30 Mayıs 2012 Çarşamba

Güçsüzlük ve cinsel isteksizliğe karşı reçete



GEREKLİ MALZEMELER:
1 kg kaliteli bal ( Herderde devadır kısaca)
100 gr kişniş (İngilizce adıyla Koriender olarak bilinir. Çok sıcaklarda sıcakların olumsuz etkisini alır ve vucuttaki ateşi düşürür. Gaz için oldukça faydalıdır.
100-150 gr dövülmüş antep fıstığı (Bol miktarda E vitamini içerir. İyi bir protein ve demir kaynağıdır. Kalp ve damar sağlığını korumaya yardımcı olur. Cinsel gücü artırır.)
100 gr ceviz ( Bol miktarda omega 3 ve protein içerir. Cinsel gücü artırır.)
100 gr kırmızı ginseng (Testesteron seviyesini yükseltiğinden kadınların kullanması önerilmez.)
100 gr arı poleni ( İyi bir afrodizyak ve protein kaynağıdır.)
3-4 gr safran ( Çok pahalıdır , ama iyi bir afrodizyaktır. Ağrı kesici
100 gr kaymak (Kolesterolü yükselttiğinden kaloesterol sorunu olanlar tarafından yenmemesi gerekir. )
100 gr ceviz ( Bol miktarda omega 3 içerir. Cinsel aktiviteyi artırıcı bir afrodizyaktır.)
100 gr toz zencefil (Kolesterolü düşürür. Yorgunluk, allerji, cinsel güçsüzlük gibi pek çok derde devadır. Kuranı-ı Kerimde adı geçen tek baharattır.)
İstenilen miktarda tarçın ( Kolesterolün ve kan şekerinin yükselmesini önler, gaz sökrücü özelliği vardır. )
YAPILIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Bütün malzemeleri balın içine iyice yedirerek,( tahta kaşık olması önemlidir) tahta bir kaşık ile karıştırın. Kavanozun etrafını folyo ile güneş görmeyecek şekilde sarın. Kapalı ve serin bir dolapta saklayın. Sabah akşam 1 kaşık yenilecek.
Read more ...

Cebinizdeki Doktor "Kabak Çekirdeği"


Kabak Çekirdeği; Kabak (Cucurbita) türlerinin çekirdeğidir, tohumudur.

İçeriği; Kabak Çekirdeği; sabit yağ, karotenoidler, biraz uçucu yağ, kukurbitin isimli amino asit, rezin, B, E, K vitamini içerir.

Kabak Çekirdeği; oldukça dengeli Omega 3 ve Omega 6 içerir.

Kabak Çekirdeği; sırasıyla manganez, magnezyum demir, bakır, E vitamini ve çinkodan zengindir.

Günlük 25 gram (1 çorba kaşığı) kabak çekirdeği içi almakla;

Manganez ve magnezyum ihtiyacının yarısı,
Demir,bakır ve E vitamini ihtiyacının çeyreği,
Çinko ihtiyacının beşte biri,
Protein ihtiyacının altıda biri alınmış olur!

Kabak çekirdeği’nin protein içeriği; bedene dışardan alınması şart olan (fenilalanin, triptofan, metiyonin) gibi temel (esansiyel) amino asitler açısından çok zengindir.

Triptofan; noreadrenalin, serotonin ve GABA gibi beyin biyokimyasal düzeninde düzenleyicilerin ön maddesidir.

Noradrenalin eksikliği dikkat dağınıklığına neden olur. Serotonin eksikliği anksiyete, kaygı hali ve depresyona neden olur.

Kabak Çekirdeği ön madde içeriği olan triptofan gibi içerikleri nedeniyle dolaylı da olsa çok öneme sahiptir!

Kabak çekirdeği’nin zengin olduğu amino asitlerden biri de arginin’dir.

Arginin C vitamini ve Folik Asit gibi; nitrik oksit sentezini doğal yoldan artırır. Nitrit oksit (NO) genel olarak damar sağlığı için çok gereklidir.

Kabak çekirdeği; içeriğinde doymamış yağ oranı yüksektir ve kandaki yağları azaltır.

Kabak çekirdeği içerdiği Fitosterin (Phytosterin) ile; kolesterolü azaltır, prostat büyümesi ve damar kanserine iyi gelir.

Kabak çekirdeğinin hangi zenginlikleri vardır?

Kabak çekirdeği, minerallerin mükemmel bir kaynağıdır.

Kabak çekirdeği yaklaşık olarak %35 yağ, %38 protein ve % 25 karbonhidrattan oluşur.

Yarım bardak kabak çekirdeği, günlük magnezyum ihtiyacının %46 sını demirin %28.’ni, manganezin %52’sini, çinkonun %17.’sini ve proteinin yüzde 17si’ni karşılar.

Bir bardak kabak çekirdeğinde, 16 mg kadar çinko bulunur. Kabak çekirdeği alanin, glisin ve glutamik asit gibi amino asitler bakımından da zengindir.

Bazı B vitaminlerini içerdiği gibi kemik sağlığı ve kan pıhtılaşması için ihtiyaç olan K vitaminini önemli bir miktarda da içermektedir.

Yağ içeriğine gelince, kabak çekirdeği, hormon dengesi, beyin fonksiyonu ve cilt sağlığı için ihtiyaç olan omega 3 ve omega 6 esansiyel yağlarını birlikte almak için iyi bir kaynaktır.

Kabak çekirdeğinde tavuk etindekinden 4 kat daha fazla arginin vardır.

Arginin;

-Kalp ve damar sağlığı
-Ektra yağların depolanmasının azaltılması
-Beyindeki aktivitelerin hızlandırılması
-Üreme organlarının sağlığı
-Yaraların çabuk iyileşmesi

için gereklidir.

Ayrıca kabak çekirdeği çok etkili bir antidepresandır.

Eskiden beri ev ilaçları olarak mide bulantılarında ve deniz tutmalarında da kullanılmıştır

Kabak çekirdeği kalorisi : Kabak çekirdeğinin yaklaşık olarak 100 gramında 500-600 kalori vardır.

Kabak Çekirdeği Besin değerleri: (100 gram)

A vitamini: 70 İ.U

Tiamin: 0,24 mg.

Niasin: 2.4 mg.

Riboflavin: 0,19 mg.

Kalsiyum: 51 mg.

Demir: 11.2 mg.

Fosfor: 1144 mg.

Yağ: 46.7 gr.

Karbonhidrat: 15.0 gr.

Protein: 29.0 gr.

Kalori: 553

Besin Değerleri (100 gram)

Enerji Kcal/100 gr : 665

Protein: %34.00

Doymuş Yağ: %10.53

Doymamış Yağ: %43.25

Karbonhidratlar: %4.40

Kalsiyum mg: 46.00

Magnezyum mg: 200.00

Demir mg: 4.85

Özellikle kimler yemelidir?

• Prostatı büyümüş kimseler

• Kısırlık veya hormonal dengesizliği olan kimseler

• Solucan ve tenya bulunan kimseler

• İdrar tutukluğu olan kimseler

• Mesane iltihabı olan kimseler

• Kemik erimesi olan kimseler

Önerilen kullanma şartları ve miktarlar

Kabak çekirdeği, çerez olarak yenebildiği gibi, musliye, salatalara veya fındık çekirdek kavurmalarına ilave edilerek te yenebilir. Günlük doz iki tatlı kaşığı veya 20-30 gr kadar olması uygundur. Sabah akşam devam edilir.

Güvenirlik

Kabak çekirdeği, genellikle allerjik bir gıda değildir ve oksalatların, ürik asitlerin ölçülebilir miktarlarını içerdiğine dair bilgi bilinmemektedir.

Prostatınız varsa kabak çekirdeği çitleyin…

Kabak Çekirdeği prostat sağlığına katkı sağlayabilir. İyi huylu prostat büyümesi çoğunlukla 50 ve üstü yaşlardaki erkekleri etkilemektedir. Büyümeyi oluşturan faktörlerden biri testosteron ve onun ürünü olan DHT(dihidotestosteron) tarafından prostat hücrelerinin aşırı uyarılması olarak bilinmektedir. Kabak çekirdeği bünyesinde bulunan yağ bileşenlerinin, testosteron ve DHT tarafından oluşturulan prostat hücre çoğalımının tetiklenmesini engellediği gözlemlenmiştir. Bu konudaki bilimsel tartışmalar halen devam etmektedir.

Kabak çekirdeği ekstratı ile kabak çekirdeğinin kendisi arasındaki ilişkiler de aynı derecede tartışmaya açıktır. Kabak çekirdeği yağı ekstratında bulunan prostata faydalı olan bileşenler, kesinlikle kabak çekirdeğinde bulunmaktadır. Tek problem, çerez olarak alındığında prostatı destekleyecek bileşen miktarının yeteri miktarda alınıp alınamayacağı hususudur.

Kabak çekirdeğindeki karotenoidler ve omega-3 yağlarının potansiyel prostat faydaları üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Diyetlerinde daha yüksek karotenoid bulunan erkeklerin BPH için daha az risk taşıdıkları bu çalışmalarda ortaya çıkmıştır.

Kabak çekirdeğinde prostat fonksiyonunu pekiştirebilen ilave bir besin kaynağı da çinkodur. Bu sebeple çinko ve BPH arasındaki ilişki üzerinde araştırmalar sürdürülmektedir.

Kanserde sağlıklı hücreler önemli roller oynamaktadır…

E vitamini içeriği ile geç yaşlanmamızı ve yaşlılığımızı genç gibi geçirmemizi sağlayan kabak çekirdeği, lif içeriği ile de hem kanser riskini azaltmakta hem de kabızlık sorununu ortadan kaldırmaktadır.
Kabızlık sorununu önlediğinden dolayı antioksidan yani kanser yapan maddelerin bağırsaklardan hızlı bir şekilde atılmasını sağlayan kabak çekirdeği, dolaylı olarak kanser riskini azaltmaktadır.
Mineraller, esansiyel yağlar ve proteinler bakımından zengin olan kabak çekirdeği, kemikler ve iştah için önemli bir madde olan çinko da içermektedir. Bir bardak kabak çekirdeği tüketimi, günlük çinko, demir ve E vitamini ihtiyacımızın tamamını, yarım bardak kabak çekirdeği ise günlük magnezyum ihtiyacımızın tamamını karşılamaktadır.
Omega-3 ve Omega-6 içeriği beyin fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olup zihinsel gelişimi olumlu yönde etkilemektedir.

