more ...

21 Kasım 2007 Çarşamba

Bel sagligi icin

Yanlış oturmak, ani hareketler ve hareketsizlik gibi pek çok faktör, bel ağrılarının sebebi olabiliyor. Oysa bel ağrılarından kurtulmak ve sağlıklı bir vücuda sahip olmak için uzmanların önerdiği şu 5 kurala dikkat etmeniz yeterli:• Düzenli olarak her gün egzersiz yapın. Sırt ve karın kaslarınızı çalıştırın. Bisiklet, yürüyüş, yüzme ve koşma gibi sporlar tavsiye edilen faaliyetlerdir. Bu spor
Read more ...

Istah kesmek icin yontemler

Uzmanlara göre, yeme isteğinin kontrol altında tutulması, atıştırma krizinden kurtulmak için sağlıklı karbonhidratlara yönelinmesi, bol bol su içilmesi, yiyeceklerin iyice çiğnenmesi ve güç gerektiren egzersizlerin yapılması gerekiyor.Duyguları da kontrol ediyorBeynin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmeye yol açan kimyasal maddeler salgıladığını belirten uzmanlar,"Ancak
Read more ...

20 Kasım 2007 Salı

Ev hanimlari icin diyet

Ev kadınları, çok fazla iş yapmalarına rağmen kilo vermekte zorlanıyorYapılan araştırmalarda gösteriyor ki ev kadınları çalışan kadınlara oranla daha kilolu.Ev kadınlarının kilo almasında bilgisayar ve televizyon karşısında sürekli kurabiye, kek, asitli içecekler tüketmenin önemli bir rolü olduğunu belirtti...Ev kadınlarının kilo problemlerini ortadan kaldırmaları için alabilecekleri önlemler :
Read more ...

Sarimsak ve soganin faydalari

ABD'de yapılan iki araştırma, düzenli olarak tüketilen soğan ve sarımsağın kanser ve kalp hastalıklarına karşı büyük faydası olduğunu ortaya koydu. Geçen hafta dünyanın en kapsamlı kanser araşatırmasına imza atarak kırmızı et, alkol ve şekerli içeceklerin kanser riskini artırdığını açıklayan Dünya Kanser Araştırma Merkezi, soğan ve sarımsağın bağırsak kanseri riskini azaltmada büyük etkisi
Read more ...

Uzun sure oturmak zararli

MISSOURI Üniversitesi'nin araştırmasına göre, saatlerce oturarak çalışan, eve gittiğinde de TV karşısında oturanlarda kalp hastalığı, diyabet ve obezite riski, sigara içenler kadar yükseliyor. Araştırmayı yürüten Prof. Marc Hamilton, Asıl kaygımız, aşırı oturmanın neden olduğu sinsi hastalıkların sayısının gelecekte çok daha artması. Hareketsiz kalmanın etkisi sigara içmek ya da güneşin altında
Read more ...

Kanserden koruyan diyet

DÜNYA Kanser Araştırmaları Vakfı (WCRF) bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırmaya imza attı. Beş yılda dünya çapında kanserle ilgili yapılan tam 500 bin araştırmanın incelendiği çalışmada sonucunda, kanserden korunmanın yolları belirlendi. Uzmanlara göre kansere karşı korunmanın en büyük yolu, sosis, salam gibi işlenmiş et ürünlerinden uzak durmak. Bu ürünler akciğer, gırtlak, mide ve prostat
Read more ...

Zayiflatan bes yiyecek

Bazı besinlerle kilo vermek gerçekten zordur. Bu besinler yeniden yeme isteği oluşturur (bir daha yiyeyim!), kan şekerinizle savaşır ve sonuçta galip geldiğinde beliniz kalınlaşır. Fakat bazı besinler bunun tam tersi tepki verirler. Mutlaka brokoliyi ve yaban mersinini duymuşsunuzdur, bunlar sizin bedeninizi dengede tutar. Bu yiyeceklerinizi günlük diyetinizin bir parçası haline getirin ve
Read more ...

15 Kasım 2007 Perşembe

Kadınlar Daha Fazla Risk Altında !

Çin’de yapılan bir araştırma, sigara içen kadınlarda, amfizem ve kronik bronşit gibi akciğer hastalıkları görülmesi riskinin erkeklere göre daha fazla olduğunu ortaya koydu.
Nanjing Tıp Üniversitesi’nden Dr. Fei Xu, akciğer hastalıklarının Çin’de ikinci sıradaki ölüm nedeni olduğunu kaydetti.

Araştırma kapsamında çeşitli akciğer hastalıkları olan 1743 kişi ile aynı sayıdaki sağlıklı insanın verileri karşılaştırmalı olarak incelendi. Araştırmada, incelenen erkeklerin yüzde 50’sinden fazlasının, kadınların ise yüzde 5,3’ünün sigara içtiği kaydedildi.

Araştırmada, az sayıda sigara içenlerdeki hastalık riskinin yüzde 40, orta dereceli içicilerde yüzde 55, ağır içicilerde ise yüzde 77 daha fazla olduğu saptandı.

Kadın sigara kullanıcılarının ise erkeklere göre yüzde 20 daha fazla risk taşıdıkları belirlendi. Bilimadamları, hastalık riskinin kadınlarda fazla olmasının nedeninin henüz bilimsel olarak ispatlanmış bir nedeni olmadığını belirttiler.
Read more ...

Türkiye, ‘Sağlık’tan Sınıfta Kaldı

OECD, 30 ülkenin sağlık sistemlerini inceledi. Raporda, Türkiye, hemen her kategoride listelerin en alt sıralarında yer alıyor. İlk göze çarpanlarsa Türkiye’de kişi başına sağlık harcamalarının azlığı ve bebek ölümü oranının yüksekliği.

OECD ülkelerinde sağlık sistemi gelişiyor ancak kronik hastalıkların tedavisinde hala yapılması gerekenler var. Ekonomik işbirliği ve kalkınma teşkilatı OECD’nin son raporu özetle bunu söylüyor.

“2007: Bir Bakışta Sağlık” başlığını taşıyan raporda, 30 üye ülkenin sağlık sistemleri ve sağlık harcamaları karşılaştırıldı. ağlık sistemine ilişkin onlarca başlığın incelendiği rapora göre, kaliteyi sağlama adına en çok çalışan ülkelerin başında ABD geliyor. Ancak, ABD, “en iyi sağlık hizmetini sağlayan ülkeler” listesinde başarısını sürdüremiyor.

En Çok Harcamayı ABD, En Azınıysa TÜRKİYE Yapıyor
En büyük farklılıklarsa kişi başına sağlık harcamalarında. ABD’de kişi başına yıllık 6 bin 400 dolarla listenin tepesinde, Türkiye ise sadece 586 dolarlık harcamayla listenin en alt sırasında yer alıyor. Türkiye, bebek ölümleri, ortalama ömür, doktora gitme sıklığı, tıbbi tetkikler gibi pek çok başlıkta Meksika ve Macaristan’la birlikte listenin son sıralarını paylaşıyor.

Ancak örgüt 0’li yıllarla kıyaslandığında Türkiye’de bazı alanlarda gelişme sağlandığını da vurguluyor.
Read more ...

7 Kasım 2007 Çarşamba

Dejavu’nun Sorumlusu Bulundu Mu?

Yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamış veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu “dejavu”nün, beynin bellek bölgesiyle ilgili olduğu ortaya çıktı.
İnsanların yaşamadıkları, hayali olayları nasıl yaşamış gibi hissettiklerini bulmak için nörologlar, sağlıklı gönüllülerin beyinlerinin MR’larını çekti. Bilim adamları, MR sırasında gönüllüleri, yaşanmış ve hayali anılarıyla ilgili teste tabi tuttular ve bu test sırasında beynin etkin olduğu bölgeleri gördüler. MR sırasında, araştırmaya katılanların, çok emin olarak hatırladıkları konularda beynin yan altında bulunan, bir olayın çok belirgin ve somut birçok ayrıntısını hafızalayan lobdaki beyin faaliyetinde artış olduğu belirlendi.

Katılımcıların emin olduklarını söyledikleri, ancak hayali olduğu belirlenen olayları düşündükleri sırada, beynin üst bölgesinde bulunan ve ayrıntısız biçimde olayların yalnızca anafikrini belleğe alan bölgenin daha etkin olduğu gözlendi. Öncelikle bu bölümdeki anılarını düşünen kişilerin yanlızca kimi olayların genel hatlarını hatırlayabildikleri ve yanılabilecekleri ortaya çıktı.
Duke Üniversitesi’nden nörolog Dr. Roberto Cabeza, insan belleğinin bilgisayarınkine benzemediğini belirterek, insanların sık sık, yaşanmamış olsa bile kimi olayları geçmişte yaşadıklarını sanabildiklerini söyledi.

