24 Aralık 2008 Çarşamba
Saglikli Cinsel Yasam ve Deprasyon
14 Aralık 2008 Pazar
Sigaradan, 25 Yılda 5 Milyon Türk Vatandaşı Hayatını Kaybedecek
Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Temiz Nefes Sigarasız Yaşam Derneği Başkanı Doç. Dr. Celal Karlıkaya, "önümüzdeki 25 yılda 5 milyona yakın Türk vatandaşının sigaradan öleceği ve bunun ülkemiz ekonomisine yaklaşık 1,5 trilyon dolara mal olacağı tahmin edilmektedir" diyor.Sigaranın kanser, nefes darlığı, kalp, beyin ve damar hastalıkları gibi 20;den fazla öldürücü ve 50'nin üzerinde öldürücü olmayan hastalığın ve sağlık sorununun nedenini teşkil ettiğini savunan Doç. Dr. Karlıkaya, 2005 yılında dünya genelinde 5 milyon, Türkiye'de ise 100 bin kişinin hayatını kaybettiğini, bu sayının 2030 yılına kadar her yıl dünyada 10 milyon, Türkiye'de ise 240 bin kişiye yükseleceğinin tahmin edildiğini ifade etti.
Yukarıdaki açıklamaya bir bakarmısınız lütfen! Yılda çeyrek milyona yakın insanın hayatını yitirmesi bekleniyor. Bu ne kadar büyük bir rakam. Ne kadar korkunç bir sonuç. Sigaranın vermiş olduğu zararlar ve vereceği zararlar hiç tartışmasız çok büyük boyutlara ulaşmış durumda. Ve bunun önlemi alınmassa, korkarım ki bu durum daha da vahim bir hal alıcaktır.
Sigara insan hayatını söndürmeye devam ediyor, maddi manevi zararlar vermeye devam ediyor. Artık kendinize ve yakınlarınıza dur demenin zamanı gelmedi mi sizce? Herşey bukadar açık ve net iken, hepimizin bu soruna el atmamızın vakti gelmemiş midir?
Sigaranın maddi zararları çok ama manevi zararları bundan daha da çok. Kendi ellerimizle kendi hayatımızı sonlandırıyoruz! Var mı bunun daha ötesi? Etrafımızda yaşanan o kadar örnekler görüyoruz ki, bunlardan etkilenmeyip acaba ciddi sağlık sorunları yaşadıktan sonra veya hayatımızı kaybedeceğimiz an mı vazgeçicez! O zaman herşey için çok geç olmaz mı..
Yeter ki sigarayı bırakmayı karar edinin, inanın gerisi çok kolay ve yaşam sizin için sanki yeniden başlamış gibi olacaktır. Öncelikle yakınlarınızdan bu konuda destek isteyin. Doktor'unuza danışın. Ayrıca sigarayı brakmanız için bir sürü tedavi merkezi vardır, sivil toplum kuruluşları farklı kampanyalar yürüterek sizlere yardımcı olmaya çalışmaktadırlar. Önemli olan, sigarayı gerçekten bırakmak istemek.
11 Aralık 2008 Perşembe
MS (Multipl Skleroz) Hastalığı İçin Erken Teşhis Umutları
Manyetik Rezonans Görüntüleme'yle (MR) beyni tarayarak, Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini hastalık ortaya çıkmadan uzun yıllar önce tespit etmenin mümkün olabileceği belirtildi.ABD'nin Kaliforniya Üniversitesi'nden Dr. Darin Okuda, San Francisco kentinde baş ağrısı, migren gibi çeşitli sağlık sorunları sebebiyle beyin taramaları yapılmış 44 hasta üzerinde çalıştıklarına dikkat çekerek, bu kişilerden üçte birinde 5 yıl içinde MS hastalığının belirtilerinin ortaya çıktığını söyledi. Okuda, 44 hastanın tamamında MS olan kişilerde görülen belirtiler olduğunu, MS'in gelişip gelişmediğini görmek için takip etmeye devam ettikleri bu hastaların yüzde 30'unda ortalama 5,4 yıl içinde MS belirtilerinin geliştiğini ifade etti. Okuda, beyin anormallikleri olan insanlarda MS'e yakalanma riskinin ne olduğunu anlamak için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguladı. Beyin ve omurilik hastalığı olan MS, beynin görme, konuşma gibi fonksiyonlar üzerindeki denetim yeteneğini bozuyor. Dünyada 2,5 milyon kişinin MS hastalığından etkilendiği bildiriliyor.