Kabak Çekirdeği Erkeklerin Kemikleri için Koruyucudur…

Daha yaşlı erkekler için kemik erimesi (osteoporotik) büyük önem taşımaktadır. 50 yaşın üzerinde 8 erkekten birinde kemik erimesine rastlanmaktadır.

45-92 yaş arasına değişen yaşlarda 400 erkek üzerinde yapılan bir (American Journal of Clinical Nutrition) çalışmada düşük çinkolu diyetle, düşük kan seviyesi ile osteoporoz arasında bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Kabak çekirdeği gibi çinko bakımından zengin bir diyetin prostat sağlığına yaptığı katkıya ek olarak kemik yoğunluğunun iyileştirilmesine de katkı sağlamaktadır.

Kabak Çekirdeğinin Mafsal İltihaplarında (artrit) Anti-enflamatuar Yararları Var…

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda kabak çekirdeği eklenmiş diyetlerin uygulanması sonucunda enflamantuar semptomları düşürmede etkili olduğu belirlenmiştir.

Gözler İçin Kabak Çekirdeği…

Halk dilinde Sarı Nokta olarak da bilinen görme yetisinin azalmasına neden olan Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu hastalığında beslenmenin önemine dikkat çeken uzmanlar, kabak çekirdeğinin sarı nokta hastalığının seyrini yavaşlattığını belirtmektedirler.

Görme fonksiyonunda bozulmalara yol açan ‘Sarı Nokta’ sıklıkla 60 yaşından sonra çıkmaktadır. Uzmanlar, ‘Kabak çekirdeği de sarı nokta hastalığının seyrini yavaşlatmaktadır’ demişlerdir.

Kişi baktığı yerin ortasında bulanıklık olduğunu sanmaktadır. Baktığı yerdeki cisimler yamuk, satırlar eğri görülmektedir. Hastalığın kuru ve yaş olmak üzere iki tipi bulunmaktadır.

Yaş tipte oluşan damarlarda meydana gelen ani kanamalar ani merkezi görme kayıplarına neden olabilmektedir.

Uzmanlar hastalıkta beslenmenin ‘değiştirilebilir’ tek risk faktörü olduğuna dikkat çekip “Gözleriniz için sağlıklı beslenin” önerisinde bulunmaktadır.

Gençlik iksiri kabak çekirdeği…

Birçok hastalığı iyi gelen kabak çekirdeği, kalın bağırsak kanseri riskini azaltmakta ayrıca içerdiği E vitamini ile hücre zarının bozulmasını önlemektedir. Sağlıklı hücreler kanserde önemli rol oynamaktadır. Yine E vitamini geç yaşlanmamızı ve yaşlılığımızı genç gibi geçirmemizi sağlamaktadır.

Afrodizyak etkisi…

Kabak çekirdeğinde testesteron üretimi için gerekli bir madde olan çinko bulunur. Çinko kadınların libidosunu da arttıran bir mineraldir. Omega-3 yağ asitlerinin de bol bulunduğu kabak çekirdeği, cinsel sağlık üzerinde önemli bir rol oynayan hormon benzeri maddelerin salgılanmasında etkilidir. Kabak çekirdeği üreme organlarının sağlığını düzenler, doğurganlığı ve libidoyu arttırır.

Sağlığa Yararlı Minerallerin, Protein ve Mono Doymamış Yağların Zengin bir Kaynağıdır…

• Günde bir avuç kabak çekirdeği tüketiminin mesane boynunu rahatlatarak idrara rahat çıkılmasını sağladığı araştırmalarda tespit edilmiştir.

• Kabak çekirdeğinin içerdiği yağ, testosteronun dönüşmesini engelleyen ‘cucurbitacin’ denilen bir bileşik içerir. İyi huylu prostat büyümesine neden olan etkenlerden biri de testesteron ve dihidrotestesteronun prostat hücrelerini aşırı uyarmasıdır. Kabak çekirdeğindeki yağ bileşenleri, testosteron ve dihidrotestesteron tarafından oluşturulan prostat hücre çoğalımının tetiklenmesini engelleyici etki gösterir.

• Klinik bir çalışmada prostat büyümesi olan 53 hastaya 3 ay boyunca kabak çekirdieği verilmiş ve süre sonunda idrar çıkışında zorluk ve idrarda çatallanma gibi sorunlarda düzelmeler olduğu görülmüştür.

• Kabak çekirdeğindeki fitosterolller kansere karşı koruyucu etkiye sahiptir. Testosteron hormonunun dihidrotestosterona dönüşümünü azaltır. Dihidrotestosteronun yüksek düzeyleri prostat kanseri riskini artırır. Kabak çekirdeği ise testosterondan dihidrotestosterona dönüşümü sağlayan 5-alfaredüktaz adlı enzimi bloke ederek prostat kanserine karşı koruma sağlar.

• Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde kabak çekirdeğinin yağı alındıktan sonra kalan protein kısmının karaciğerde toksinlerin neden olduğu hasarı onardığı tespit edilmiştir.

• Kabak çekirdeği sarı nokta diye de bilinen görme yetisinin azalmasına yol açan Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu hastalığında, hastalığın ilerlemesini önleyici etkilere sahiptir.

Görme fonksiyonunda olumsuzluklara neden olan bu hastalık daha çok altmış yaşından sonra görülmekte..

¼ bardak dolusu kabak çekirdeği almakla günlük magnezyum ihtiyacının %46.1’ ini, günlük demir ihtiyacının %28.7’sini, günlük manganez ihtiyacının %52’sini, günlük bakır ihtiyacının %24’ünü, günlük protein ihtiyacının %16.9’unu, günlük çinko ihtiyacının %17.1’ini sağlanmış olmaktadır.

. Kabak Çekirdeğindeki Fitosterollerle Daha Düşük Kolestorol Fitosteroller, kolestrole çok benzeyen kimyasal yapıya sahip, bitkilerde bulunan bileşiklerdir. Diyette yeterli miktarda bulunduğunda, kolestrolun kan seviyesini düşürmekte, bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve çeşitli kanserlerin riskini azaltmaktadır.

. Mesela 100 g kabak çekirdeğinde 24 gram protein var. Kabak çekirdeği, proteinlerin yapı taşı olan amino asitler bakımından çok zengin; özellikle de insan vücudunda yapılmayan esansiyel (fenilalanin, triptofan, metionin, gibi) amino asitler açısından.

. Örneğin tirozin, triptofan ve glutamat norepinefrin, serotonin ve GABA gibi beyinin biyokimyasal ahengini düzenleyen sinir ileticilerin ön maddesi. Örneğin norepinefrin eksikliği hiperaktivite ve dikkat dağınıklığına yol açıyor; erişkinlerde bunlara manik hareketler deniliyor; serotonin eksikliği ise depresyona yol açıyor.

. Kabak çekirdeğinin en zengin olduğu amino asitlerin başında arjinin geliyor. Arjinin C vitamini ile birlikte nitrik oksit sentezini doğal yoldan artırıyor. Nitrit oksit (NO) aşırı olmadığı sürece damar sağlığı açısından çok yararlı. Damarların esnekliğini sağlayarak genişlemesini sağlıyor. Örneğin kalbe bağlı göğüs ağrılarında (anjina pektoris) nitratlı ilaçlar kullanılıyor.

. NO penis damarlarını da genişlettiğinden ereksiyon problemlerini de azaltıyor. Yani tıpkı Viagra gibi; ama onun doğalı.

. Bir insanın günlük E vitamini ihtiyacı 10-12 mg kadar. 100 gram (1 çay bardağı dolusu) Kabak çekirdeği bu ihtiyacınızın tamamını sağlıyor. E vitamininin başta kalp damar sağlığı, seks sağlığı üzerine olmak üzere birçok yararı var.

. Bir insanın günlük demir ihtiyacı 10-15 mg kadar. 100 gram (1 çay bardağı dolusu) Kabak çekirdeği bu ihtiyacınızın tamamını sağlıyor.

Kabak çekirdeği çinko ve magnezyum açısından da çok zengin. Her ikisinin de insan vücudunda yüzlerce fonksiyonu var.

. 100 g kabak çekirdeğinin yaklaşık dörtte biri yağ. Bu yağın büyük kısmını zeytinyağı gibi monoansatüre yağlar oluşturuyor. Bu yağlar şişmanlatmadığı gibi kalp-damar sağlığı açısından da çok önemli.

Ama yerken fazla tuzlu olmamasına dikkat edilmeli ve kavrulmamışını tercih etmelisiniz.

Kabak Çekirdeği Nasıl Yenir?

Kabak çekirdeği genellikle kavrulmuş olarak tüketilmektedir. Ancak kabak çekirdeğinin bu şekilde yenilmesi prostat ve idrar kesesi sorunlarında beklenen faydayı yapamamasına neden olur. Isıya hassas bileşenlerinin bozunmasına neden olabileceği için kabak çekirdeğinin kavurmadan yenmesi gerekir.

Kabak çekirdeği ilaç yapımında da kullanılıyor…

Sağlık sektöründe geniş kullanım alanına sahiptir. Sağlıkta da özellikle ilaç yapımında kullanılmaktadır.Zararları Kabak çekirdeği günde bir avuçtan fazla yenildiğinde yüzünüzde sivilcelenme ve yağlanma yapabilir.

Kabak çekirdeğinin kabuğu da yararlı …

Çekirdeğin kabuğu demir bakımından zengin; 30 gramında 4 mg civarında demir var. Bir fikir vermesi bakımından demir bakımından zenginleştirilmiş tahıl ürünleri ile karşılaştırdığımızda, bu tahıl ürünlerinin 30 gramında 7 mg civarında demir bulunuyor. Yani yemeyip attığımız kabukları, para verip aldığımız bir ürüne yakın demir taşıyor; ilginç değil mi?