Cabeza, bu araştırmanın normal yaşlılık sürecinde bellekte oluşan değişikliklerin daha iyi değerlendirilmesi ve Alzheimer hastalığının erken tanısında yararlı olabileceğini bildirdi. Daha önce yapılan araştırmalar, yaşlanıldığında beynin genellikle kesin olayları hatırlama özelliğini genel izlenimleri hatırlamaktan daha hızlı yitirdiğini göstermişti.

Araştırma, Journal of Neurosciences adlı dergide yayımlandı.
Read more ...

Akciğer Kanserinin Gen Haritası Çıkarıldı

Araştırmacılar, akciğer kanserinin gen haritasını çıkarmayı başardı.

Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, 528 kanser tümörünün DNA’sını inceleyen bilim adamları, akciğer kanser tümörleri üzerinde genetik 50’den fazla anormalliği belirleyerek, bu kanserin gen haritasını oluşturdu. Araştırmada, 14. kromozomda bulunan daha önce gözardı edilmiş NKX2-1 geninin kanserden sorumlu olabileceği ortaya çıktı.

Harvard ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü bünyesindeki Broad Enstitüsü’nden Matthew Meyerson, bu incelemelerin akciğer kanserinin gen haritası konusunda benzersiz bir tablo çizdiğini söyledi.
Meyerson, bu çalışmanın başlıca temelleri ve akciğer hücrelerinin büyümesini denetleyen önemli bir genin fark edilmesini sağladığını, bunun akciğer kanserinin teşhisi ve tedavisinde yeni stratejileri değerlendirmenin yolunu açtığını vurguladı.

Araştırmaya imza atanlardan Eric Lander de “akciğer kanserinin genetik haritasının, bilinen bazı şeyleri doğrulayarak bu korkunç hastalığın sistematik bir tasvirini sağladığını, ancak bulmacanın birçok yerinin eksik olduğunu” söyledi.
Akciğer kanseri, diğer birçok kanser türünde olduğu gibi, DNA’daki değişikliklerin sonucu oluşuyor ancak bu değişikliklerin kaynağı ve biyolojik sonuçları halen büyük ölçüde bilinmiyor.
Yılda bir milyondan fazla kişinin yaşamını yitirmesine neden olan akciğer kanseri, dünyada en çok ölüme yol açan kanser türlerinin başında yer alıyor.
Read more ...

Kepek Sorunun Çözümü Bulundu

Uluslararası bilim adamları ekibi, kepeğe neden olan mantarın (fungus) genetik şifresini çözmeyi başardı.

“Malassezia globosa” adı verilen bu mantarın gen yapısının ayrıntılı biçimde bilinmesinin, bu sorunun ortaya çıkmasını engelleyecek daha etkili tedaviler geliştirilmesinde yardımcı olması bekleniyor.

İnsan cildinde yaşayan ve beslenen bu mantarın kaşınmaya ve duruma bağlı olarak pul pul dökülmeye neden olduğunu belirten araştırmacılar, insanların yarısının kepek sorunu bulunduğunu ve erkeklerin daha fazla bu soruna maruz kaldığını kaydediyor. Proctor and Gamble firmasının desteğiyle yürütülen ve Amerikan Ulusal Bilimler Akademisinin bilimsel yayınlarında yayımlanan araştırmaya katılan bilim adamları, insan kafasında ortalama 10 milyon globosa mantarı bulunduğunu belirterek, genetik olarak mayayla bağlantılı olan bu fungusun, ciltte bulunan “sebase” bezlerinin salgıladığı yağ, diğer bir deyişle cilt yağıyla beslendiğinin altını çiziyor.

Yağ ve yağ üreten ölü hücrelerin kalıntılarından oluşan cilt yağı (sebum), saçın ve cildin korunmasına ve su geçirmez olmasına yarıyor, kurumasını, çatlamasını önlüyor. Şifresi çözülen globosa mantarının sadece 4 bin 285 genden oluştuğu ve insan gen sayısının 300’de biri sayısına sahip en basit organizmalardan biri olduğu anlaşılırken, bu mantarın, yaşam için temel olan kendi yağ asitlerini üretme yeteneği bulunmadığı ve bu nedenle insan cilt yağına bağımlı olduğu belirlendi.

Araştırmacılar, bu fungusun “lipase” adlı bir enzim üreterek kepeğe neden olduğunu, mantarın sebumu (cilt yağını) parçalamak için lipase adlı enzimi kullandığını ve böylece oleik asit denilen bir madde ürettiğini tespit etti. Bunun derinin en üst katmanına girdiği ve deri hücrelerinin hassas ciltlerde daha hızlı bozulmasını tetikleyerek kepeğe neden olduğu ortaya çıktı. Fungusun sekiz çeşit lipase ürettiği ve bunların her birinin proteininin yeni kepek tedavisi ilaçları geliştirilmesi için hedeflenebileceği düşünülüyor.

Araştırmacı Dr Thomas Dawson, bu mantarın gen haritasının çıkarılmasının, mantar ile insan etkileşimini anlayabilmek için harika fırsatlar yarattığını söyledi. Bilim adamları, 5 yıl önce globosa mantarının kepeğe yol açtığını keşfetmişti. Ancak bu ana kadar üretilen medikal şampuanlar, mantar enfeksiyonunu kontrol altına alırken, yüzde 100 sonuç alamıyor.
Read more ...

1 Kasım 2007 Perşembe

Hava Kirliliği Erken Doğum Riskini Artırıyor

ABD’de yapılan bir araştırma, büyük oranda motorlu araçların neden olduğu hava kirliliğinin, gebe kadınlarda erken doğum riskini artırdığını ortaya koydu.

Araştırmaya göre, havadaki karbonmonoksit veya parçacık oranının yüksek olduğu bölgelerde yaşayan gebe kadınlarda, temiz bölgelerde yaşayanlara kıyasla yüzde 10 ila 25 arasında bir oranda daha fazla “erken doğum” (37 haftadan önce gerçekleşen doğum) görüldüğü belirtildi. Amerikan Epidemiyoloji Dergisi’nde yayınlanan araştırmada, bu etkinin özellikle hamileliğinin ilk 3 ayında ya da son döneminde “kirli hava” soluyan kadınlarda görüldüğü kaydedildi.

Kaliforniya Üniversitesi Halk Sağlığı bölümü Uzmanı Dr. Beate Ritz ve ekibinin, araştırma kapsamında 2003’de Los Angeles’da doğum yapan yaklaşık 2 bin 500 kadını ayrıntılı olarak değerlendirdikleri bildirildi. Ekibin, kadınlarla yüzyüze görüşmeler yaparak, diğer risk faktörlerinin mi yoksa hava kirliliğinin mi erken doğuma neden olduğu konusunda bilgiye ulaşabildikleri ifade edildi. Ritz, araştırma ekibinin daha önce de karbonmonoksit ve parçacıkların zararları üzerine raporlar hazırladıklarını, ancak yeterli veri olmadığı için erken doğuma neden olup olmadığı konusunda kesin sonuçlar elde edemediklerini kaydetti. Ritz, son çalışmalarının, büyük oranda motorlu araçların neden olduğu hava kirliliğinin erken doğum riskini artırdığı yolundaki daha önceki savlarını doğruladığını söyledi.
Read more ...

Uyku Hapı Sayesinde Komadan Çıktı

Bir uyku hapı, 20’li yaşlarındaki bir genç kızı altı yıllık komadan çıkarmayı başardı.

2001 yılında erkek arkadaşının ikna etmesiyle eroin enjekte ettikten kısa süre sonra komaya giren 23 yaşındaki Amy Pickard, Zolpidem adlı uyku hapının yan etkileri üzerine bir araştırma sayesinde, yeniden hayata dönmeye başladı.

Amy’nin, ilk hapı aldıktan dört hafta sonra, kendi başına nefes almaya başladığı, odasındaki objelerin ve güçlü tadı olan yiyeceklerin farkına varıp kelimeler kurmaya başladığı belirtiliyor. Deney kapsamında 360 hastaya Zolpidem tedavisi uygulanmaya başlandı. Hastaların yüzde 60’ının yaşam belirtisi göstermeye başladıkları açıklandı.
Read more ...

Sihirli Kurşun İle Kanser Hücreleri Yok Edilmeye Çalışılıyor

İngiliz araştırmacılar sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri yok eden tedavi yöntemini insanlar üzerinde denemeye başlayacak. Sihirli kurşun adı verilen yöntem üzerinde 11 yıldır çalışılıyordu.