8 Aralık 2008 Pazartesi
Cinsel Saglik ve Sertlesme Sorunu Testi
Ilkyardim Bilgileri
5 Aralık 2008 Cuma
İnsanın Biyolojik Saati
Biyolojik saat, insan bedeninde olan birçok olayın ritmini belirler. Bu şema, sabah kalkıp öğlen yemek yiyen ve akşam uyuyan bir insanın günlük döngüsünü gösteriyor.Günlük beden ritmi, gece ve gündüzle paralellik gösterse de kişisel farklar, ortamın sıcaklığı, egzersiz, stres gibi unsurlar bunu etkileyebilir.
24.00 Gece yarısı. Uykunun ilk evresi başlıyor.
01.00 Beden kendini uykuya programlıyor. Dikkat azaldığından bu saatte çalışanların hata yapma olasılığı, iş ve trafik kazaları artıyor.
02.00 Derin uyku. Melatonin en yüksek düzeyde. Beden soğuğa karşı aşırı duyarlı oluyor. Görme duyusu ve refleksler zayıflıyor. Gece yapılan trafik kazalarının çoğu bu saatte oluyor.
03.00 Melatonin salgılanması azalıyor. Kişide kararsızlık ve melankolik hissetme artıyor. İntihar vakaları bu saatte çok görülüyor.
04.30 Beden sıcaklığının en düşük olduğu saat.
05.00 Erkeklik hormonu çok salgılanıyor. Stres hormonları artmaya başlıyor ve kaybolan enerji geri geliyor.
06.00 Kortizon salgılanması artıyor, beden uyanmaya başlıyor. Metabolizma hareketlenerek günün işleri için enerji ve proteinleri hazırlamaya başlıyor.
06.45 Kan basıncında ani yükselme.
07.00 Beden tüm gücünü daha toplayamadığından spor yapmak önerilmiyor. Sabah erken saatlerde yapılan yorucu sporlar kalbe gereksiz yere yüklenilmesine yol açıyor. Sindirim sistemi çalışmaya başlıyor. Güne iyi hazırlanmak için güzel bir kahvaltı şart.
07.45 Melatonin salgılanması duruyor.
08.00 Nikotinin sağlığa en çok zarar verdiği saat. Sabah içilen sigara damarları her zamankinden çok daraltıyor
08.30 Bağırsak hareketleri başlıyor.
09.00 Bedenin kuvveti artmaya başlıyor.
10.00 Yüksek alarm durumu. Enerjimiz yüksek, verimlik üst düzeyde, beyin yaratıcı ve dinamik.
11.00 Beden artık forma girdi. Beynimiz nızlı çalışıyor, özellikle hesap işleri zorlanmadan yapılıyor.
12.00 Öğle zamanı. Artık karnımız acıkıyor, dikkatimiz azalıyor, midedeki asit miktarı artıyor.
13.00 Beden formdan düşmeye başlıyor, verimlilik azalıyor. Sindirim başladığı için dolaşımdaki kanın büyük bölümü bağırsakların çevresinde.
13.30 Kan basıncı düşüyor, kendimizi bitkin hissediyoruz.
14.30 Çevre koşullarına en yüksek uyum.
15.00 Enerjimiz geri geliyor. Belleğimiz tam formunda. Sabahkinden az olmakla birlikte ikinci verimliliğe yaklaşıyoruz.
15.30 En hızlı tepki dönemi, reflekslerimiz hızlı.
16.00 Kalp-damar sisteminin verimliliği çok yüksek, kas gücü dorukta.
17.00 Organların etkinliği üst düzeyde. Kuvvetimiz artıyor. Spor için en iyi saat.
18.30 Kan basıncı en yüksek seviyeye ulaşıyor.
19.00 Beden sıcaklığının en yüksek olduğu saat.
21.00 Melatonin salgılanması başlıyor.
22.30 Bağırsak hareketleri yavaşlıyor.
23.00 Dinlenme saati. Bedende stres hormonu salgılaması duruyor. Sakinleşip gevşiyoruz. Kan basıncı ve beden sıcaklığı düşüyor.