Yapılan çalışmada, 20-37 yaşları arasında sekiz sağlıklı bayana dört hafta boyunca her gün 30’ar gram demir bakımından zenginleştirilmiş tahıl ürünü ve çekirdek kabuğu veriliyor.

Deneye başlandığında ve regli döneminin 20’inci gününde kan örnekleri alınıyor ve demir analizleri yapılıyor (retikülosit sayımı, hemoglobin, hematokrit, serum ferritin, total demir-bağlama kapasitesi, transferin ve transferin doygunluk yüzdesi). Deney başlangıcı ve sonrasında kan demir değerleri arasında belirgin faklılaşma görülüyor. Tabii çalışmanın esas hedef grup olan hamile kadınlarda ve genç çocuklarda ve daha uzun süreli olarak tekrarlanması gerekiyor.

Bilhassa zenginleştirilmiş demir ürünlerinin temin edilmesinde güçlükle karşılaşılan köy gibi yerlerde hamilelikte ve adolesanlarda demir desteği olarak yararlanılması bana çok akılcı geliyor.

Yapılan çalışmalarda, kabak çekirdeğinin yağı alındıktan sonra kalan protein kısmının deney hayvanlarında protein yetmezliğine bağlı şikayetleri giderdiği, karaciğerde toksinlerin yol açtığı hasarı onardığı ve vücudun antioksidan kapasitesini yükselttiği gösterilmiştir.

Bir başka deneysel çalışmada ise, kabak çekirdeği yağının kalbin ve böbreklerin antioksidan kapasitesini artırdığı ve dört haftalık uygulama ile yüksek tansiyonlu sıçanlarda tansiyon düşürücü ilaçlarının daha etkili olmasını sağladığı bildiriliyor.

Kabak çekirdeği yağının antioksidan özelliklerinin incelendiği bir deneysel çalışmada ise romatizma hastalarında iltihap giderici ilaçla (indometasin) birlikte verildiğinde, ilacın karaciğer üzerindeki olumsuz etkilerini önlediği tespit edilmiş.

Peki ya kavrulunca?

Kabak çekirdeği genellikle kavrularak tüketilmektedir. İstenen aromayı sağlayabilmek için kavurma işleminin uygulanması gerekiyor. Kavurma işlemi sırasında çekirdeğin bileşiminde ne gibi değişiklikler olmaktadır? Yapılan çalışmalar kavrulurken kabak çekirdeği içerisindeki uçucu bileşenlerin oranlarının değiştiğini, bilhassa lipit oksidasyonuna bağlı parçalanma ürünlerinin ortaya çıktığını gösteriyor.

Kavrulmuş kabak çekirdeğine lezzeti kazandıran bileşikler olan alkillenmiş pirazinler ve 2-asetilpirolün oluşması için kavurma işleminin en az 90 derecede yapılması gerekiyor. Kavrulma sırasında uçucu olmayan bileşenlerde de değişim görülüyor. Yapılan çalışmada ilginç olarak, vitamin E ve fitosterol içeriğinde bir miktar artış gösterdiği bildiriliyor. Ama bu kavrulma sırasında uçucu bileşenlerin ve nemin uzaklaştırılmasına bağlı olarak gözlenen oransal bir değişiklik. Fazla kavrulursa oksidasyona dayanıksız olan linoleik asit gibi yağ bileşenlerinin kaybı söz konusu olabilir.

Tuzlamadan Yemelisiniz …

Kabak çekirdeğinin dört hafta süre ile sıçan ve kobaylara uygulanması ile böbrek, karaciğer ve kan değerlerinde herhangi bir olumsuz değişime yol açmadığı gözlenmiş.

Sanırım kabak çekirdeğini kavurmadan, tuzlamadan ve kabuklarını çıkarmadan tümüyle kullanmak en doğrusu.

‘Neden kavurmadan kullanılması gerekiyor’ diye sorarsanız, protein, amino asit gibi ısıya hassas bileşenlerinin bozunmasına yol açmamak için...

‘Neden tuzlamadan yenmeli’ diye sorarsanız da tuzun fazlasının zararlı olduğunu artık herkes biliyor; vücutta su tutulmasına (ödem) yol açıyor, tansiyonu yükseltiyor. O halde, bu haliyle (kavrulmadan, tuzlanmadan ve ayıklanmadan) eğlencelik olarak keyifle yemenin bir yolunu bulmalı!

Tenya, Solucan, Kurt Öldürücü Olarak; Yaklaşık 300 gr.kavrulmamış Kabak çekirdeği sabah aç karına yenir. (İçine az kavun, karpuz, çok az şeftali çekirdeği de karıştırılabilir.)

Ya da; bu çekirdekler öğütülüp suda bekletilir. Süt rengini alan bu sudan sabah aç karına içilir. 3 saat yemek yenmez., az ekmekle sarımsak yenebilir. 3 saat sonra İngiliz tuzu suda eritilip içilir. İngiliz tuzu yerine hint yağı, mağnezyum calcini ya da kuvvetli sinameki çayı sıcak olarak içilir. İshal olunur. Bir saat sonra yemek yenir.

Başka bir terkip; Elma ve kabak çekirdekleri beraber ezilip kaynatılır. Sabahları süzülüp suyu içilir.Bir-iki saat hiçbir şey yenmez. Tedaviye bir hafta devam edilir.

Not: Bu önerilere hamile bayanların kullanması sakıncalıdır.

Kabak Çekirdeği Krakeri

İçindekiler:

2 ölçek kabak çekirdeği

1 ölçek keten tohumu

2 çorba kaşığı bal

3 çorba kaşığı susam (isteğe bağlı)

1 çorba kaşığı rendelenmis taze zencefil

1/2 ölçek limon suyu

1/4 ölçek soya sosu

(1 ölçek = 2 ajda çay bardağı dolusu)

Kabak çekirdeklerini geceden 5 ölçek suda ıslatın. Sabah suyunu süzün ve iyice yıkayın. Keten tohumunun yarısını robotta toz haline gelinceye kadar çekin. Daha sonra bütün malzemeyi karıştırıp 2 ölçek su ile birlikte robottan geçirin.

Karışımı dörde ayırıp dört adet dikdörtgen ince çeperli fırın tepsisine ½ cm kalınlığını aşmayacak şekilde homojen olarak yayın. Fırınınızın büyüklüğüne bağlı olarak daha az sayıda tepsi de olabilir. Eğer ince çeperli tepsiniz yoksa yağlı kâğıdı fırın telinin üstüne koyup karışımı doğrudan yağlı kâğıdın üstüne dağıtabilirsiniz. Karışımı yayarken delik kalmamasına özen gösterin. Karışımı, 60 dereceye ayarlayıp kapağını çok hafif açık bıraktığınız fırında kurutmaya başlayın. Fırınınızın vantilatör ayarı varsa kurutma daha da hızlanır. Tepsilerin üst katmanı kuruduğunda (genellikle 4-5 saat sonra) ince bir spatulayı hamurun altında dolaştırarak tepsiden gevşetin ve kuru olan yüz alta gelecek şekilde ters yüz ederek başka bir tepsiye yerleştirin. Tepside kalan yaş malzemeyi tekrar krakerin üst kısmına sürün. Ters yüz etme işleminde, tepsiye değen yüz hemen hemen kurumuştur. Krakeri 60-70 derecede kurutmaya devam edin. Kuruma süresi 15-20 saattir, ancak (mevsimine göre daha fazla zaman alabilir.

Fırından çıkartıp 15 dakika dışarıda beklettiğinizde, krakeriniz çıtır çıtır olmalı. Aksi halde kuruyuncaya kadar işleme devam edin. Krakeri bıçakla 30-40 parçaya bölün ve hemen naylon torbalarda buzdolabına koyun. Krakerleri buzdolabında aylarca saklayabilirsiniz.

Kabak Çekirdeği Yağı

Kabak çekirdeği yağı; Badem yağına benzeyen özelliklerinin yanısıra, özellikle taşıdığı çinko ve selenyum türevleri gibi organik minerallerin etkili antienflamatuar (iltihap önleyici) ve antioksidan nitelikleri bu maddelere gerek duyulan tüm sistemik ve cilt rahatsızlıklarına karşı tercih edilmesini sağlamaktadır.

Kabak çekirdeği yağı direnç sistemini destekler ve toksinlerin etkisini azaltıp, enfeksiyonlu, iltihaplı hastalıklardan koruyabilir.

Göz çevresine sürüldüğünde yaşlanma etkilerini azaltmaktadır.Kabak çekirdeği yağı özellikle, prostat büyümesinden kaynaklanan idrar zorluğuna karşı kullanılmaktadır.

Prostat büyümesi, testosteron hormonunun yetersizliği veya testosteronun dihidrotestosteron hormonuna dönüşmesi sonucu oluşmaktadır. Dihidrotestosteron salgısı, prostat hücrelerinin çoğalmasına, büyümesine ve bozulmasına neden olur. Genellikle 40 yaşını aşmış erkeklerde prostat bezi büyümeye başlar yani testesteron hormonu artık dihidrotestesterona dönüşme eğilimi gösterir. Oluşan bu duruma tıp dilinde prostatik hiperplazya denir. Prostat bezinin büyümesi idrar yollarına baskı yapar. Bu durum hastanın idrara çıkmasını oldukça zor hale getirebilir. Prostat bezi büyümesi 60 yaşını aşmış erkekler arasında en çok rastlanan sağlık problemidir.

Kabak çekirdeği yağı 'nın yapısında, vücut içerisinde testesteronun, kendisinin çok daha güçlü bir formu olan dihidrotestesteron hormonuna dönüşmesini engelleyen Cucurbitacin adındaki bir aminoasit türevi kimyasal bir madde bulundurmaktadır. Kabak çekirdeği yağında bulunan Cucurbitacin maddesi testosteronun dihidrotestosteron hormonuna dönüşmesini engelleyerek Prostat büyümesini durdurmaya yardımcı olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Yapılan bir çok araştırmada Prostatik Hiperpilasia hastalığına karşı kabak çekirdeği yağı ile çok başarılı sonuçlar elde edildiği belirtilmektedir. Kabak çekirdeği yağının bu şekilde bir prostat koruyucu role sahip olmasının bir diğer önemli faktörü de yapısında bulunan yüksek miktardaki çinko mineralinin de etkisi vardır.