İngiliz bilim adamları, dünyada ilk kez, sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri yok edebilen bir tedavi yöntemi geliştirdi. Kemoterapi ve radyoterapiye oranla çok daha etkili olduğu belirtilen yeni tedavi, şimdilik fareler üzerinde başarı sağladı. İnsanlar üzerinde denemelerse gelecek yıl başlayacak.
İngiltere’deki Newcastle Üniversitesi’nde 11 yıldır süren çalışmalar kanser tedavisinde umutlandıran sonuçlar verdi.

Yumurtalık Kanserini Yok Ettiler
Bilim adamları sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri yok edebilen bir tedavi geliştirdiklerini duyurdu. Yeni tedavi yöntemi, fareler üzerinde çok başarılı sonuçlar verdi. Uzmanlar, farelerde yumurtalık kanserini yok etmeyi başardı.

Sırada Akciğer, Prostat ve Safra Kesesi Kanseleri Var
Yeni yöntemin asıl umut verici tarafıysa, insanlarda akciğer, prostat, safra kesesi kanseri ve göz tümörlerinin tedavisinde kullanılabilecek olması.Yöntemde, vücudun doğal savunma sisteminin bir parçası olan antikorlar hastaya enjekte ediliyor. doğrudan tümörü hedef alan antikorlar, ultraviyole ışığa maruz kaldıklarında harekete geçiyor ve sağlıklı hücrelere dokunmadan kanserli hücreleri yok etmeyi başarıyor.Bilim adamları, bu özelliği nedeniyle tedaviyi “sihirli kurşun” olarak nitelendiriyor.

İnsanlarda Gelecek Yıl Denenecek
Sağlıklı hücrelere de zarar veren, yan etkileri bulunan radyoterapi ve kemoterapiyle kıyaslandığında kanser tedavisinde yepyeni bir aşama olarak görülen yöntemin insanlar üzerinde denenmesineyse gelecek yıl içinde başlanması bekleniyor.
Read more ...

Erkeklerde Cinsel Sorun, Sosyal Hayatı Etkiliyor

Psikiyatrist Dr. Levent Soylu, özellikle erkeklerin cinsel sorunlarının çok büyük bölümünün yanlış cinsel inanış, yanlış bilgilendirilme ve cinsiyet rollerinin sosyokültürel yansımaları ile ilgili olduğunu söyledi.

Cinsel yaşam sorunları, kendine güvensizlik ve sosyal hayata uyum sağlayamama gibi olumsuzları tetikliyor. Psikiyatrist Dr. Levent Soylu, sorunun farkına vararak doktora başvuranlarda psikolojik konumun etkisinin yüksek bulunduğunu belirterek, özellikle işe bağlı aşırı stres, ilişki sürecinde başarısızlık düşüncesinin yarattığı sıkıntı, depresyon, kötü bir çocukluk dönemi ve cinsel bilgisizliğin bunda etkili olduğunu ifade etti. Erkeklerde yaşanan en önemli cinsel sorunlar arasında, erken boşalmanın ilk sırada yer aldığını anlatan Soylu, şunları söyledi:
“Hekimlere başvuran hastaların çok büyük bir yüzdesi, erken boşanma sorunu yaşadığını ifade ediyor. Yapılan araştırmalara göre, erkeklerin üçte biri bu sorunu yaşıyor. Ancak, hekimlere başvuranların çoğunluğunu sertleşme sorunları yaşayanlar oluşturuyor. Erken boşalma yaşayanlar, çoğunlukla dikkatini başka yere verme, geciktirici krem kullanma gibi yöntemlere başvururlar. Ancak bu sorunu çoğunlukla çözmediği gibi, alınan zevki de büsbütün azaltmaktan başka bir işe yaramaz. Cinsel hayatta yaşanan sorunlar, kendine güvensizlik ve sosyal hayata uyum sağlayamama gibi olumsuzlukları tetiklemektedir. Bu nedenle sorun ihmal edilmemeli ve uzmana başvurmaktan çekinilmemelidir.”

Soylu, cinsel sorunların önemli bölümünün psikolojik nedenlerden kaynaklandığını, bunlar arasında sıkıntı, stres gibi nedenlerin erken boşalmanın ortaya çıkmasına katkıda bulunduğunu vurgulayarak, tedavisinin ise çok kolay olduğunu söyledi. Soylu, ayrıca, eşle olan genel ilişkinin de cinsel ilişkiyi etkilediğini kaydetti.Soylu, sosyokültürel düzeyi yüksek ve cinsel kültürünü sorgulayıp olumlu yönde değiştirebilme yeteneğini sergileyen kişilerin çok kısa sürede, önerilen bazı egzersiz ve bilgilendirmelerle erken boşalma sorununu kısa sürede çözümleyebileceklerini sözlerine ekledi.
Read more ...

Her 8 Kişiden Birinin Beyninde Anormallik Var

Hollanda’da yapılan bir araştırmada, sağlıklı her 8 kişiden birinin beyninde teşhis edilmemiş “anormallik” bulunduğu tespit edildi.
Rotterdam’daki Erasmus MC Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Meike Vernooij başkanlığındaki ekibin araştırmasında, sağlıklı 45 yaş üstü 2000 kişinin beyinlerine MRI taraması yapıldı.
Bunun sonucunda, araştırmaya katılanların yüzde 13’ünün beyninde bazı anormalliklerin bulunduğu tespit edildi. Bunlardan yüzde 7’sinde pıhtı saptandı ancak bunların belirti vermeyecek kadar küçük olduğu belirtildi. Deneklerin yüzde ikisinde anevrizma denilen, damarlarda çok fazla genişlemesi halinde çatlamayla sonuçlanarak felce yol açabilecek şişlik olduğu belirlendi. Ancak saptanan 35 anevrizmadan 32’sinin çok küçük olduğu bildirildi.

New England Journal of Medicine dergisinde yayınlanan araştırma çerçevesinde yapılan taramalarda, 32 kişide tümör saptandı ancak bunların hepsinin zararsız olduğu belirtildi. Araştırmaya katılan 13 kişinin beyninde ise birden fazla “anormalillik” bulunduğu bildirildi. Araştırmacılar, MRI görüntülerinin daha detaylı hale gelmesiyle “beyindeki küçük anormalliklerin saptanmasının” daha kolay olacağını ve böylece doktorların bunlardan hangilerinin göz ardı edilebilir nitelikte olduğunu daha kolay anlayabileceklerini söylediler.
Read more ...

İştahınızı Kesmek İçin Leptin Hormonu

Bir süredir zayıflama deneylerinde kullanılan leptin hormonunun, şişmanların iştahını kesmekte kullanılabileceği açıklandı.

ABD’nin Los Angeles kentindeki Semel sinir bilimleri enstitüsü uzmanları, genetik bozukluk yüzünden organizmaları leptin üretmeyen üç şişmanın yüksek kalorili yemekler karşısındaki iştahını kesebilmek amacıyla kendilerine leptin zerk ederek gözlemde bulundu.

Deneklere burger, pizza, kızarmış tavuk gibi ağızlarını sulandırıcı yemekler gösterildi ve o sırada kendilerine leptin zerk edilirken beyin faaliyetleri manyetik rezonans (MR) tekniğiyle görüntülendi. Bu deney leptinli ve leptinsiz olarak tekrarlandı ve MR sonuçları kıyaslandığında, leptin enjeksiyonunun açlık hissini ve iştahı azalttığı belirlendi. Hormon yokken, yemek resimleri açlık hissini artırıyordu. Profesör Edythe London, bu sonuçların, obezite ve diğer metabolizma sorunlarının tedavisinde yeni yöntemler geliştirilmesinin yolunu açabileceği yorumunu yaptı.
Read more ...

29 Ekim 2007 Pazartesi

Sigara İçen Annenin Çocuğunda Obezite Riski

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre, sigara tiryakisi annelerin, hatta sadece gebeliğin başında sigara içenlerin çocukları, diğerlerine göre, yaklaşık üç kat fazla obez olma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.

Yamanashi Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yürütülen araştırmanın sonuçlarıyla ilgili olarak hekimler tam bir bağlantı kuramasalar da bazıları tiryaki annelerin bebeklerinin, plasentadayken yeterli beslenemediği teorisini ortaya attılar.

Sigara tiryakisi annelerin çocuklarının obezite riski artıyor. Profesör Zentaro Yamagata başkanlığındaki bir ekip tarafından yürütülen ve 1400 kadın ile çocuklarının 10 yaşına kadar izlendiği araştırmada, gebeliğin ilk üç ayında, hatta sadece en başında sigara içen annelerin çocukları, sigara içmeyen annelerin çocuklarına oranla 2,9 kez daha fazla obezite riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Araştırmada ayrıca, annesi hamilelik döneminde kahvaltı etme alışkanlığı olmayan bir çocuğun kilo sorunuyla karşılaşma riskinin de 2,4 kez fazla olduğu ortaya çıktı.