3 Aralık 2008 Çarşamba
Sigara İçen Kadınların Ömrü 14,5 Yıl Azalıyor
Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Koleji (ACOG)'nin raporuna göre, sigara, kadınların yaşamından 14,5 yıl çalıyor.Amerika'daki her beş kadından birinin sigara içtiği belirtilen raporda, Amerika'daki yaklaşık 438 bin kadın ve erkeğin, aktif ve pasif sigara içmesinden dolayı erken öldüğü açıklandı. Dr. Sharon Phelan, "Sigara içmek kadınların yaşam sürelerini ortalama 14,5 yıl azaltıyor. Sigaranın kadınlar üzerindeki kanıtlanmış hasar verici etkileri çok kapsamlı." dedi.
Kalp Hastalığında Önemli Gelişme
Bilimadamları farelerde kalp rahatsızlığının ilerlemesini durdurmayı ve hatta bazı negatif etkilerini tersine çevirmeyi başardı. Bu yöntemin yakın gelecekte insanlar üzerinde deneneceği de söyleniyor.Yapılan çalışma mikroRNA denilen küçük, genetik maddenin kalp hastalığı gelişiminde önemli bir rol oynadığına dair güçlü kanıtlar sunuyor. BBC'nin haberine göre, geliştirilen tedavi yöntemi kalp hücrelerindeki mikro RNA'ları hedefleyerek engelliyor.
Amerikalı bir uzman çalışmanın fare dışındaki hayvanlar üzerinde de denendiğini ve birkaç yıl içerisinde insanlar üzerinde denenebileceğini öne sürdü.
MikroRNA maddesinin kalp dışında başka hastalıkların oluşmasında da çok önemli bir etkisi olduğu önceden açıklanmıştı. Bu maddenin birincil görevi genlerimizin hareketlerini düzenlemek fakat hücre içerisinde pek çok türü olduğu için, bilimadamları hangisinin en önemli rolü oynadığını belirlemeye çalışıyor.
Alman ve Amerikalı araştırmacılar özellikle mikroRNA-21 adlı tür ve bunun "kalp fibroblastı" denilen kalp hücresindeki rolü üzerinde duruyor. Kalp yapısının oluşumuna yardımcı olan bu hücre, kalp hastalığı sırasında kalbin çalışmasını engelleyen ilerleyici özelliğe sahip kabuk bağlamada (skarlaşma) sürecinde de oldukça etkili. Yakın bir zamana kadar bu durumu tersine çevirmenin imkansız olduğu düşünülüyordu. Ancak uzmanlar, zayıflayan bir kalbin hücrelerinde mikroRNA seviyesinin daha yüksek olduğunu ve bunun söz konusu artış sırasında ortaya çıkan doku bozulmasını haber veren kimyasal bir sinyalle bağlantılı olduğunu keşfetti.
Farelerde yapılan deneylerde mikroRNA'yı bloke eden bir kimyasal kullanıldı ve seviye artışının önüne geçilmesinin yanı sıra, hayvanların kalp fonksiyonlarının da geliştiği belirtildi. Elde edilen bulguların kalp ilaçları açısından yeni bir umut taşıdığına inanılıyor.
Bazı Yiyecekler Alzheimer Riskini Tetikliyor
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorsanız abur cuburdan uzak durun. İsveçli bilimadamları yağ, şeker ve kolesterol açısından zengin besinler tüketmenin beynin bunamanın erken aşamasıyla ilişkilendirilen kısmını harekete geçirdiğini keşfetti.Yapılan bu yeni araştırma sağlıklı beslenmenin Alzheimer riskini azaltığına dair sayıları git gide artan kanıtlara bir yenisini daha eklemiş oldu. Herald Sun'da yer alan habere göre, bilimadamları deneyde genetik olarak Alzheimer'a yatkın hale getirilmiş farelerde abur cubur ile beslenmenin etkilerini inceledi. Aylar süren şeker, yağ ve kolesterol açısından zengin bir beslenme sonrasında farelerin beyni incelendi. Testler abur cubur yiyeceklerin Alzheimer hastalarının beyninde karışıklığa yol açan "tau" ismindeki proteinin yapısını değiştirerek beyin hücrelerinin küçülmesine ve ölmesine sebep olduğunu ortaya koydu.