Çinko, tıp dünyasında prostat büyüklüğünü azaltmak amacıyla kullanılan en yaygın mineraldir Ayrıca çinkonun bağışıklık sisteminin düzenli çalışabilmesi için gerekli olduğu ve yaraların iyileşmesinde etkisi olduğu ve insülin hormonunun da yapısında bulunduğu bildirilmektedir. Kabak çekirdeği yağının protein içeriği; bedene dışarıdan alınması şart olan (fenilalanin, triptofan, metiyonin) gibi temel (esansiyel) amino asitler açısından çok zengindir. Kabak çekirdeği güçlü aminoasitler olan alanin, glisin ve glutamik asit bakımından da çok zengin bir yiyecektir.

Kabak çekirdeği bileşenindeki bazı maddeler, bağırsak parazitlerini öldürdüğü ve temizlediği bilimsel olarakta ispatlanmıştır.

Kabak çekirdeği yağı için kullanılan tohumlar ısıl işleme tabi tutulmadan soğuk sıkma yöntemi ile üretilmiştir. Bu sayede tohum yapısındaki enzimler ve faydalı mineraller ısıdan kaynaklı bozulmaya maruz kalmazlar.

Kabak Çekirdeği Yağının Diğer Faydaları

Bilim adamlarına göre kabak çekirdeği yağında bulunan phytosterin maddesi mucize sayılabilecek etkilere sahip. Kandaki kolesterolü azaltıyor, prostat büyümesi ve damar kanserine iyi geliyor. Açıkçası bir sağlık bankası.

Kalın bağırsak kanseri riskini de önemli oranda azaltan etkisi olduğu tespit edilen kabak çekirdeği yağında bulunan doymamış yağ oranı yüksekliği; kandaki trigliseridleri azaltıyormuş.

Kabak çekirdeğinin faydaları bu kadarla da kalmıyor. Bu yağda bol oranda E vitamini de vardır. Bilindiği gibi E vitamini hücre zarının okside olarak erken bozulmasına engel olan ve dolayısıyla hücre zarı ve hücreyi sağlıklı bir özelliğe sahiptir. Bu maddeyi yeterli oranda aldınız mı geç ihtiyarlıyor ve ihtiyarlığınızda genç bir ihtiyarlık dönemi geçiriyorsunuz.

Kabak çekirdeği; prostat büyümesi (BPH) nedeniyle idrar şikayetlerinin azaltılmasına yardımcı olur.
İdrar tutukluğuna iyi gelir.
Mide bulantısına iyi gelir.
Kandaki kolesterolü düşürür.
Kısırlık probleminde görülen hormonsal dengeyi düzenler.
Kabak çekirdeği yağının kalbin ve böbreklerin antioksidan kapasitesini artırdığı görülmüştür.
Mesane iltihabının iyileşmesinin hızlandırır.
Kabak çekirdeği yağı; bağırsak kurtlarına ve şeritlerine karşı çok etkilidir. Çocuklarda güvenle kullanabilir.
Bağırsak faaliyetlerini hızlandırıcı etkisi vardır.
Kemik erimesi olanlara yararlıdır.
Kabak çekirdeği içerisindeki amino asitlerden dolayı antidepresan (depresyon giderici) etkisi vardır.
Kabak Çekirdeği Yağının Haricen Kullanıldığı Yerler...
Hassas, zarif ciltler için doğal nemlendiricidir.
Cildi düzgünleştirir, yumuşatır ve yaşlanmasını yavaşlatır.
Kullanım Şekli:

Dahilen aç karnına bir tatlı kaşığı içilir.Haricen cilde masaj şeklinde uygulanır.Kabak Çekirdeği yağının; kahvaltılarda ekmekle, salatalarda 1 tatlı kaşığı aroma olarak, sıcak çorbalarda ve yemeklerde ise pişmeye yakın ekleyerek şifa niyetine kullanılması tavsiye edilir.



DİĞER FAYDALARI:

>Kabak çekirdeği ciddi bir bağırsak kurdu düşürücüdür. Tuzsuz tüketildiğinde çok hızlı ve etkili bir şekilde tenyanın dökülmesine neden olur. Bunun için çocuklarda 40g büyüklerde 100g tuzsuz kabak çekirdeği yeterlidir.

>Kabak çekirdeğinin asıl mucizesi iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ile ilgili. Şu an kabak çekirdeğinin BPH’ı azalttığı hatta önlediği tıbben kanıtlanmış ve kabul görmüş durumda.
>Yine BPH’la bağlantılı ortaya çıkabilecek idrar yolları bozukluklarına da faydalı. Bu mekanizma phystosterin denen bir madde sayesinde oluyor. Kabak çekirdeği karotenoid içeriyor. Yapılan araştırmalar karotenoidden zengin beslenen erkeklerin BPH riskinin düşük olduğunu gösteriyor.

>Kalın bağırsak kanseri riskini azaltıyor. Ayrıca içerdiği E vitamini ile hücre zarının oxide olarak bozulmasını önlüyor.

>Sağlıklı hücreler kanserde önemli rol oynuyor.
>Yine E vitamini geç yaşlanmamızı ve yaşlılığımızı genç gibi geçirmemizi sağlıyor. Lif içeriği de kanserle işlikli. Lifli gıdalar kabızlık sorununu ortadan kaldırıyor. Su tutup şişerek tokluk hissi veriyor. Bu sayede hem bağırsaklar normal çalışıp sıkıntı yaratmıyor hem de diet yapmış oluyorsunuz.

>Ama en önemlisi kabızlık önlenince antioksidan yani kanser yapan maddeler bağırsaklarda daha az kalıyor bu da kanser riskini azaltıyor.

>Kabak çekirdeği mineraller, esansiyel yağlar ve proteinler bakımından zengin. Ayrıca içinde kemikler ve iştah için önemli bir madde çinko var. Bir bardak kabak çekirdeği günlük çinko, demir ve E vitamini ihtiyacımızın tamamını, yarım bardak kabak çekirdeği ise günlük magnezyum ihtiyacımızın tamamını karşılıyor.

>Omega 3 ve omega 6 içeriği beyin fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı oluyor. Zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor. Arjinin adlı amino asit sayesinde nitrit oksik oluşumu ile damarların esnemesi ile ereksiyon ve kalp problemlerinde kullanılma potansiyeli yüksek olduğundan bu alanla ilaç yapım çalışmaları sürüyor.

>Fosfor içeriyor. Fosfor kemik oluşumuna yardımcı oluyor, böbrek fonksiyonlarını düzenliyor.
>Sağlıklı kemikler kemik kanseri riskinin azalması anlamına geliyor. Özellikle erkeklerde belirli bir yaştan sonra ortaya çıkan kemik erimesini önlüyor yahut azaltıyor.

>Doymamış yağ oranı yüksek olduğundan kandaki trigliseridi düşürüyor yani kolesterol sıkıntısının çözülmesine yardımcı oluyor. Yine bu mantıkla ve phystosterin maddesinin de yardımıyla damar kanserine iyi geliyor.

Anlayacağınız kabak çekirdeği basit bir eğlencelik değil, kelimenin tam anlamıyla cebinizdeki doktordur.
Read more ...

22 Mayıs 2012 Salı

Konjenital (Doğumsal) Kalp Hastalıkları


Doğusal kalp hastalıkları, gebeliğin ilk 8 haftası içinde ortaya çıkar. En sık görülen doğumsal anomalidir.Ailede bu tür bir hastalık görülmesi olasılığı arttırmaktadır. İnsulin kullanan şeker hastası kadınların gebeliklerinde daha sık görülür. Gebeliğin ilk 8 ayında ilaç kullanılması ,rontgen ışınları, kızamıkçık gibi enfeksiyonlar anomali ihtimalini arttırır. Kalbin dinamik ve anatomik yapısını değiştirebilen çok büyük bozukluklar veya belirti vermeyen ufak anomaliler olabilir. Morarma, sık nefes alma, çabuk yorulma, nefes alma zorluğu, gelişme geriliği, sık solunum yolu infeksiyonu, bayılma sık görülen belirtilerdir. Doğumsal Kalp Hastalıkları, asiyanotik(morluk olmadan) ve siyanotik (morluk ile) olmak üzere ikiye ayrılır.

Asiyanotik konjenital kalp hastalıklarında şant varsa (ASD, VSD, PDA, EYD) ağırlıklı olarak soldan sağa doğrudur ve pulmoner akım, sistemik akımdan daha fazladır. Siyanotik Konjenital Kalp Hastalıklarında ise şant genellikle, sağdan sola doğrudur ve akciğere giden kan azalır. En çok rastlanan siyanotik konjenital Kalp Hastalıkları ise (%5-7) Fallot tetralojisidir. Aort Stenozu %4-7, büyük arter trans pozisyonu %3-5 görülürken diğer Siyanotik Konjenital Kalp Hastalıkları (Triküspid Atrezisi, Pulmoner Atrezi, Trunkus Arteriosus, Total anormal Pulmoner Venöz dönüş ve Hipoplastik Sol Kalp) ise %1-3 arasında görülür.

Prognoz Asiyanotik Konjenital Kalp Hastalıkları’da daha iyidir. Fallot Tetralojisi dışındaki Siyanotik Konjenital Kalp Hastalıklı çocuklar, müdahale edilmezse nadiren bir yaşını geçer. Fallot Tetralojisinde tedavi edilmeyen hastalarda yaşam süresi 2.5 - 7 yıldır, sadece % 10’u tedavisiz 20 yaşını geçebilir. Ameliyat edilen Fallot Tetralojisinde ise prognoz oldukça iyidir ve normale yakın bir yaşam sağlanmıştır.

Doğum öncesi 14. Haftadan sonra fetal ekokardiyografi yapılarak kalp bozuklukları ana karnında teşhis edilebilmektedir. Ancak daha hassas tetkikler 23. Haftada yapılabilir.