Prof Yamagata, araştırma sonuçlarıyla ilgili olarak, “Sonuçlar, gebelik sırasında, hatta sadece en başında sigara içmenin, çocukların sağlığı üzerinde yaşamlarının uzun bir dönemi boyunca etkileri olabileceğini gösteriyor” diye konuştu. Araştırmacıların, gebelik sırasında kötü beslenen çocukların, doğumdan sonra gıda stoklayabileceği şeklinde bir spekülasyonda bulunabileceklerini belirten Yamagata, “Ancak, bunun doğru olup olmadığını bilmiyoruz. Önemli olan sigarayı bırakmak” dedi. Prof Yamagata, dünyada tütün kullanımı ile çocuk obezliği arasındaki bağı gösteren başka araştırmalar da bulunduğunu, ancak ilk kez bir grup çocuğun doğumundan 10 yaşına kadar bu araştırmanın konusu olduğunu söyledi.
Read more ...

23 Eylül 2007 Pazar

Ülserin Mucidinden Aşı Müjdesi

Ülserin nedenini bulan ve bu nedenle Nobel Ödülü kazanan Prof. Dr. Barry Marshall, Türkiye’ye geldi. “İkinci Nobel’i de geliştireceğim aşıyla almak istiyorum” diyen Prof. Dr. Marshall, ülser aşısının 3 yıl sonra insanlarda deneneceğinin müjdesini verdi.

Türkiye’de her 10 kişiden 8’i, Avrupa’da ise her 10 kişiden 4’ü “Helikobakter Pylori” adlı bakteriyi taşıyor. “Helikobakter Pylori”; gastrit, mide ülseri, oniki parmak bağırsağı ülseri ve mide kanserinin en önemli nedeni olarak gösteriliyor. Bu bakteri, kirli içme suları sebze ve meyvelerle bulaşıyor. “Helikobakter Pylori”nin ülsere neden olduğunun saptayarak yüzyılın en önemli keşiflerinden birini yapan ve bu çalışması nedeniyle Nobel Tıp Ödülü kazanan Avustralyalı Prof. Dr. Barry Marshall, deneyimlerini Türk meslektaşlarıyla paylaşmak için Türkiye’ye geldi.
Bu önemli keşfi 25 yıl önce gerçekleştiren 55 yaşındaki Prof. Dr. Marshall, tezini kanıtlayabilmek için “Helikobakter” mikrobu içeren bir çözeltiyi içmekten de kaçınmadığını söyledi.
Bakteriyi Kendime Bulaştırdım
Marshall, “Ülsere asit fazlalığının, stresin ve sigaranın neden olduğu sanılıyordu. Bazı bilimadamları buna din gibi inanıyordu. Bunun ‘Helikobakter Pylori’den kaynaklandığını keşfedince bize inanmadılar. Hastamızın midesinden ‘Helikobakter Pylori’ örneği alıp, bir çözeltiye katarak içtim ve hastalandım. Daha sonra da antibiyotikle kendimi tedavi ederek, tezimi kanıtladım” dedi.

Gözünü İkinci Nobel'e Dikti
“Helikobakter Pylori”nin ülsere neden olduğunu keşfeden Prof. Dr. Marshall, arkadaşı Dr. Robin Warren’le birlikte 2005 yılında Nobel Ödülü almayı başardı.

Ülser Tarihe Karışacak
Şimdiki hedefinin ikinci kez Nobel Ödülü kazanmak olduğunu ifade eden Marshall, “Nobel’i kazanmak benim için cennete gitmek kadar önemli. ‘Helikobakter Pylori’ye karşı bir aşı geliştirirek, Nobel’i ikinci kez almak istiyorum. ‘Helikobakter Pylori’nin DNA haritasını çıkarmak için uğraşıyoruz. Geliştirdiğimiz aşı 3 yıl sonra insanlarda denenebilecek. Aşı hazır olduğunda hem çocuklara hem de yetişkinlere uygulanacak. Bizden sonraki kuşak bir daha bu hastalıkla uğraşmayacak” diye konuştu.
Prof. Dr. Barry Marshall, Türkiye’de “Helikobakter Pylori” oranını azaltmak için hükümetin temiz su sağlamak için altyapı yatırımlarına ağırlık vermesi gerektiğini de vurguladı.
Read more ...

Doğal Yollarla Güzelleşmenin Sırları

Her alanda karşımıza çıkan doğal ürünler, son dönemde özellikle kozmetik ürünlerinin içeriklerinin de büyük bölümünü oluşturuyor. Buzdolaplarımızın vazgeçilmez besinleri, aynı zamanda inanılmaz birer güzellik silahına dönüşüyor.

Eğer doğal kozmetik deyince aklınıza sadece "bio-reyonlar" geliyorsa, size yanıldığınızı hatırlatmak isteriz. Çünkü son dönemde birçok kozmetik markasının ürün içeriği neredeyse bir süpermarket alışveriş listesi kadar çeşitli. Mutfaklarımızın vazgeçilmezleri üzüm, mango, bal, Hindistan cevizi, zeytinyağı güzelliğin hizmetinde.

Özellikle zeytinyağı sadece yemeklere kattığı lezzetle değil tedavi edici özelliğiyle de biliniyor. İçindeki bakım yapan besin maddeleri, alerjik ya da çok hassas ciltler için bile rahatlıkla kullanılabildiğinden pek çok üründe yer alıyor. Zeytinyağı, kuru ciltlerin bakımının yanı sıra saç ve saç derisi bakımında da kullanılıyor. Zeytinin çekilmiş çekirdekleri de yumuşak bir cilt peeling'i için şimdilerde ürünlerde yer alıyor.

Üzüm suyu, pirinç, salatalık
Üzüm suyu da güzelliğin yeni iksiri olarak bakım ürünlerinde sıkça kullanılıyor. Bileşimindeki polifenoller cilt için birer gençlik mucizesi olarak kadınların hizmetine sunuluyor. Üzümdeki OPC fenolleri, cilt kırışıklıklarının en büyük nedenlerinden biri olarak gösterilen serbest radikaller üzerinde etkili. Kırmızı üzüm de gerginleştirici ve hücre yenileyici özelliklerinden dolayı kozmetikçilerin tercihleri arasında yer alıyor.

Cilt yenilenmesinde etkili bir başka besin maddesi de pirinç. "Mikro-dermasion" peeling etkisiyle cildi pürüzsüzleştiriyor. Salatalık ekstresi ya da aloe vera ise cildi rahatlatırken aynı zamanda tazelik hissi veriyor.
Ve bal... Sadece benzersiz tadıyla sofralarımıza konuk olmuyor, aynı zamanda cilt kuruluğunda ve elastikiyet kaybında kadınların imdadına koşuyor. Eğer kendinizi günün stresinden arındırmak istiyorsanız, o zaman ölüdeniz tuzuyla kaybettiğiniz mineralleri yeniden kazanmanız da mümkün.

Magnezyum iyi uykuya birebir
Artık rahat bir uyku çekebilmek için ilaçlara ihtiyacınız yok. Eğer gündüzleri içtiğiniz kahveden vazgeçmenize, saat 20.00'den sonra egzersiz yapmayı bırakmanıza ve uyku maskesi kullanmanıza rağmen bir türlü uyuyamıyorsanız, o zaman vücudunuzun magnezyuma ihtiyacı var demektir. Bir doz magnezyum sizi rahatlatır, uyumanıza yardımcı olur ve kendinizi sürekli yorgun hissetmenizi engeller.

Doktorlar sağlıklı kemikler ve kaslar için de günde en az 270 mg. magnezyum alınmasını öneriyor. Magnezyum ihtiyacını ayrıca yeşil sebze, balık ve fındık yiyerek de gidermek mümkün.
Read more ...

21 Eylül 2007 Cuma

Dikkat! Cep Telefonu Sağırlık Nedeni

ABD’de düzenlenen bir kulak burun boğaz konferansında, günde bir saatten fazla cep telefonuyla konuşmanın işitme kaybına yol açabileceği belirtildi.

ABD’de bu hafta yapılan bir kulak-burun-boğaz konferansında sunulan araştırmada, cep telefonunu çok kullananların, özellikle yüksek frekanslı sesler sayılan s, f, h, t ve z ile başlayan kelimeleri anlamakta güçlük çektikleri belirlendi.

Daily Mail’in internet sitesindeki habere göre, araştırma, 18-25 yaş arasındaki 100 cep telefonu kullanıcısıyla kullanmayan 50 kişi karşılaştırılarak yapıldı. Araştırma sonucunda, 4 yıldan fazla bir süre günde bir saati aşkın cep telefonu kullananların sesleri ayırt etmede güçlük çektikleri belirlendi. Bilim adamları, sorunun özellikle çoğu insanın kullandığı sağ kulakta görüldüğünü belirttiler.