Ayrıca kolesterolün beyinde anıları kaydetmeye yarayan protein seviyesini düşürdüğü ve altmışlı yaşlarda ortaya çıkan kilo fazlasının da ilerki yaşlarda bunamayı tetiklediği de belirtildi.
Gelecek nesil içerisinde Alzherimer hastalarının sayısının iki katına çıkacağı düşünülüyor dolayısıyla bu riski azaltmaya yarayan herhangi bir metot büyük bir önem taşıyor.
2 Aralık 2008 Salı
Agiz ve Dis Bakimi Nasil Yapilmali?
Hamilelik Döneminde Kullanilmamasi Gereken Bitkiler
Cinsellik ve Vucudumuzda Haz Alinan Bolgeler
30 Kasım 2008 Pazar
HPV Aşısı, Aşı Programında
İsveç, rahim ağzı kanserine neden olan Human Papilloma Virüse (HPV) karşı geliştirilen aşıyı, devletin karşıladığı aşı programına ekleme kararı aldı.İsveç Sosyal Sağlık Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklarla Mücadele Müdürü Anders Tegnell, yaptığı basın açıklamasında, HPV aşısının, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren 5. ve 6. sınıftaki tüm kız çocuklarına vurulacağını açıkladı.
Tegnell, aşının koruyucu olduğunu, ancak aşı olanların diğer rutin kontrolleri de yaptırmaları gerektiğini vurguladı.
HPV aşısının yeni yılda değil bir sonraki yılda aşı programına eklenmesinin nedeninin, mali konular olduğu belirtildi.
HPV aşılarının, belirli bir yaş döneminde yapılması halinde rahim ağzı kanserine karşı koruyucu olduğu bildiriliyor.
Kanser Önceden Belirlenebilir Mi?
Kanser ortaya çıkmadan önce ipucu veriyor mu? Kanser önceden saptanabilir mi?Kanser hastalığında psikiyatrik şikayetlere çok sık rastlanıyor. Kişinin çektiği ızdırap ve tedavinin zaman alması moral değerlerini zayıflatıyor ve kişiyi depresif yapabiliyor. Konsülyasyon ve Liyozen Psikiyatrisi konusunda çalışmalar yapan Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. M. Kemal Arıkan, kanser ve psikiyatrik hastalıkların beraber olduğu vakalarda tanı koymada objektif ölçüm yöntemlerinden bahsetti.
İşte Arıkan'ın açıklamaları:
"Psikiometrik incelemeler adı altında geçmektedir. Tabi metastaz ve benzeri durumlar hesaba katılarak diğer biyolojik araştırma yöntemlerinden de yararlanılıyor. Psikiometrik incelemerin önemi büyük. EEG'nin buradaki fonksiyonu çok önemli. EEG yöntemi, öncelikle beyin metastazı olup olmadığını ortaya koyabilen oldukça ucuz ve basit bir yöntemdir. İkinci olarak da paraneoplastik sendrom adı verilen henüz kanser ortaya çıkmadan beliren bir tablo var. O tablo bir çeşit limbik ensefalite benzer. EEG bulgusu ile saptanabildiğine dair ipuçları var. EEG vasıtasıyla belirli kemoterapötiklerin psikiyatrik bir sendroma yol açıp açmayacağını önceden kestirmenin mümkün olabileceğini düşünüyorum. Söz konusu kemoterapötiklerin başında örneğin malign melanoma için hemen tek seçenek olan alfa interferon gelmektedir.
Diş Hekimi Korkusuna Son
Miniklerin en büyük korkularından dişçi koltuğu ve ideal hekim. Artık bu korku tarihe karışacak.Uzman diş hekimleri tedaviye uyum göstermeyen, aşırı endişeli çocuklara temel yönetim teknikleri uygulayarak müdahale edebiliyor. Fakat psikolojik yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlar da yaşanabiliyor.