Tüm Konjenital kalp hastalığı olan kişilerde operasyon öncesi ve sonrası kapak enfeksiyonu ( endokardit ) riski vardır. Enfeksiyonu önlemek için başka operasyon veya müdahaleler (diş çekimi gibi)öncesi bir antibiyotik kullanmalıdır. Ağız içi hijyeninin sağlanması da endokardit riskini azaltan önemli bir faktördür.

Patent Duktus Arteriyozus (PDA)

Tüm doğumsal kalp hastalıklarının yaklaşık %10'u PDA'dır. Duktus arteriyozus, akciğer atardamarı (pulmoner arter)ve ana atardamarı (aorta) birbirine bağlayan bir damar yapısıdır. Doğumda bebeklerin tümünde duktus arteriyozus (PDA) normal olarak vardır. Normalden farklı olan anne karnındaki kan dolaşımı için bu hayati bir yapıdır. Ancak doğumdan birkaç saat sonra kapanması gereklidir. Prematurlerde, gebeliğin ilk üç ayında kızamıkçık enfeksiyonu geçiren annenin çocuğunda, oksijen oranı düşük olduğu yerlerde görülme sıklığı çok daha yüksektir.

Eğer açık kalırsa buna PDA adı verilir. Aorta gelen oksijenden zengin kanın bir kısmı bu bağlantıdan tekrar akciğerlere döner. Pulmoner arterde basınç yükselir. Kalbin sol tarafı fazla yüklenir. Bağlantı büyük ise çabuk yorulan çocuğun büyümesi gecikir, solunumu zorlaşır ve kolayca akciğer enfeksiyonlarına yakalanır. Eforla solunum zorluğu, çarpıntı, göğüs ağrısı gibi belirtiler sol kalp yetmezliği ve pulmoner hipertansiyona bağlıdır. Bağlantı küçükse bir şikayeti olmayabilir. Bazen belirtiler birkaç ay sonra ortaya çıkabilir. Pulmoner hipertansiyon sonucu sağdan sola şant akımı gelişirse, diferansiyel siyanoz denen sol kol ve vücudun alt kesimlerinde morluk varken sağ kolda olmayan bir görünüm ortaya çıkabilir.

Tedavi şekli hastanın yaşına ve PDA' nın genişliğine göre değişir. İlaç tedavisi olarak İndometazin, kalp yetmezliği olan hastalarda digoxin ve diüretik verilebilir. 6 ayda içinde kapanmaz ise veya tedaviye yanıt vermeyen kalp yetmezliği varsa operasyon uygulanır. Kateter ile uygulanan şemsiye veya coil adı verilen aletler bağlantıyı kapatabilir. Ancak kapalı bir kalp ameliyatı da gerekebilir. Tedavi sonrası dolaşım normale dönecektir.

Ventriküler Septal Defekt (VSD)

En sık rastlanan doğumsal kalp hastalığı VSD’dir (%25-30). Kalbin iki ventrikülü ( ventrikül ) arasında bir açıklık varsa basınç farkından dolayı sol ventrikülden, sağ ventriküle çok fazla kan geçecektir. Akciğerlerden kalbin soluna gelen oksijenden zengin kan sağa geçerek, akciğerlere geri pompalanır. Akciğerlere giden kan miktarı ve akciğer atardamarı (pulmoner arter) kan basıncı, artar. Bu nedenle daha fazla çalışan kalp büyür.

Hastalığın klinik belirtileri , VSD' nin genişliği ile orantılıdır. Doğum sonrası belirtilerin ortaya çıkması birkaç haftadan uzun sürebilir. VSD' büyük ise çocuklarda yemek yeme ve kilo alma problemi, nefes alma zorluğu vardır ve çabuk yorulmaktadırlar. Pulmoner hipertansiyon görülebilir. Yüksek basınç akciğer damarlarında bir süre sonra kalıcı hasara neden olabilir. Kalpteki bu deliğin ameliyatla bir an önce kapatılması gerekir. Çünkü kalıcı pulmoner hipertansiyon gelişirse, ameliyat şansı ortadan kalkabilir.

Eğer açıklık küçük ise kalbin yükü daha az olacaktır. Bu durumda yalnızca kalpte bir üfürümün duyulması dışında bulgu olmayabilir. Ameliyata gerek olmadan kendi kendine kapanabilir. Bunun için belli yaşa kadar beklenir, kendiliğinden kapanmazsa ameliyat yapılabilir.

Küçük VSD ler dikişle, büyük VSD ler genellikle (daha sonra normal kalp dokusu ile kaplanacak olan) bir yama ile kapatılır. Bebeklerde uzun süreli bir enfeksiyon, birden fazla VSD varsa , diğer hastalıkları nedeni ile açık kalp ameliyatı yapılamıyorsa, şikayetlerini ortadan kaldırmak ve pulmoner hipertansiyon gelişimini önlemek için kapalı kalp ameliyatı uygulanabilir. Bu operasyonda pulmoner arterin çapı daraltılarak ( pulmoner banding ) akciğerlere giden kan azaltılır, böylece pulmoner kan basıncı düşer. Çocuğun büyüme ve gelişimi tamamen olmasa da düzelir. İleri yaşlarda açık kalp ameliyatı ile bant kaldırılır ve açıklık kapatılır.

VSD' nin kapatılması kan akımı normale dönmesini ve kalp yetmezliğinin düzelmesini sağlar. Uzun dönemde normal bir hayat beklentisi vardır.

Atrioventriküler Septal Defekt (ASD)

Kalbin ortasında geniş bir deliğin bulunması halidir. Bu açıklık, kalbin üst ve alt odacıklarını (atriyum ve ventrikül) ikisini birden ilgilendirmektedir. Bunun yanında her iki atriyum ve ventrikülleri birbirinden ayıran kapakçıklarda (mitral ve triküspit kapaklar) tam olarak oluşmamıştır ve her ikisi tek ve büyük bir kapakçık şeklindedir. Bu kalp kusuru, Down sendromu (Mongolizm) ile birliktelik gösterebilir.

Hem atriyum , hem de ventrikülde bulunan açıklıklar nedeniyle kalbin sol tarafında bulunan oksijenden zengin kan, kalbin sağ tarafına geçer ve tekrar akciğerlere pompalanır. Geniş VSD' li hastalara benzer şekilde, büyüme ve gelişme geriliği oluşur. Sık nefes alma, beslenememe, terleme, sık akciğer enfeksiyonları ortaya çıkar. Pulmoner arterde basınç yükselir (akciğer hipertansiyonu) ve zamanla pulmoner arterde kalıcı hasar ortaya çıkabilir.

Bazı bebeklerde üst ve alt odacıkları ayıran bu tek ve büyük kapak tam olarak kapanmayabilir. Tam olarak kapanmayan bu kapaktan dolayı ventriküllarda bulunan kan atriyumlara geri kaçabilir. Bu durum kapakta regürjitasyon veya yetersizlik olarak tanımlanır. Kaçak kalbin sağ tarafında, sol tarafında veya her iki tarafta birden bulunabilir. Kapaktaki kaçak kalbin fazla miktarda kan pompalamasına neden olur ve mevcut kalp yetersizliğini daha da artırabilir.

Ameliyat akciğer hipertansiyonu gelişen veya ciddi hastalık belirtileri olan çocuklarda genellikle bebeklik döneminde yapılır. Ameliyat ile kalpte var olan bu büyük açıklık bir veya iki yama kullanılarak kapatılır. Karıncıklar ve atriyumlar arasında bulunan tek ve büyük kapak ise ikiye bölünerek iki ayrı kapak oluşturulur.

Atrioventriküler kapak defektinin ameliyatla tamiri sonrası kan akımı normale döner. Ancak oluşturulan yeni kapaklarda bir miktar yetersizlik veya bazen darlık bulunabilir. Bu durum, sonraki yıllarda da ortaya çıkabilir veya artabilir. Bu nedenle ileride kapaklara yönelik ikinci bir cerrahi girişim olasılığı mevcuttur.

Bazen hastanın genel durumu nedeniyle açık kalp ameliyatının çok riskli görüldüğü durumlarda, kapalı kalp ameliyatı (pulmoner banding) uygulanabilir. Bu ameliyatla pulmoner arter daraltılarak, fazla kan geçişi kontrol altına alınır. Akciğer basıncı düşürülür ve düzeltici ameliyat için, hastanın büyümesi, genel durumunun düzelmesi sağlanarak zaman kazanılmış olur. Ameliyattan sonra çocuğunuz düzenli olarak pediatrik kardiyolog tarafından takip edilmelidir.

Aort Stenozu

Kalbin sol ventrikülü ile ana atardamar olan aort arasında aort kapağı bulunur. Kalbin kasılması ile aort kapağı açılır ve oksijenden zengin kan aorta atılır. Kapak alanı normalde 2,5 cm2 dir. Bu alanda 1/3 oranında daralma ( stenoz ) olursa kanın vücuda pompalaması zorlaşacaktır. Aort Stenozu çocuklarda görülen ikinci en sık (%4-7) siyanotik doğumsal kalp hastalığı nedenidir. Aort kapağının işlevi doğuştan ve sonradan gelişen hastalıklar nedeniyle bozulabilir. Konjenital, romatizmal, aterosklerotik veya infektif endokardite bağlı aort stenozu gelişebilir. 70 yaş üzerinde dejeneratif sklerotik aort stenozu görülür.

Aort kapağında üç adet yaprakçık vardır. Aortun doğumsal darlığında kapak üzerinde kalın ve sert tek bir yaprakçık (uniküspid) veya iki yaprakçık (biküspid) bulunabilir. Kapağın daha alt bölümünden kaynaklanabileceği gibi ( subaortik stenoz: Hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati veya membranöz ,band tipi ), kapağın üstünde( Supraaortik stenoz) aort damarında (valvüler: en sık tip)da görülebilir.