Hintli kulak-burun-boğaz uzmanı Nareş Panda, işitme kaybının sebebinin uzun süre cep telefonu kullanımından kaynaklanan radyasyonun iç kulakta tahribata yol açması olabileceğini söyledi. Panda, araştırmanın teyit edilmesi için daha çok sayıdaki denek arasında yapılması gerektiğini vurguladı.
Read more ...

Kanserin Tedavisinde Sonlara Doğru Yaklaşılıyor

ABD’de, bünyesi kansere dirençli kişilerden alınan ’süper güçlü’ hücrelerin hastalara nakliyle kanserin alt edilmesine yönelik çalışmalar, büyük umut vaatediyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin ’hücre nakli’ için izin verdiği araştırmaların başındaki Dr. Zheng Cui, "İki yıl içinde kanseri tamamen iyileştirmeyi umut ediyoruz" dedi.

BİLİM dünyasında büyük umut vaateden haber, Wake Forest Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Zheng Cui’nin araştırmaları üzerine geldi. Cui, bazı insanların bağışıklık hücrelerinin, kanseri yenmekte diğerlerinden 50 kat güçlü olabileceğini laboratuvar deneyleriyle gösterdi. New Scientist Dergisi’nin son sayısında bu araştırması yayımlanan Dr. Cui, daha önceki bir çalışmasında farelerdeki bağışıklık hücrelerinin diğer farelerdeki tümörleri iyileştirdiğini kanıtlamıştı.

DENEYLER ÇOK BAŞARILI
Donörlerden alınan ’granülosit’ adlı kanser-öldürücü bağışıklık sistemi hücreleri kullanılarak, hastaların vücutlarının kanserle savaşma gücünün önemli ölçüde artacağını gösteren Dr. Cui’nin son araştırması, kanserin iyileştirilmesi konusundaki umutları artırdı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi FDA, 22 hastasına süper-güçlü grönülositler enjekte etmesi için Dr Cui’ye geçen hafta izin verdi. İznin ardından Dr. Cui, şöyle konuştu: "Klinik öncesi deneylerimiz olağanüstü başarılı oldu. İnsanlarda işe yararsa iki yıl içinde kanserin tedavisini başarabiliriz."

TEKNOLOJİ YETERLİ
Dr. Cui, bu teknolojinin, son derece hızla hastaların hizmetine gireceğinden de emin; çünkü kandaki granülositleri çıkartmak için kullanılan teknoloji, hastanelerde diğer kan bileşenleri olan plazma ve trombosit ayrıştırmak için kullanılan teknoloji ile aynı.

Güçlüler, kanseri 24 saatte öldürdü!

Bulgularını geçen hafta Cambridge’de sunan Dr. Cui, bazıları kanserli 100 kişiden granülosit aldı. En güçlü hücreler 24 saat içinde kanser hücrelerinin yüzde 97’sini, zayıf olanları yalnızca yüzde 2’sini öldürebildi. 50 yaş üzerindeki donörlerin hücrelerinin yeteneği ortalamanın altında; bunlardan kanserli olanların ise daha da düşük çıktı.

Stres, çok önemli etken!

DR. Cui, araştırmaları sırasında, bir kişinin bağışıklık sisteminin kanserle savaşma gücünün, ne kadar stres altında olduğuna bağlı değiştiğini de fark etti. Cui’nin ilk deneyleri, kanserli hastalara güçlü granülositler nakletmenin mümkün olduğunu gösterdi. Dr. Cui, teorik olarak hücre nakline bağlı öldürücü ’Graft-versus-host’ hastalığı riskini en aza indirmek için çalışıyor.
Read more ...

19 Eylül 2007 Çarşamba

Göktaşı Düşen Peru Köyünde Gizemli Hastalık

Peru’da küçük bir köyün sakinleri, geçen Cumartesi köy yakınlarına bir göktaşı düşmesinden bu yana gizemli bir şekilde bulantı ve baş ağrısından yakınıyor.
Caranca köyünün bağlı olduğu Puno bölgesinin sağlık müdürü Jorge Lopez, köy sakinlerinin mustarip oldukları baş ağrısı ve bulantının, göktaşının açtığı kraterden gelen tuhaf kokudan kaynaklandığını belirtti.
Cumartesi büyük bir ateş topu şeklinde köy yakınına düşen meteorit, bölge halkının paniğe kapılmasına yol açan bir yer sarsıntısına da neden oldu. Krateri incelemeye giden 7 polis memuru da rahatsızlanarak, hastanede tedavi altına alındı. Yerel yetkililer, 30 metre çapında ve 6 metre derinliğindeki kraterden kaynar su çıktığını ve çevresinde kaya parçaları ile kül bulunduğunu belirterek, göktaşının düştüğü yere bir kurtarma ve uzmanlar ekibi gönderildiğini kaydettiler. Meteoritin düşüşünü anlatan görgü tanıkları da bir ateş topu gördüklerini ve alevler içinde bir uçağın düşmekte olduğunu düşündüklerini belirttiler.

Read more ...

Türk Hocamızdan Çok Önemli Buluş

ABD'nin Connecticut Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Nejat Olgaç ve başında bulunduğu araştırmacıların, kök hücreler üzerinde araştırmalara hız getirecek yenibir yöntem geliştirdiği öğrenildi.

Connecticut Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Nejat Olgaç, AA'ya yaptığı açıklamada, “Buluşumuz sadece kök hücre konusunda değil, aynı zamanda tüp bebek ve klonlama sahalarında da çok etkili ve pratik klinik uygulamaları beraberinde getirecek” dedi.

Olgaç'ın verdiği bilgiye göre, rotasyonel-titreşimli hücre delici “Ros-Drill” olarak isimlendirilen bu buluş sayesinde araştırmacılar, fareler üzerinde yapılan biyolojik testlerde oldukça “hızlandırılmış, yüksek hassasiyette ve otomatik duruma getirilmiş tüpte” yavru yetiştirme ve klonlama sonuçları gözlemlediler.“ Bu buluş kök hücre çalışmalarında çok kritik bir açığı kapatmakta” diyen Olgaç, yeni teknolojinin laboratuar çalışmalarını son derecede hızlandıracağını bildirdi.

Olgaç, çalışmalarının teknoloji ağırlıklı özetini geçen ay “Journal of Biomedical Microdevices” adlı bilim dergisinde yayınladığını söyledi. Olgaç, buluşunu bu yıl mart ayında Connecticut'ta düzenlenen uluslararası kök hücre konferansında da tanıttığını ve aralarında dünyada ilk kez koyun klonlaması yapan Prof. Dr. Ian Wilmut'un da bulunduğu araştırmacıların yeni yöntemin son derece değerli bir katkı olduğunu ifade ettiklerini dile getirdi.

Konuyla ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Read more ...

17 Eylül 2007 Pazartesi

Boğulmada İlkyardım

Katı cisimle oluşan ancak tam tıkanmanın gerçekleşmediği boğulmada kişinin kendi refleksleriyle sorunu halletmesi beklenir. Çünkü müdahale edilirse tıkanıklık artabilir, bu nedenle kişiyi sakinleştirip öksürmeye teşvik etmek en doğru yaklaşımdır.
Ancak tam tıkanma varsa hastanın arkasında durup bir elle göğsünü destekleyerek öne eğilmesini isteyin. Diğer elinizin topuğuyla hastanın kürek kemiklerinin ortasına 5 kez kuvvetle vurun. Tıkanıklık açılmaz ise Heimlich manevrasına geçmek gerekir.

Heimlich Manevrası

  • Hastanın arkasına geçip sarılın

  • Bir elinizi yumruk yapıp hastanın göğüs kemiği ile göbeği arasına yerleştirin. Diğer elinizle bu yumruğu tutup 5 kez içe ve yukarı doğru ani baskı uygulayın

  • Tıkanıklık açılınca işlemi durdurun

  • Heimlich manevrası iç organlara zarar verebileceği için dikkatli olunmalıdır Hastayı sağlık kuruluşuna yönlendirin
Tıkanıklık açılmadıysa

  • Tekrar sırta vurun

  • Bu işlemleri 5’er kez olacak şekilde dönüşümlü olarak tekrarlayın

  • Bilinç kapanırsa temel yaşam desteği uygulayın
Suda Boğulmada İlkyardım
Mümkünse kişiyi suya girmeden kurtarın. (Elbisesinden çekin, can simidi, ip vb.. atın) Boğulmakta olan kişi panik içinde kendini kurtarmak isteyenlere sarılır ve onu da boğabilir. Ancak özel eğitimi yani cankurtaran lisansı bulunanlar suya girip boğulan kişiyi kurtarabilirler.