BeşOnbeş Özel Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği uzman doktorlarından Gözde Işıksal, aşırı endişe ve korkunun olduğu vakalarda, ağrı ve acının hissedilmeyeceği, anestezi olmadan, sedatif ilaçların kullanıldığı, Sedasyon yöntemine başvurulabildiğini ve bu yöntemin genel anestezi uzmanları ile sağlıklı bir klinik ortamında gerçekleştirildiği takdirde başarılı ve sağlıklı bir yöntem olduğunu belirtiyor…
Sedasyon Nedir?
Psikolojik telkinlerin de yetersiz kaldığı, aşırı endişeli vakalarda uygulanabilen, farklı yöntemler kullanılarak hastanın santral sinir sisteminin baskılanması sonucu çevre ile ilişkisinin ve bilincinin azaltılması yöntemine 'sedasyon' deniyor.
Çocuklarda Sedasyon
Çocuğun diş tedavileri sırasında daha uyumlu ve rahat olmasını sağlayan bir teknik olan 'SEDASYON', doğru klinik ve uzman eller tarafından uygulandığında oldukça güvenilir bir yöntem! Dr. Dt. Gözde Işıksal, yöntemin tüm çocuklarda uygulanabildiğini, BeşOnbeş Özel Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği'nde diş tedavilerinden korkanların yanı sıra bir seansta birden fazla işlem gerektiren vakalarda yada özürlü çocukların tedavisinde de tercih edildiğini belirtiyor.
Sedasyon Nasıl Uygulanıyor?
BeşOnbeş Özel Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği, uzman hekimleri tarafından uygulanan bu yöntem oldukça basit ve pratik olma özelliğine sahip. Genel anestezi uzmanı, işlemi çocuğa telkinler vererek, bazı ilaçların kullanıldığı uyutma yöntemi ile bir ameliyathanede değil klinikte rahatlıkla gerçekleştirebiliyor.
İnternet, Hastalık Hastası Yapıyor
Karşılaştığı herhangi bir sağlık sorunu karşısında hemen internete başvuranlar çoğu kez kendilerini "hastalık hastası" yapacak bir sürece giriyor.Washington'da Microsoft Araştırma Grubu'ndan 2 araştırmacının yaptığı geniş kapsamlı çalışmada, kişilerin ziyaret ettiği siteler incelendi ve çalışmanın bir parçası olarak 515 bireyin sağlıkla ilgili araştırmaları tetkik edildi. Dr. Ryen White ve Dr. Eric Horvitz, web araştırma cihazlarının sağlıkla ilgili kaygıları yükselttiğini belirledi. Web araştırma uzmanı White ve Yapay Zeka Geliştirme Derneği'nin Başkanı Horvitz, sayısız bilgi kaynağıyla internetin, özellikle bir teşhis arandığında, tıp konusunda bilgisi az olan ya da hiç bu bilgiye sahip olmayan kişilerde endişeyi artırabileceğini gösterdi. "Hastalık hastalarının" sıradan ve zararsız belirtileri ciddi bir hastalığın işaretleri olarak yorumlayabileceğine dikkati çeken White ve Horvitz, başı ağrıyan bir "hastalık hastasının" internette araştırma yaptıktan sonra beyninde tümör olduğu sonucuna varabileceği ya da göğsünde ağrı hisseden bir başkasının kalp krizi geçirdiğini sanabileceği örneğini verdi. Bu tür çıkarımların endişenin yanı sıra vakit kaybına ve gereksiz sağlık harcamalarına neden olabileceği de vurgulandı.
28 Kasım 2008 Cuma
Cinsel Bolge Nasil Temizlenir?
Kurban Bayraminda Sagliginiza Dikkat
23 Kasım 2008 Pazar
Cinsel Estetik
19 Kasım 2008 Çarşamba
Mutlu bir Cinsel Yasam
Gebelik ve Dogum Sonrasi Cinsel Yasam
Asiri Kilo ve Cinsellik
15 Kasım 2008 Cumartesi
Devlet Hastaneleri - Hastane Adresleri
14 Kasım 2008 Cuma
Estetik ve Estetik Ameliyatlar
12 Kasım 2008 Çarşamba
Nemfomani Nedir?