İleri yaşlarda veya çok ciddi aort darlığına bağlı soluk görünüm, çabuk yorulma,nabız basıncında düşme,göz kararması ve bayılma, göğüs ağrısı, solunum sıkıntısı,ritm bozuklukları,ani ölüm, sol kalp yetmezliği gibi şikayetler olabilir. Darlık sıklıkla koroner problemlere neden olacaktır. Darlık arttıkça operasyon ihtiyacı da artar.

Aortik kapak alanı 0,8 cm2 den küçük olan ve semptomatik hastalarda operasyon uygulanır. Sol ventrikül fonksiyonu bozulmuş olan hastalarda operasyon uygulanmalıdır. Çocuklarda ciddi aort darlığında semptom olmasa da operasyon yapılır. Kapak altı (subaortik)darlıklar genellikle kesilip çıkarılır, kapak üstü ve aort damarı darlıklarında yama ile genişletilebilir. Kapakta olan darlıklarda ise balonlu bir kateter ile genişletme uygulanabilir. (Balon valvüloplasti) . Bir müddet sonra girişim gerekirse tekrarlanabilir.

Darlık zamanla artabilir bu yüzden hasta yaşam boyu kontrol altında kalmalıdır. Darlıklar cerrahi olarak istenildiği gibi düzelmeyebilir ve yetersizlik kalabilir. Bu yüzden bazı aktivitelere kısıtlama gerekebilir.

Aort darlığında operasyon öncesi ve sonrası kapak enfeksiyonu ( endokardit ) riski vardır. Enfeksiyonu önlemek için başka operasyon veya müdahaleler (diş çekimi gibi)öncesi bir antibiyotik kullanmalıdır. Ağız içi hijyeninin sağlanması da endokardit riskini azaltan önemli bir faktördür.

Aort Koarktasyonu

Aorta (ana atardamar) daralmıştır. Kalpten darlığın bulunduğu yere kadar olan kısımda kan basıncı artar. Darlık genellikle, baş bölgesine ve kollara giden damarların aorttan ayrılmasından sonra görülür. Darlığın derecesine göre, kalp yetersizliği bulguları doğumdan hemen sonra ortaya çıkabilir. Hafif darlıklar herhangi bir şikâyet yaratmadan kalpte üfürüm veya hipertansiyon ile saptanabilir. Kollarda ölçülen kan basıncı bacaklardan yüksek bulunur.

Aortadaki darlık nedeni ile kalp, kanı pompalamakta zorlanır. Kalp büyür ve yetersizlik ortaya çıkar. Aort koarktasyonu fazla ise hasta biran önce opere edilir. Orta düzeyde darlık varsa okula başlamadan kalıcı hipertansiyon gelişmemesi için, operasyon uygulanmalıdır.

Kapalı kalp ameliyatı ile göğüs sol tarafından açılarak aort darlığına ulaşılır. Değişik teknikler kullanılarak durum düzeltilir. Genellikle, dar olan kısım çıkartılır ve kalan kısımlar uç uca dikilir. Bazen koldan alınan bir damar veya sentetik bir damar ile daralmış bölge genişletilebilir.

Operasyon sonrası nadiren aortda darlık tekrarlayabilir. Balonlu kateter ile genişletme (balon anjiyoplasti) uygulanabilir. Bazen ikinci bir operasyon gerekebilir. Bazı hastalarda, aort operasyonla düzeltilmiş olsa da kan basıncı yüksek kalabilir ve bu nedenle ilaç kullanması gerekebilir.

Fallot Tetralojisi
En sık rastlanan siyanotik doğumsal kalp hastalığı (%5-7) Fallot tetralojisidir. 4 ayrı kalp anomalisinin birlikte görülür.
Ventriküler septal defekt Kalbin iki ventrikülü arasında geniş bir açıklık bulunmaktadır
Pulmoner stenoz Kan tekrar oksijenlenmek için akciğere gidemez. Darlığa bağlı belirtiler her çocukta farklı olabilir. Asıl önemli olan morarmanın derecesidir.
Sağ ventrikül duvar kalınlaşması. Ventrikül duvarı normale göre daha kalındır.
Aort her iki ventrikül arasında yerleşir. Kan her iki ventrikülden de gelir.
Doğumdan hemen sonra, bebeklik döneminde veya çocukluk döneminde ciltte morarma ile ortaya çıkar. Bebekte gelişim normale yakındır, ancak bilinç kaybının da olabildiği ani morarma nöbetleri vardır.
Daha büyük çocuklarda fiziksel aktivite sırasında kanın yeterice oksijenlenmemesine bağlı olarak nefes darlığı ve bayılma görülebilir.
Fallot tetralojisi belirtilerinin ağır olduğu çocukda geçici bir iyileşme sağlamak için operasyonla aort ile pulmoner arter arasında bir bağlantı sağlanabilir. (Şant operasyonu) böylece aortdan gelen fazladan kanla oksijenlenmek üzere akciğerlere yönlendirilen kan miktarı artar. Şant operasyonu ile çocuğun ileri bir yaşta yeni bir operasyon olana kadar morarma şikayetinin azalması ve büyüyüp gelişmesi sağlanır.
Fallot tetralojisi' nin tedavisi tam düzeltme operasyonları ile mümkündür. Genellikle erken çocukluk döneminde şant ameliyatı sonrası veya pulmoner arteri yeterince gelişmiş olan hastada ameliyat yapılabilir. VSD yama ile kapatılır, aort damarının yeri düzeltilir ve pulmoner arterdeki ve pulmoner kapaktaki darlıklar ortadan kaldırılır. Pulmoner kapak düzeltmesi sonrası bu kapakta yetersizlik görülebilir. Bu yetersizlik çocuğun gelişimini ve fonksiyonlarını bozmaz ancak ileriki yıllarda bazen yapay pulmoner kapak gerekebilir. Bazı durumlarda bu yapay kapak ilk ameliyatta takılabilir. Yine de yapay kapaklar bir süre sonra bozulmaya uğrayabilir ve değiştirilmesi gerekebilir. Operasyon sonra dolaşım normale döner ve artık siyanoz görülmez.
Büyük Arterlerin Transpozisyonu (Büyük Atardamarların Yer Değiştirmesi)


Büyük arter transpozisyonu (TGA) yenidoğan ve infantlarda en sık rastlanılan siyanotik kalp hastalığıdır. Pulmoner arter ile normalde oksijen oranı düşük kan sağ ventrikülden akciğerlere taşınır. Aort ile oksijen oranı yüksek kan sol ventrikülden vücuda taşınır. Büyük arterlerin transpozisyonunda Aort ve pulmoner arter yer değiştirmiştir. Aort sağ ventrikülden oksijen oranı düşük kanı vücuda gönderirken, pulmoner arter ise sol ventrikülden oksijen oranı yüksek kanı akciğerlere gönderir.

Büyük atardamarların transpozisyonunda birbiriyle bağımsız iki paralel dolaşım mevcutur. Hastanın yaşaması için, oksijen içeriği yüksek ve düşük kanların ASD, VSD, veya PDA gibi bir açıklıktan karışması gerekir. Büyük arterlerin transpozisyonu ile doğan bebeklerde bu açıklıklar olmadığında hemen doğum sonrası bebek mordur. Acil müdahale gereklidir.

Prostoglandin damar yolundan sürekli verilerek “duktus arteriozusun” açık kalmasını sağlanır. Bu operasyona kadar hastayı rahatlatır.
Kasıktan kateterle girilerek balon ile atriyumlar arasındaki delik genişletilir.
Operasyonla bozukluk tamamen düzeltilebilir.
Genellikle Arterial switch (Jaten) adlı yöntem kullanılır. Zamanla sol ventrikül basıncı ve kas kitlesi azaldığı için ameliyatın doğumdan sonra ilk üç hafta içinde yapılması başarıyı arttırmaktadır. Bu süreyi geçerse iki aşamada uygulanabilir. Damarlar, anatomik doğru pozisyonlarına yerleştirilir. Kalbin kendisini besleyen koroner arterler de aorta taşınır. Bu operasyon sonrası dolaşım normale döner, morluk görülmez.

Büyük arterlerin transpozisyonuna VSD de eşlik ediyorsa pulmoner arter basıncı ve sol ventrikül basıncı yüksek olacağı için, Arterial Switch operasyonu, yeni doğan döneminden daha sonra da yapılabilir

Diğer bir ameliyat Atrial Switch (Senning) ameliyatıdır. Vücuttan dönen oksijen oranı düşük kan sağ atriyum yerine sol atriyuma; akciğerlerden gelen oksijen oranı yüksek kan ise, sağ atriyuma yönlendirilir. Morluk ortadan kalkar, gelişim normaldir,ancak anatomik olmayan, yalnızca fizyolojik olarak sağlanan bu düzeltme operasyonu ardından uzun vadede kalpte ritm bozukluğu ve kalp yetersizliği gelişebilir.
Arterial Switch ameliyatı sonrası hastalar normal bir gelişim gösterebilir. Nadiren, ikinci bir operasyona gereksinim gösterirler.
Triküspid Atrezisi
Sağ atriyum ile sağ ventrikülü arasında bulunan ve bu iki bölümü birbirinden ayıran triküspit kapak gelişmediği için sağ atriyumdan sağ ventriküle kan akımı olmaz. Bu nedenle sağ ventrikül gelişmemiş ve küçük kalır. Yaşamın devam etmesi için iki atriyum arasında bir açıklık olması(ASD) veya iki ventrikül arasında bir açıklık (VSD) olmasına bağlıdır. Anormal kan dolaşımına bağlı bebeğin rengi mordur.
Bu hastalarda akciğerlere gelen kan akımını artırmak ve morarmayı azaltmak için şant operasyonu gerekebilir. (aort ile pulmoner arter arasında bağlantı sağlanması). Bazı durumlarda ise akciğere gelen kan akımı aksine fazla olabilir. Pulmoner arterden akciğere giden kanı azlatmak için, pulmoner arter banding ( bantlama) uygulanabilir.
Triküspit atrezisinde Fontan operasyonu ile düzeltme uygulanır. Bu operasyonla sağ atriyuma dönen kan, oluşturulan bağlantılar ile oksijenlenmek üzere doğrudan akciğerlere yönlenir. Morarma düzelir.
Fontan ameliyatında gelişmemiş sağ ventrikül, aradan çıkarılır.Anatomik değil fizyolojik bir düzeltmedir. Kan akciğerlere pasif olarak gider. Bu nedenle akciğer damarlarının basıncının düşük olması önemlidir. Cerrahi tekniklerinin gelişimi ile uzun vadede operasyon sonuçlarının daha iyi olacağı düşünülmektedir.
Pulmoner Atrezi (Pulmoner arter kapağının yokluğu)

Pulmoner atrezide, pulmoner arterin kapağı gelişmemiştir. Kan sağ ventrikülden akciğerlere gidemez, sağ ventrikül, kör bir kese gibi kalmış ve gelişmemiştir. Sıklıkla triküspit kapakta da gelişim bozukluğu vardır.