Bilinç Açıksa
  • Kanaması varsa tampon yapın. Kırık varsa hareket ettirmeyin

  • Sudan yatay halde çıkarın

  • Kurulayın, ısıtın

  • Ambulans çağırın
Normal solunum yoksa
  • Sudan hemen çıkarın veya sudayken suni solunuma başlayın

  • Ambulans çağırın


Solunum normalse
  • Kanaması varsa tampon yapın

  • Kırık varsa hareket ettirmeyin

  • Sudan yatay halde çıkarın

  • Kurulayın, ısıtın

  • Ambulans çağırın
Read more ...

16 Eylül 2007 Pazar

3 Boyutlu Yüz Tarama ile Hastalıklara Erken Teşhis

3 boyutlu yüz tarama cihazları çocuklardaki genetik hastalıkların teşhisini hızlandırabilir.

Down sendromu gibi genetik hastalıkların daha erken teşhis edilmesi mümkün olacak. İngiliz bilimadamlarına göre; 3 boyutlu yüz taraması yapan yeni bir yazılımla bu hastalıkların belirlenmesi artık çok daha kolay olacak.

Yüz hatlarını 700’den fazla genetik sendrom etkiliyor ama bunların pek azının tespiti mümkün oluyor. Ancak yeni yazılımda elde edilen 3 boyutlu tarama, hafızada bulunan normal koşullardaki taramalarla karşılaştırma yapma imkanı tanıyor bu da çocukların yüz hatlarındaki ufak anormallikleri ve oransızlıkları hemen seçiyor.
Read more ...

15 Eylül 2007 Cumartesi

Cep Telefonları Kanser Riski Taşıyor

Cep telefonu kullanımı ve baz istasyonlarının uzun dönemde kansere yol açma ihtimalinin bu aşamada “göz ardı edilemeyeceği” belirtildi.

İngiltere’de hükümet ve iletişim endüstrisinin birlikte yürüttüğü 6 yıllık araştırmanın sonucunda, kısa sürede cep kullanımının kansere yol açma ihtimali olmadığı belirlenirken, uzun dönemde bu riskin “göz ardı edilemeyeceği” vurgulandı.

Uzun dönemde cep telefonu kullanımı ve kanser riskini araştırmak için yürütülen “Mobil Telekomünikasyon ve Sağlık Araştırma Programı”nın 10 yıla uzatılması kararlaştırıldı. Ayrıca 6 yıllık program sırasında araştırılmayan cep telefonu kullanımının çocukların sağlığı üzerindeki etkilerinin de araştırmaya dahil edilmesi kararlaştırıldı.

Söz konusu 6 yıllık program sırasında cep telefonları ve baz istasyonlarının sağlıkla ilgili etkileriyle ilgili 23 araştırma yapıldı. Araştırma ekibi, cep telefonu kullananlar arasında beyin ve kulak (akustik nevroma) kanserine yakalanmada küçük bir artış görüldüğünü, “bunun istatistiksel olarak önemli olma ile olmama arasındaki sınırda bir bulgu olduğunu” kaydetti.

Sonuçları açıklamak için basın toplantısı düzenleyen araştırma programının başkanı Lawrie Challis, araştırmaya katılanlardan çok azının 10 yıl ya da daha uzun süre cep telefonu kullanmış olduğunu belirtti ve kanserin normal olarak 10 ila 15 yılda ortaya çıkan bir hastalık olduğuna dikkati çekti. Challis, bu nedenle, bu aşamada cep telefonu kullanımı nedeniyle, “Birkaç yıl içinde kanser ortaya çıkma ihtimalini reddedemeyiz” dedi. Şimdi tavsiyede bulunmanın hükümete düşen bir görev olduğunu belirten Prof. Challis, daha fazla araştırma yapılması gerektiğini kaydetti.

İlk başlarda sigara ile akciğer kanseri arasında ilişki kurulmamış olduğunu hatırlatan Challis, buna rağmen genel olarak cep telefonlarının önemli bir sağlık riski oluşturmadığına ilişkin kanıtın “yeterince güven tazeleyici” olduğunu söyledi.Çocukların radyo frekansının yaydığı radyasyona karşı yetişkinlerden daha hassas olabileceğine işaret eden Challis, Danimarka, Finlandiya, İsveç ve İngiltere’de 200 bin kişiyi kapsayan ikinci bir araştırma yapmakta olduklarını söyledi.
Read more ...

Karpal Tünel Sendromunu Duydunuz Mu?

Karpal tünel sendromu, parmaklarda, parmak uçlarında, elde ve bazen kolda hissedilen karıncalanma, uyuşukluk, güçsüzlük veya ağrı semptomlarına denir.
Bilekteki median sinirinin üstüne fazla baskı olduğunda bu semptomlar ortaya çıkar. Karpal tünel sendromu, median sinirin üzerine baskı yaparak kan geçişini engelleyen durumlar ya da hareketler nedeniyle ortaya çıkar.

Karpal tünel, bilek kemikleri (karpal kemikler) ve ligamentten oluşan küçük bir kanal ya da “tünel” dir. Ön koldaki median siniri ve tendonlar, karpal tünelin içinden geçerek ele ulaşır. Tendonlar, tüp şeklindeki dokularla (tendon kılıfı) çevrelidir. Median sinir, baş parmağın bazı hareketlerini kontrol eder. Bu sinir baş parmağın büyük bölümünü, işaret parmağını, orta parmağı ve yüzük parmağının bir kısmını hissedebilmenizi de sağlar.

Semptomları Nelerdir?
Karpal tünel sendromunun ne çok görülen belirtileri; parmaklarda ve nadiren avuç içlerinde karıncalanma, uyuşukluk, güçsüzlük ve ağrı hissedilmesidir. Semptomlar genellikle median sinirin kontrolünde olan başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının yarısında ortaya çıkar.

Eğer serçe parmağınızda hissettiğiniz bir semptom yoksa karpal sendromdan şüphelenilebilir çünkü serçe parmak farklı bir sinir tarafından kontrol edilir. Semptomları öncelikle geceleri fark edersiniz ve elinizi sallayarak rahatlayabilirsiniz.

Nasıl Teşhis Edilir?
Karpal tünel sendromu tıbbi geçmişiniz, fiziksel muayenenizin sonuçları ve diğer testlerin neticelerine göre teşhis edilir. Doktorunuz, tıbbi geçmişinizle ilgili bilgi sahibi olurken size, artrit, hipotiroid, diyabet hastası veya hamile olup olmadığınızı sorabilir (Hamile kadınların %25-30’unda karpal tünel sendromu görülür).

Doktorunuz yakın zamanda bilek, kol, ya da boynunuzdan bir sakatlık yaşayıp yaşamadığınızı da öğrenmek isteyebilir. Günlük aktivitelerinizin yanı sıra, bazen yaptığınız aktiviteler de tıbbi geçmişinizin önemli bir parçasıdır. Fiziksel muayenenizde duygularınızın ve gücünüzün durumuna, boynunuzun görünüşüne, omuz, kol, bilek ve ellerinize bakılır.

Doktorunuz;
  • Eğer sağlık durumunuz semptomlarınızın oluşmasına neden oluyorsa, kan testi,
  • Sinyallerin, median sinire normal bir şekilde ulaşıp ulaşmadığını öğrenebilmek için sinir sistemi testi yapılmasını,

  • Karpal tünelin büyüklüğünü, şeklini ve bazı özel durumlarda, boynunuzun durumunu değerlendirmek için röntgen çekilmesini isteyebilir.
Nasıl Tedavi Edilir?
Ameliyat dışındaki tedavi yöntemleri genellikle bilek ve elde hissedilen baskı ve ağrıyı iyileştirebilir. Karpal tünel sendromunun belirtilerinin hafif olduğu durumlarda, yaptığınız bazı hareketleri değiştirmeniz faydalı olabilir. Eğer uyguladığınız bir faaliyetin, semptomlarınızı kötüleştirdiği fark ederseniz bu aktiviteyi daha az yapmayı tercih edebilirsiniz, böylece hareket tekrarları arasında dinlenmek için zamanınız olur. Düzenli olarak yaptığınız aktiviteleri değiştirmeyi de deneyebilirsiniz.

Ayrıca geceleri bileğinizin düz durmasını sağlayacak bir bandaj kullanabilirsiniz.. Ellerinizi esnetmeniz ve güçlendirmeniz de yararlı olabilir. Eğer evde uyguladığınız tedavi yöntemlerine rağmen semptomlarınız devam ederse bir uzmana başvurabilirsiniz. Doktorunuzun ilaçlı tedavi uygulayabilir ya da karpal tünel sendromuna sebep olan rahatsızlıkları tedavi eder.Ameliyat, karpal tünel sendromunu tedavi etmek için uygulanan bir diğer yöntemdir. Fakat bu yöntem hareket kabiliyetinin kısıtlandığı veya karpal tünel sendromunun, 3 ila 12 ay boyunca denenen tedavilere rağmen geçmediği durumlarda uygulanabilir.
Ameliyat işleminde karpal tünelin üst tabakasını oluşturan ligament kesilerek, tünelin içinde daha fazla yer açılmış olur ve median sinir üstündeki baskı azaltılmış olur. Ameliyat (karpal tünel dekompresyonu), genellikle faydalı olan bir tedavi yöntemidir fakat bazı vakalarda, uyuşukluğu ve ağrıyı tam olarak iyileştirmez. Durumunuz erken teşhis edilirse semptomların düzelmesi ve median sinirde oluşabilecek kalıcı hasarlar önlenmiş olur.