10 Kasım 2008 Pazartesi
Türk Doktordan Tıpta Çığır Açacak Buluş
Çalışmalarını ABD'deki Yale Üniversitesinde sürdüren Prof. Dr. Murat Günel tarafından yapılan araştırmayla, beyin kanamalarına yol açan anevrizmaya neden olan 3 gen bulundu.Araştırma sayesinde, anevrizma oluşma riski yüksek hastalar basit bir kan testiyle tespit edilerek, beyin kanamaları önlenebilecek.
Yale Üniversitesi Beyin Cerrahisi Damar Hastalıkları (Nörovasküler) Bilim Dalı Başkanı ve Beyin Genetiği Programı Direktörü Prof Dr. Murat Günel'in, aynı üniversiteden Dr. Richard Lifton ve Türk doktorlar Kaya Bilgüvar, Yaşar Bayrı ve Zülfikar Arlıer ile birlikte yürüttüğü 15 yıllık araştırmanın sonuçları, dünyanın en büyük tıp dergilerinden biri olan Nature Genetics'te yayınlandı.
Araştırmada, Hollanda'nın yanı sıra, dünyada anevrizmaya bağlı beyin kanamalarının en çok görüldüğü Finlandiya ve Japonya'dan toplanan 10 binin üzerinde kan örneğinden elde edilen genetik materyal (DNA) kullanıldı. Bunların yaklaşık 2 bin 200'ü anevrizma hastalarından, 8 bini de sağlıklı, anevrizması olmayan insanlardan toplandı.
Araştırmada ilk olarak, Avrupalı hastaların kanlarındaki (DNA) 300 bin değişik bölgeye bakıldı. Sonuçta, 3 bölgedeki değişikliklerin anevrizma riskini tüm dünya toplumlarında artırdığı belirlendi.
Araştırma sayesinde, basit bir kan testiyle beyin kanaması olmadan anevrizma oluşma riski yüksek hastaların tespit edilebileceği bildirildi.
Bu kişiler belirlenince, MR Anjiyo ve KT Anjiyo gibi radyolojik tetkiklerle takip edilebilecek. Oluşumu belirlenebildiği takdirde de anevrizma, patlamadan önce cerrahi veya damar içi yöntemler kullanılarak tedavi edilebilecek.
Anevrizma Ouşmasının Nedenleri
Günel, bu araştırma sayesinde ortaya çıkarılan 3 genin tespitiyle, söz konusu hastalığın oluşum nedenlerinin de anlaşılmaya başlandığını bildirdi.
Araştırmayla, hiç beklenmedik bir şekilde, her 3 genin de damarlardaki bozukluğu tamir eden kök hücreleri etkilediğinin belirlendiğini anlatan Günel, ''Bu genlerdeki bozukluklar, beyin damarlarının sertleşerek erken yaşlarda bile yaşlanmalarına yol açıyor. Bu erken yaşlanmaya bağlı olarak da anevrizmalar ortaya çıkıyor ve zamanla patlayarak beyin kanamalarına ve felçlere sebep oluyor'' şeklinde konuştu.
Günel, uzun vadedeki hedefinin, bu sonuçlara bağlı olarak yeni tedaviler geliştirerek, anevrizmaları kanamadan teşhis edip yeni yöntemler kullanarak hastaları iyileştirmek olduğunu söyledi.
Türkiye'de Anevrizma Hastalığı
Günel'in verdiği bilgiye göre, anevrizmaların toplumda görülme riski yaşla artıyor.
ABD'de yapılan araştırmalara göre, hastalık 60 yaşında toplumun yüzde 5 gibi büyük bir kısmını etkileyebiliyor.
Türkiye gibi sigaranın çok içildiği ve yüksek tansiyonun sık görüldüğü toplumlarda, bu oran yüzde 5'in üzerine bile çıkabiliyor. Ancak, Türkiye'de bu konuda yapılan bir araştırma olmadığı için, tam bir sayı verilemiyor.
Sadece Türkler'de etkin genlerin varlığının mümkün olduğunu, ancak, Türkiye'de böyle bir araştırma yapılmadığı için bunun var olup olmadığının henüz bilinmediğine dikkati çeken Murat Günel, ''Bu yüzden böyle bir araştırmanın Türkiye'de de yapılarak, Türkler'e özgü bu genlerin saptanması halinde, gereken önlemlerin alınması çok önemli'' diye konuştu.