Oksijen oranı düşük kan ASD den sol atriyuma oradan da sol ventriküle geçer, sol ventrikül bu kanı aort ile tüm vücuda dağıtır. Bu oksijen oranı düşük kan nedeni ile hastanın rengi morarmış olarak (siyanotik) görünür. Akciğerlere gelen kan “patent ductus arteriyozus” sayesinde sağlanmaktadır. Eğer PDA daralır veya kapanırsa, bu durum, yaşam ile bağdaşmaz.

Prostaglandin kullanımı ve diğer tedavi yöntemleri ile PDA nın kapanması önlenir. Operasyonda pulmoner arter ile aorta arasında bir şant oluşturulur böylece akciğerlere kan gidişi sağlanır. Bazen tıkalı olan kapak açılabilir. 3-4 yaşlarında, sağ ventrikül gelişmemiş ise Fontan operasyonu (tek ventrikül tamiri) yapılabilir. Sağ ventrikülü kısmen gelişmiş olanlarda birbuçuk ventrikül tamiri veya iki ventrikül tamiri yapılabilir.
Trunkus Arteriyozus (Kalpten tek bir büyük damarın çıkması)
Kalpten aort ve pulmoner arter tek bir atardamar olarak çıkar sonra ikiye ayrılır. Genellikle VSD ile birliktedir. Pulmoner arter basıncı daha düşük olduğu için kanın büyük kısmı akciğerlere gider. Bu yüzden kalp yetmezliği ve pulmoner hipertansiyon erken dönemde görülür. Operasyon çoğunlukla erken bebeklik döneminde yapılmalıdır. VSD kapatılır, tek damardan yapay bir damar yaması ile pulmoner arter ayrılıp sağ ventriküle bağlanır. Geri kalan kısım aort damarı olarak kalır. Bazen aort kapağı bozuklukları eşlik edebilir.
Total Pulmoner Venöz Dönüş Anomalisi (Akciğerden kalbe kanın dönüş bozukluğu)
Akciğerlerden gelen kanı sol ventriküle getiren akciğer toplardamarları (pulmoner venler) sol atriyum yerine, genelde sağ atriyuma açılmaktadır. Sağ atriyuma gelen kan vücuttan gelen toplardamar kanı ile karışır. Bu kanın bir kısmı ASD den sol atriyuma , geri kalan ise sağ ventriküle geçer. Aortdan pompalanan kanın, oksijen düzeyi düşüktür. Ayrıca pulmoner venöz dönüşteki zorlanma nedeniyle akciğerlerde kan göllenmesi ve pulmoner arterde hipertansiyon olabilir.
Doğum sonrası sık nefes alma, beslenme bozukluğu, sık geçirilen akciğer enfeksiyonları görülür. Operasyon erken bebeklik döneminde yapılmalıdır. Pulmoner venler tekrar sol atriyuma bağlanır ve ASD düzeltilir. Erken dönem yapılan operasyonların uzun vade sonuçları iyidir.
Hipoplastik Sol Kalp (Kalbin sol yarısında gelişme bozukluğu)

Sol ventrikül mitral kapak, aort ve aort kapağında gelişim geriliği vardır. Akciğerlerden gelen kan ASD den sağ atriyuma ve sağ ventrikül ile pulmoner artere geçer. Aorta kan geçişi ancak PDA sayesinde olur.

Doğum sonrası bebeğin görünümü genellikle normaldir.Kül renginde olabilirler soluk alış verişleri hızlıdır, beslenme problemleri vardır. PDA'nın doğumdan birkaç gün sonra kapanması prostoglandinler kullanılarak önlenmelidir. Yaşamaları tedavi edilmelerine bağlıdır.Tedavi için birkaç ameliyat veya kalp nakli gereklidir.Her vakada farklı şekilde yapılan bu operasyonlar çok zor komplike ve risklidir. Doğumdan hemen sonra ilk olaraka Norwood operasyonunda vücuda ve akciğerlere kanın sağ ventrikül den pompalanması sağlanır. Ardından iki yönlü Glenn ameliyatı ve son olarak Fontan operasyonları ile vücuttan kalbe dönen kanı getiren toplardamarlar ile pulmoner arter arasında bağlantı sağlanarak sağ ventrikülün yanlızca oksijenlemiş kanı vücuda pompalaması sağlanırken, oksijen oranı düşük kanla oksijen oranı yüksek kanın karışması engellenmeye çalışılır.

Bir çok doktor tedavide kalp naklini önermekte bu şekilde çocuğun sağlıklı bir kalbe kavuşaağını düşünmektedir. Ama hasta kalbin vücut tarafından reddini önlemek için yaşam boyu ilaç kullanacaktır. Bunun dışında kalp nakli ile ilgili başka sorunlar da olabilir.

Diğer Kalp Anomalileri

Çok farklı doğumsal kalp bozuklukları olabilir. Kalbin tüm damarları,bölümleri, kapakları ile ilgili bozukluklar görülebilir. Kalbin sağda, solda veya farklı yerleşimleri görülebilir. Tüm bu bozuklukların % 90' ından fazlası bir veya birkaç operasyonla düzeltilebilir. Ameliyattan sonrası hastalarda normal veya normale yakın bir yaşam sağlanabilir.
Read more ...

21 Mayıs 2012 Pazartesi

KAROTİS

KAROTİS


Kalpten kafaya ve beyne kan ulaştıran ve boynun her iki tarafından geçen büyük atardamarlardır. Atardamarın, kısmi tıkanma yapacak şekilde daralmasına stenoz denir. Bir yağ plağı veya kan pıhtısı daralma ya da tıkanmaya yapabilir. Karotis okluzyonu, karotisin tamamen tıkanmasına verilen isimdir. Doktorunuz steteskopla boyundaki damardan zorlukla geçen kanın çıkardığı sesi dinleyerek karotisteki tıkanmayı saptayabilir. Ultrason taraması ya da anjiyografi yardımı ile karotisteki kısmi tıkanma doğrulanabilir.

Beyin normal fonksiyonlarını görebilmesi için oksijenleşmiş kana ihtiyaç duyar. Kan yeterince ulaşamaz ise bir süre sonra beyin hücreleri hasar görür ve ölür.

Karotisde özellikle ateroskleroza bağlı olan daralma ya da tıkanma, beyne ulaşan kan miktarını azaltır.









Karotis stenozu için ilaç ve cerrahi tedavi uygulanabilir. Ancak tıkanma (oklüzyon) durumunda fazla seçenek yoktur. Her iki durum da inme (beyin hücrelerinde hasar) veya geçici iskemik atak (inme benzeri birkaç haftada geçen bir durum) riski artar.

İnme, yetişkinlerdeki fonksiyonel yetersizliğin en önemli nedenidir, karotis oklüzyonu bulunan bazı hastalarda özellikle başka bir inme görülme riski yüksektir.

Özellikle hipertansiyonunuz varsa veya sigara içiyorsanız, ve ailenizde inme hikayesi varsa doktorunuza danışmalısınız.



İNME VEYA GEÇİCİ İSKEMİK ATAK

Aşağıdaki belirtilerden biri ortaya çıktığında hemen doktorunuzu arayın.

Ani görme, konuşma veya denge bozukluğu
Ani ortaya çıkan uyuklama ve şiddetli baş ağrısı
Ani zihinsel bozukluk ve bellek kaybı
Kolda ya da bacakta ya da tüm vücutta uyuşma, güçsüzlük ya da felç
Ani yutma güçlüğü
Koma ya da nöbetler
OPERASYON

Karotisteki tıkanmayı ortadan kaldırmak için, Karotis endarterektomisi denilen cerrahi bir işlem uygulanır.Bu ameliyatta,damar içerisinde akımı engelleyen plak temizlenir ve gerekiyorsa yapay damar parçası (greft)ile damar genişletilir. İnme veya geçici iskemik atak belirtilerinin olup olmamasına bakılmaksızın, bir ya da iki taraftaki karotiste %60'tan fazla tıkanma olan hastalarda operasyon önerilebilir. Operasyon, tam tıkanma durumunda veya iyileşmekte olan akut inme durumlarında önerilmeyebilir.
Read more ...

TRIKUSPİT KAPAK HASTALIKLARI





Edinsel trikuspit hastalığı nadir görülen bir durumdur.Tricuspit kapak kanın sağ atriumdan (kulakçıktan) sağ ventriküle (karıncığa) geçişini kontrol eden üç yaprakçıklı bir kapaktır.

Trikuspit darlığı ve yetmezliğini oluşturan en sık neden romatizmal kalp hastalığıdır.





Trikuspit Darlığı

Çoğunlukla romatizmal sebeplerle oluşmakla birlikte bağ dokusu hastalıkları da nadir tricuspit darlığına yol açabilirler. Trikuspit darlığı belirtileri genellikle kırklı yaşlarda ortaya çıkar. En sık görülen belirtiler çabuk yorulma nefes darlığı ve periferal ödemdir. Hastaların yarıya yakınında atrial fibrilasyon denilen ritm bozukluğu vardır.Hastalığın çok ilerlemiş dönemlerinde karaciğerde büyüme ve asit (karında sıvı toplanması) görülebilir.