Nasıl Önleyebilirim
Karpal tünel sendromundan korunmak için; sağlıklı bir kiloda olmanız, sigara içmemeniz, güçlenmek ve esnek olmak için egzersiz yapmanız gerekir. Artrit ya da diyabet gibi kronik bir hastalığınız varsa doktorunuzun tavsiyelerine uyarak sağlığınızı kontrol altında tutun. Elinizi kullanarak gerçekleştirdiğiniz sürekli tekrarlayan, stresli faaliyetlerde bulunuyorsanız, zaman zaman mola vererek bileklerinizi düz konumda tutmaya çalışın (Bir bardağı tutarken bilekleriniz düz konumdadır).

Eğer sizde de karpal tünel sendromunun semptomları varsa, parmak, el veya bileklerinizi zorlayan hareketleri yapmayı azaltın veya tamamen bırakın ve yapmanız gereken hareketi sizi zorlamayacak başka bir şekilde yapmaya çalışın.
Read more ...

13 Eylül 2007 Perşembe

C Vitamini Kanseri Engelliyor

ABD’nin Baltimore kentindeki Johns Hopkins Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, C vitamini ve diğer antioksidanların “HIF-1” adı verilen proteini nötralize ederek, bazı kanserli tümörlerin gelişimini engellediği belirlendi.

Karaciğer kanseri gibi hızlı gelişen kanserlerin, çevrelerindeki tüm oksijeni yakarak büyük enerji tükettikleri için yaşamlarını sürdürebilmeleri HIF-1 adı verilen proteine bağlı bulunuyor.

Yaklaşık 10 yıl önce ABD’li araştırmacılar tarafından keşfedilen bu protein, hücrelerde kullanıma hazır oksijeni dengeliyor. Ancak, bu protein serbest kökleri ve çok reaktif bir molekül olmadan faaliyet gösteremiyor. Serbest köklerinse yaşlanmada rol oynadığı sanılıyor.
C vitamini gibi antioksidanlar, bu serbest kökleri imha ediyor ve HIF-1’i nötralize ederek kanserli tümörün gelişimini engelliyor. Kanserolog Profesör Dr Chi Dang ve ekibi, antioksidanların harekete geçirdiği bu mekanizma sayesinde, bunların tedavi edici etkilerinin azami düzeye ulaştırılabileceğini belirtiyorlar. Yaklaşık 30 yıl önce Nobel Tıp Ödülü sahibi Dr. Linus Pinus, ilk kez C vitamininin kanseri önleyici etkisi olabileceği görüşünü ileri sürmüştü.
Read more ...

1 Ağustos 2007 Çarşamba

Araştırmacılar Kanser Yapan Geni Etkisiz Hale Getirmeyi Başardılar

Amerikalı bilim insanları kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyen, ama bununla da kalmayıp hasta hücrelerin tamamını yok eden bir yöntem geliştirdi.

ABD’nin en saygın bilimsel kurumlarından Stanford Üniversitesi uzmanları, kanserli hücrelerin kendi kendine yok etmesini sağlayan bir yöntem geliştirdi. Karaciğer, bağırsak ve ilik kanserleri başta olmak üzere kanser vakalarının yüzde 70’inde, bir gen mutasyona uğrayarak Myc adında bir proteinin aşırı salgılanmasına neden oluyor. Bu protein de kanserli hücrelerin normalden hızlı bölünmesine neden oluyor. Dolayısıyla kanser hızla yayılıyor.

Ama Myc proteininin salgılanmasını sağlayan gen etkisiz hale getirildiğinde hem hücre bölünmesi duruyor, hem de hücreler kendi kendini yok ediyor. Araştırmayı yöneten Doktor Dean Felsher “Bölünme durunca, tam tersi yönde bir gerileme yaşanıyor” açıklamasını yaptı.

İnsan deneyleri başlıyor
Ulusal Bilimler Akademisi’nin dergisinde de yayınlanan araştırma ilk aşamada fareler üzerinde yapıldı. Deney fareleri üzerinde genetik oynama yapılarak Myc proteini tarafından tetiklenen bir kanser çeşidiyle doğmaları sağlandı. Myc proteinini salgılayan genin antibiyotikle bloke edilmesi de yine genetik olarak ayarlandı. Dolayısıyla farelere antibiyotik verildiğinde gen etkisiz hale geldi ve kanserli hücrelerin tamamen yok olduğu görüldü. Bilim insanları şimdi insanlar üzerinde denemelere başlayacak.

Yazıcı mürekkepleri sigara kadar tehlikeli
Avustralya’da yapılan bir araştırma ofislerdeki gizli bir tehlikeyi ortaya çıkardı. Farklı markalardan 62 yazıcının insan sağlığı üzerindeki etkisini inceleyen uzmanlar, bunların akciğer sağlığına büyük zarar verdiğini ve kanser riskini artırabileceğini ortaya koydu. Queensland Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre yazıcıların yüzde 30’u havaya tehlikeli toner parçacıkları saçıyor. Bu parçacıklar akciğere yerleştikleri zaman sigara kadar kanserojen etki gösteriyor.
Read more ...

Alkol, Bağırsak Kanseri Riskini Artırıyor!

İngiltere’de yapılan bir araştırma, her gün az da olsa şarap ya da bira içmenin bağırsak kanserine yakalanma riskini artırdığını ortaya koydu.

Kanser Araştırma Enstitüsünden Profesör Tim Key ve ekibinin yaptığı araştırma, günde 2 büyük kadeh şarap ya da 2 bardak bira içmenin bağırsak kanserine yakalanma riskini yaklaşık yüzde 25 artırdığını gösterdi. Her gün bir kadeh şarap ya da bir bardak bira içenlerinse hastalığa yakalanma riskinin yüzde 10 arttığı ortaya çıktı.

Key, Daily Telegraph gazetesinde yayımlanan açıklamasında, “Araştırmalar çok açık şekilde ne kadar alkol alınırsa bağırsak kanserine yakalanma riskinin o kadar arttığını gösteriyor” dedi.“Riskin artışı çok önemli değil, ancak insanların alkol tüketimini sınırlandırarak başta bağırsak kanseri olmak üzere bazı kanser türlerine yakalanma riskini azaltabileceklerini anlaması gerek” diye konuştu.International Journal of Cancer dergisinde yayımlanan ve 6 yıl süren araştırmaya, 10 Avrupa ülkesinden 1800’ü bağırsak kanserine yakalanmış 478 bin kişi katıldı.
Read more ...

Güneşlenirken Cilt Kanseri Olmayın

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, ''Cilt kanserlerinin yüzde 80'i uzun süre güneşe maruz kalan bölgelerde görülmektedir'' dedi.

Prof. Dr. Yorulmaz, bronzlaşma ile derinin güneşin ultraviyole ışınlarının vücuda zarar vermesini engellemeye çalıştığını söyledi.
Güneşin, vücuda D vitamini sağlama, mikropları öldürme, psikolojik olarak iyilik verme gibi faydaları bulunduğunu vurgulayan Yorulmaz, "Ancak uzun süre ve korunmasız bir şekilde güneş altında kalındığında cilt kanserinden güneş yanıklarına, lekelerden erken yaşlanmaya kadar pek çok soruna yol açabilmektedir" dedi.

Güneşe doğrudan maruz kalmanın dışında, güneş ışınlarının su yüzeyi, kum ve betondan da yansıyarak insanları etkileyebildiğini belirten Yorulmaz, şunları kaydetti:

"Güneş yanıkları ve güneş alerjileri, güneş ışınlarının kısa zamanda ortaya çıkan zararlı etkileridir. Uzun dönemde ortaya çıkan en kötü sonuç cilt kanserleridir. Güneş yanıkları ve alerjileri güneşe maruz kaldıktan birkaç saat ile birkaç gün içinde ortaya çıkan kızarıklık, şişlik, ağrı, içi su toplayan kabarcıklar ve soyulma ile gözlenmektedir.Özellikle çocuklarda ve açık tenli insanlarda bu zarar çok daha yüksektir. Cilt kanserlerinin yüzde 80'i uzun süre güneşe maruz kalan bölgelerde görülmektedir. Güneş yanıkları güneşe maruz kalınmasından sonra 2-4 saat içinde başlayan bir kızarıklık, yanma hissi ile başlar, 24 saat sonra yanığın şiddetli ise su dolu kabarcıklar ortaya çıkar. Ağrı, kaşıntı ve yanma hissi artar."

Güneş yanığı oluştuğunda ne yapılmalı?
Prof. Dr. Yorulmaz, güneş yanığı üzerine asla diş macunu, yoğurt ya da yağlı merhemler gibi maddelerin sürülmemesi gerektiğini söyledi.
Ağrı için 2-3 gün basit bir ağrı kesici kullanılabileceğini bildiren Yorulmaz, su kabarcıkları varsa patlatılmamasının faydalı olacağını bildirdi.

Ağrı ve sıcaklık hissi için günde 3-4 kez nemlendirici krem sürmek, soğuk banyo, soğuk su ile ıslatılmış bezleri yanık yerine koymanın da doğru bir davranış olacağını ifade eden Yorulmaz, güneş yanığı oluştuğunda yapılması gerekenleri şöyle anlattı:

"Güneş yanığı olduğunda su kaybı artmıştır. Bu nedenle daha çok su içilmelidir. Su kabarcıkları patlamış ise üzerindeki ölü deri temiz küçük bir makasla temizlendikten sonra antibiyotikli pomat kullanılabilir. Yanık deri çok temiz tutulmalıdır. Güneşin zararlarından korunmak için ultraviole ışınlarının en şiddetli olduğu sabah 10.00 ve öğleden sonra 16.00 saatleri arasında güneşten uzak durmak doğru olacaktır. Güneşe çıkmak zorunda kalındığında geniş kenarlı şapka, bol, pamuklu kumaştan yapılmış hafif giysi giyilerek dışarı çıkılmalı, şiddetli güneş ışınları gözlerde katarakta yol açabileceğinden mutlaka UV korumalı güneş gözlüğü ve mutlaka güneş koruyucuları kullanılmalıdır. Giysilerin cildi güneş ışınlarından tümüyle korumadığı unutulmamalıdır."

Altı aylıktan küçük çocukların cildi çok daha hassas olduğundan ,titanyum dioksit içeren güneş koruyucuları kullanılmalısı ve ancak yine de mümkün olduğunca bu yaş bebeklerin yazın sabah 10.00 ve akşam 17.00 saatleri arasında güneşten uzak tutulması gerektiğini belirten Yorulmaz, 6 aylıktan büyük bebeklerin güneşten koruyucu krem veya losyonlar sürülerek 5-10 dakika sürelerle günde 2-3 kez geniş kenarlı bir şapka ve pamuklu, bol ve hafif bir giysi ile güneşe çıkarılabileceğini söyledi.
Read more ...

28 Temmuz 2007 Cumartesi

Alzheimer'a çare bulundu!













Alzheimer artık kader değil. Yeni bulunan yöntemlerle hastalığın beyinde oluşturduğu tahribat onarılabilecek.
İskoç bilim adamları, alzheimer hastalarını tedavi edebilecek ve hastalığın beyinde yarattığı tahribatı onararak hafıza kaybını tersine çevirebilecek bir yöntem geliştirdi. Alzheimer hastalarının beyinlerinde, amiloid olarak adlandırılan zehirli bir proteinin biriktiği ve bu proteinlerin beyinde hafıza ve düşünme gibi işlevlerden sorumlu sinir hücrelerine yapışarak onları öldürdüğü biliniyor.

Hafıza kaybı sürecini tersine çeviriyorGeliştirdikleri kimyasalın zararlı amiloid proteinlerine yapışarak etkisiz hale getirdiğini ve bu proteinlerin, beyin hücrelerini tahrip etmelerini önlediğini kaydeden araştırmacılar, kimyasalın hafıza kaybı sürecini tersine çevirebildiğini vurguladılar. Kimyasalın insanlar üzerinde kullanılabilecek bir ilaç haline getirebilmesi için 3 yıllık bir çalışma gerekiyor.
Read more ...

Kan ve Doku Uyumu Olmadan İlk Nakil













Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Alper Demirbaş, dünya literatüründe ilk defa, kan ve doku grupları birbirine uymayan, Hepatit C hastası bir kişiye böbrek nakli yaptıklarını bildirdi.

Gerçekleştirdiği böbrek nakli sayısı ve yakaladığı başarı oranıyla Avrupa'nın ''bir numarası'' olan Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi, 20 Temmuz'da Hepatit C'li bir hastaya yapılan kan ve doku uyumsuz böbrek nakliyle dünya literatürüne girdi. 10 yıldır böbrek rahatsızlığı yaşayan, yedi yıldır da Hepatit C tedavisi gören 43 yaşındaki Seydi Aydıroğlu'na, 49 yaşındaki eşi Orhan Aydıroğlu'ndan böbrek nakli gerçekleştirildi.Naklin ardından geçen bir hafta içinde yavaş yavaş sağlığına kavuştuğunu belirten Seydi Aydıroğlu, hasta olduğu süre içinde en çok su içmeyi ve yemek yemeyi özlediğini söyledi. Prof. Dr. Alper Demirbaş, Seydi Aydıroğlu ve eşi Orhan Aydıroğlu arasında kan ve doku uyumu olmadığına dikkati çekti. Demirbaş, ''Yaptığımız araştırmalara göre dünyada literatüründe ilk defa, kan grupları, dokuları birbirine uymayan ve alıcının Hepatit C hastası olduğu bir nakli gerçekleştirdik'' dedi.

Naklin gerçekleştirildiği Seydi Aydıroğlu'nun sağlık durumunun gayet iyi olduğunu belirten Demirbaş, hastanın böbrek fonksiyonlarının iyi düzeyde olduğunu ve önümüzdeki günlerde taburcu edilebileceğini ifade etti. Alper Demirbaş, bu vakanın kan grubu uyumu olmadan Antalya'da yapılan üçüncü canlı vericili nakil olduğunu belirterek, ''İlkini üç ay önce, ikincisini 2,5 ay önce yaptık. Daha önce yaptığımız nakillerde de sorun çıkmadı. Hastalar normal böbrek fonksiyonlarıyla yaşamaya devam ediyorlar'' diye konuştu.Demirbaş, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Kan grubu uyumu olmadan yapılan canlı vericili böbrek nakilleri, ailede kan grubu uyan verici olmadığı zaman son seçenek olarak uygulanan bir yöntem. Bu yöntemin bir maliyeti vardır. Özel ekipman gerekmektedir ve bu ekipmanı bazı firmaların bağışlarıyla sağladık. Ayrıca kan grubu uyumsuz nakillerde kullanılan başka bir ilaç gerekiyor. Bunun izni için Sağlık Bakanlığı ile istişarelerimiz devam ediyor.

Sağlık Bakanlığı'ndan, ilacın kullanılabileceğine dair üç hasta için de izin aldık.'' Kan grubu uyumsuz nakillerde kullanılan ilacın yan etkilerinin olduğu yönündeki söylemin gerçeği yansıtmadığını bildiren Demirbaş, bu ilacın başka hastalıklarda da kullanılabilen tek dozluk bir ilaç olduğunu söyledi. Demirbaş, kan grubu uyumsuz nakillerde kullanılan bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçların normal kan grubu ve doku uyumlu nakillerde kullanılanlardan farkı olmadığını belirtti. Demirbaş, şöyle dedi: ''Ailelerinde kan grubu uyumu olmadığı için böbrek nakli yapılamayanlara sesleniyorum. Bize başvursunlar. Bu ameliyatlara başladık ve devam edeceğiz. İlk sonuçlarımız oldukça yüz güldürücü, kaldı ki Avrupa'da da bazı büyük merkezlerde yapılmaya başlandı. Onların da sonuçları aynı şekilde.''

Bekleyen 30 Hasta Var
Demirbaş, kan uyumsuz nakil için Sağlık Bakanlığı'ndan izin bekleyen 30 hasta bulunduğunu, bakanlığın bu hastalara tek tek izin verdiğini de bildirdi. Her hasta için özel izin alındığını belirten Demirbaş, şunları söyledi: ''Sağlık Bakanlığı'nda bu konuda olumlu gelişmeler yaşanıyor. Kendi kurullarında bu konuya sıcak baktıklarını belirttiler. Sağlık Bakanlığı hastaların tümüne onay verirse canlı vericili böbrek nakli oranının yüzde 15-20 artacağını düşünüyoruz.'' Operasyonun maliyetinin yüksek olduğunu belirten Demirbaş, operasyon maliyetlerinin bir sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Demirbaş, ''Ameliyat maliyetinin yüksek olmasına karşın, uzun dönemde sonuçlar diyaliz maliyetlerinin altında'' dedi.
Read more ...