Trikuspit Yetmezliği

Tek başına trikuspit yetmezliği nadir görülen bir bozukluktur. Genellikle diğer kapak hastalıklarına eşlik eder. Romatizmal kalp hastalığı ve endokardit bu bozukluğun en sık nedenleridir. Trikusipt yetmezliği olan hastaların büyük kısmında atrial fibrilasyon vardır. Hastalık belirtileri geç ortaya çıkar. Boyun toplardamarlarında belirginleşme ve karaciğerde büyüme görülür. Nefes darlığı sık değildir.



Ameliyat Endikasyonları

Ciddi trikuspit veya pulmoner kapak yetmezliği ve sağ ventrikül yetmezliği varsa cerrahi olarak kapağın tamiri veya değiştirmesi gerekebilir. Hemodinamik olarak önemli pulmoner veya trikuspid kapak darlığı sınırlayıcı belirtilerle birlikteyse bazen kapağın değiştirilmesi veya tamiri ile tedavi edilebilir.



Cerrahi Tedavi

Trikuspit darlığını oluşturan neden kapakçıklar arasındaki yapışıklık ise bazen yalnızca bu yapışıklığı açmak sorunu çözebilir. Triküspit yetmezliğinde genişlemiş kapak halkasının bir ring (halka şeklinde greft materyali ) ile onarımı genişlemiş kapakçığın plikasyonu (üst üste dikilerek daraltma) uygulanabilir. Kapağın ileri derece dejenere olduğu durumlarda yapay bir kapak ile değiştirilmesi gerekir.
Read more ...

Mitral Kapak



Mitral Kapak kalbin sol tarafında atrium(kulakçık) ile ventrikül (karıncık) arasında kanın geçişini düzenleyen oluşumdur. Kalbin dinlenim süresi (diyastol) sırasında kanın sol atriumdan sol ventriküle geçişine olanak verecek biçimde açılırken, sistol sırasında kapanarak kanın geriye doğru kaçışına engel olur. Mitral kapak temel olarak 4 yapının birleşmesi ile oluşur.

1. Kapak yaprakçıklıkları (leaflet)

2. Kapak halkası (annulus)

3. Papiller kaslar (kapağın hareketini sağlayan kaslar)

4. Chordea tendinae (kasları yaprakçıklara bağlayan oluşumlar)





Mitral Stenoz ( Mitral Darlık)

Mitral darlık olan hastaların büyük kısmında neden kronik romatizmal hastalıktır. Romatizmal kapak lezyonu darlığa ya da yetmezliğe ya da her ikisine birden neden olabilir. Erken çocukluk döneminde saf yetmezlik daha ön planda iken, genç erişkinlerde darlık daha yaşlı erişkinlerde her ikisi birden daha sık görülür. Mitral darlıkta kanın sol atriumdan sol ventriküle geçişi önünde bir engel oluşmuştur.



Mitral Yetmezlik

Mitral darlığın aksine bir çok farklı nedenle ortaya çıkar.

a) Kapak halkasında genişleme Marfan sendromu, Ehler Danlos sendromu, ya da ventrikül dilatasyonuna bağlı olabilir
b) Romatizmal hastalığın sonucu kapakta kalınlaşma ve çekilme buna bağlı kapağın tam kapanamaması.
c) Romatizmal hastalığa bağlı kordalarda kısalma ya da dejeneratif hastalıklara bağlı kordalarda uzama nedeni ile kapakçıkların kapanmasında bozulma
d) İskemik nedenlerle akut myokard enfarktüsü sonrası papiller kaslarda kopma




Mitral Kapak Hastalıklarında Klinik Seyir ve Belirtiler

SA basıncının ve buna bağlı olarak geriye doğru pulmoner venöz basınç (akciğer toplardamar basıncı) ve pulmoner kapiller basınç (akciğer kılcaldamar basıncı) artması ile ortaya çıkan dispne (solunum güçlüğü) en belirgin semptomdur.hastanın egzersiz toleransı kısıtlanmıştır ve çabuk yorulur. Bu semptomların ortaya çıkması genellikle çok uzun süre alır. Ancak akut ortaya çıkan durumlarda hasta akciğer ödemi tablosu ile başvurabilir. Stenotik bir kapakta dinlemekle Mitral odakta açılma sesi güçlü 1.ses ve diastolik üfürüm duyulur. Posterior Anterior akciğer grafisinde genellikle genişlemiş bir sol atrium görülür. Ekokardiyografi en iyi bilgi veren preoperatif tetkiktir. Anjiografi ancak Eko’nun yeterli bilgi vermediği düşünülen hastalarda ve EKG sinde koroner arter hastalığı düşündürecek bulgular olan hastalarda gereklidir. 40 yaş üstü hastalarda EKG normal olsa da anjiografi gereklidir.

Operasyon Endikasyonları

Mitral stenozda hastalık seyri genellikle yavaştır. İlk belirtilerin görülmesi genellikle romatizmal ataktan 7-10 yıl sonradır. Asıl bulguların ortaya çıkması genellikle bir 10 yıl daha sürer. Ancak klinik seyir kişiden kişiye farklılık gösterir.

Tüm kapak hastalıklarının değerlendirilmesi ve tedavisinin belirlenmesinde efor kapasitesi önemlidir. Bu nedenle New York Kalp Birliğinin (NYHA) Fonksiyonel Sınıflaması kullanılır. Hastaların testlerle saptanan efor kapasiteleri MET denen (1 MET = 3,5 ml/kg/dk oksijen tüketimi sağlayan iş yüküdür) bir ölçüyle değerlendirilir.

NYHA Class 1: Herhangi bir yakınması olmayan ( 7 MET veya daha yüksek)
NYHA Class 2: Ağır aktivite ile şikayeti olanlar ( 5-6 MET )
NYHA Class 3: Günlük basit aktivite ile bile şikayeti olanlar ( 2-4 MET )
NYHA Class 4: Dinlenme durumunda bile şikayetleri vardır

Buna göre NYHA Class II (atrial fibrilasyon varsa)NYHA Class III veNYHA Class IV hastalar için operasyon endikasyonu vardır.

Atrial fibrilasyon (ritm bozukluğu) gelişmesi hastanın yalnızca semptomlarını şiddetlendirmekle kalmaz tromboemboli,( kalp içinde oluşan pıhtının atılarak organ damarları, kol ve bacak tıkaması) riskini arttırır.

Ekokardiografideki birtakım ölçütler de ameliyat kararı için kullanılır. (örneğin kapak alanı)



Mitral Yetmezlik

Mitral yetmezlikte klinik gidiş aşağı yukarı mitral stenoz ile aynıdır. Bununla beraber sessiz ilerleyen sol ventrikül bozukluğu, mitral yetmezliğinde semptomları uzun süre maskeler. Ameliyat endikasyonu için yine hastanın klinik durumu ve EKO bulguları birlikte değerlendirilir.



Cerrahi Tedavi

Kapalı kommisurotomi artık uygulanmayan cerrahi bir işlemdir. Ventrikül yolu ile kapağa ulaşıp yapışıklık nedeni ile daralmış kapak bujiler vasıtası ile genişletme esasına dayanır.



Onarıcı Cerrahi İşlemler

Tüm işlemler genellikle anstezi altında median sternotomi (göğüs kemiğinin açılması) kardiyopulmoner by-pass (dolaşımın kalp akciğer makinasına aktarılması) ve sol atriumun açılması ile gerçekleştirilir.

· Papiller kas yırtığının onarımı
· Elonge (uzamış) kordanın kısaltılması ya da kısa kordanın uzatılması işlemleri.
· Genişlemiş kapak halkasının teflon flexible bir halka desteği ile onarımı

Başlıca onarıcı prosedürlerdir. Ancak bazı durumlarda kapak onarım işlemleri patolojinin düzeltilmesi için yeterli değildir. Ve kapağın protez bir kapak ile değiştirilmesi gerekir. Yaygın olarak yüzeyi teflonla (PTFE) kaplı mekanik kapaklar kullanılmaktadır. Tedavinin başarısı cerrahi ekibin deneyim ve teknik donanımı yanı sıra hastanın preoperatif durumu, birlikte başka bir patoloji olup olmadığı ve protezin uygunluğuna bağlıdır.Protez bir kapak üzerinde pıhtı olmaması için bu hastaların ömür boyunca antikoagülan (pıhtılaşmayı engelleyici) ilaç kullanmaları gereklidir.
Read more ...

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Bilgisayarla Kommensal Yaşam Sürmenin Yolları

Yaşadığımız yüzyılda gerek iş hayatında gerekse özel hayatta bilgisayarsız bir hayat sürmek neredeyse mümkün değil. Deyim yerindeyse ''almayanı dövüyorlar''. Fakat bilgisayara uzun saatler boyunca dayanmak her yiğidin harcı değil. Hem gözler, hem vücut farkına varmadan oldukça yıpranabiliyor.



Özellikle masa başında sürekli bilgisayarla çalışan insanların, bu ağır koşulların olumsuz etkilerini hafifletmeleri için birkaç öneri:

-Öncelikle bilgisayarınız sağlık açısından ne kadar elverişli, buna bakmak gerekiyor. İdeal bir bilgisayar ekranı, yüksek çözünürlüklü LCD ekranlardır ve koruyucu film takılarak yansıma ve radyasyon bir nebze azaltılmalıdır.

-Omuzlarınızı kasmamalı, gevşek bırakmalısınız.

-Bel ağrılarının önüne geçmek için mutlaka dik oturmalısınız.

-Ayaklarınız yere değmeli, kolayca ayaklarınızı hareket ettirebileceğiniz bir masada çalışmalısınız.

-Sandalyeniz yumuşak, bel kısmı hareket edebilen, boyu ayarlanabilen ve dönebilen bir sandalye olmalıdır.

-Bilgisayarınız ekranı gövdenize kol uzunluğunuzdan daha az yakınlıkta olmamalıdır.

-Bilgisayarla çalışma esnasında her 30 dakikada bir ara verip esneme hareketleri ve kısa yürüyüşler yaparak kan dolaşımınızı artırabilirsiniz. Aksi takdirde dolaşım bozukluklarına ve özellikle varislere davetiye çıkarırsınız.



Read more ...