5 Kasım 2008 Çarşamba
Cinsel Saglik ve Kadinlar
Bel Agrisindan Nasil Kurtulunur?
1 Kasım 2008 Cumartesi
Cinsel Istek Arttirici Igne
30 Ekim 2008 Perşembe
Dogru Bilinen Yanlislar
Bitkiler ve Faydalari
24 Ekim 2008 Cuma
Bastan Cikaran Gidalar Nelerdir?
Cinsel Sagliginiz icin 6 Oneri
19 Ekim 2008 Pazar
Ilk Gece Korkusu Tedavisi
Elma Sirkesi Faydalari
14 Ekim 2008 Salı
Orgazm Hakkinda
Zayiflatan Bitkiler
13 Ekim 2008 Pazartesi
Hamilelikte Cinsellik
Ofkenize Yenilmeyin
10 Ekim 2008 Cuma
Rejene Krem Dogum Sonrasi Catlak Giderici
5 Ekim 2008 Pazar
Bitki Caylari Hangi Dertlere Deva
Bitkisel Caylar ve Yararlari
3 Ekim 2008 Cuma
Opuserek Omrunuzu 5 Yil Uzatin
Duzenli Seks Omru Uzatiyormus
Neden Seks Yapmaliyiz?
Cinsellik ve Diyet Iliskisi
28 Eylül 2008 Pazar
Cinsellik ve Zevk Artirmanin Yollari
26 Eylül 2008 Cuma
Detoks Diyetleri
Mide Yanmasi
Bilgisayar Bagimliligi
25 Eylül 2008 Perşembe
Seks Genclestirir mi?
23 Eylül 2008 Salı
Yaslarla Cinsellik
Erkekler Neden Aldatir?
Hamile Kalmak Icin Cinsel Yasam
15 Eylül 2008 Pazartesi
Kadınlar Erkeklerden Daha Çok Kabus Görüyor
İngiltere’de yapılan bir araştırma, kadınların erkeklerden daha çok kabus ve duygusal rüyalar gördüğünü ortaya koydu.170 gönüllü üzerinde yapılan araştırmada, yakın zamanda gördükleri rüyaları anlatmaları istenen deneklerden erkeklerin yüzde 19’u, kadınların ise yüzde 30’u kabus gördüğünü söyledi.
Başka bir araştırma da, erkeklerin kadınlara nazaran daha rahat bir uyku çektiklerini gösterdi.
Kadınlardaki bu olumsuzluklara tek neden olarak, adet dönemlerinde vücut ısısındaki değişiklik gösterildi.
Edinburgh Uyku Merkezi Müdürü doktor Chris İdzikowski ise araştırmanın sonuçlarına şaşırmadığını belirterek, bu araştırmadan kadınların daha fazla kabus gördükleri mi yoksa bu kabusları daha iyi hatırladıkları mı sonucunun çıkarılması gerektiğine dikkat çekti.
7 Eylül 2008 Pazar
Ramazan'da Sağlıklı Beslenin
Yaklaşık 14 saat dinlenmeye çekilen mideye aniden yüklenmek, sindirim sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle orucu hafif yiyeceklerle açmaya özen gösterin. Ramazanda 2 öğün yiyorum diye 2 kişilik yemek yemeyin. İftar ve sahur arasında 10 bardak su için.Ramazanda Tafsiye Edilen Menü:
İftar:
1 Adet hurma ve 1 adet zeytin
1 Bardak su
1 Kase çorba
1 Kase salata (5 dakikada tüketin) (10 dakika ara vermek daha rahat bir akşam geçirmenize katkı sağlayacaktır.)
Akşam:
3-5 köfte kadar (90-150 g) tavuk, balık, et, peynir (kurubaklagil veya sebze yemeğiyle birlikte olabilir)
10-12 yemek kaşığı sebze yemeği
1-3 Dilim çavdar ekmeği
2-4 Yemek kaşığı pilav(bulgur) veya makarna(kepekli)
1 Su bardağı süt veya yoğurt
Karışık sebze salatası (1 çay kaşığı zeytinyağı )
1-2 porsiyon meyve (meyve suyu olarak tüketilebilir)
½ porsiyon tatlı (sütlü tatlılar tercih edilmelidir)
Ara:
2 Porsiyon meyve (2 adet meyveden elde edilmiş taze sıkılmış meyve suyu)
1 Su bardağı süt veya yoğurt
Sahur
1 Bardak süt veya yoğurt
5 Adet zeytin veya 2 adet ceviz içi veya 6-7 adet badem/fındık/fıstık
2-3 kibrit kutusu kadar (60-90 g) beyaz peynir veya 40-60 gram kaşar peynir
(1 adet haşlanmış yumurta + 1-2 kibrit kutusu kadar (30-60 gr) beyaz peynir)
3-4 Dilim çavdar ekmeği
Biber domates salatalık
1-2 Porsiyon meyve (2 adet meyveden elde edilmiş taze sıkılmış meyve suyu)
Dikkat edilmesi gerekenler!
* Yaklaşık 14 saat dinlenmeye çekilen mideye aniden yüklenmek, sindirim sorunlarına neden olabilir. Orucu hafif yiyeceklerle açın.
* Ramazan ayı süresince yapılan başlıca beslenme hatalarından biri de az meyve yemektir. Günde en az 4-5 porsiyon meyve tüketin.
* Mutlaka sahura kalkın. Bu şekilde hem aç kaldığınız süreyi azaltır hem de metabolizmanızın yavaşlamasını önlemiş olursunuz.
* Oruç tutarken vücut uzun süre susuz kalacağı için, iftar ve sahur arasında bol su içmeye özen gösterin. (En az 10 su bardağı)
3 Eylül 2008 Çarşamba
Tala
28 Ağustos 2008 Perşembe
Lida
27 Temmuz 2008 Pazar
Cinselligin Bas Dusmanlari
23 Temmuz 2008 Çarşamba
Klimalara Dikkat
Iste Seks Yalanlari
22 Temmuz 2008 Salı
Yesil Cayin Faydalari Nelerdir?
Erkekler Sevisirken Ne Hissederler?
Uzun Bir Omur Icin Bu Gidalara Dikkat
Penis Uzatma Yontemleri
20 Temmuz 2008 Pazar
Bel Agrisi icin Tavsiyeler
Sperm Sayisi Nasil Artirilir?
17 Temmuz 2008 Perşembe
Gogus Buyutme Operasyonlari
Meme Kucultme Ameliyatı
Gogus Diklestirme Estetigi
Kene Isirmasi Belirtileri
Seks ve Cinsellik Hakkinda Merak Ettikleriniz
Karpuz + Ceviz = Viagra
10 Temmuz 2008 Perşembe
Viagra Nasil Kullanilmali
Cinsel Fantaziler
Deprasyon Ilaclari Cinselligi Etkilermi?
Ideal Penis Boyu Ne Kadar Olmali?
Bekaret Hapi
8 Temmuz 2008 Salı
Cinsellikte Onemli Kurallar
Seks Tavsiyeleri
Opusme Teknikleri ve Yanlislar
Cinsel Saglik ve Egzersiz
4 Temmuz 2008 Cuma
Seks Oyunlari
Genital Sigil
30 Haziran 2008 Pazartesi
Cinsel Istegi Azaltan Seyler Testosteron Hormonu
Cinsel Sorunlar
20 Haziran 2008 Cuma
Cinsel Terimler Sozlugu
Evlilikte Cinsel Sogukluk
17 Haziran 2008 Salı
Kene Cikarirken Dikkat
Kirim Kongo Kanamali Atesi ( Crimean Congo Haemorrhagic Fever )
Kene Isirdiginda Ne Yapilmali
14 Haziran 2008 Cumartesi
Frengi Nedir - Frengi Belirtileri
Cinsel Yasami Yok Eden Etkenler
9 Haziran 2008 Pazartesi
Panik Atağın 13 Belirtisi, 9 Özelliği
Her geçen gün daha çok insanı pençesine alarak gündemden düşmeyen bir hastalık olan panik atak aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan bir özelliğe sahiptir. İşte Panik Atak hastalığının 13 belirtisi:Toplum genelinde insanların yüzde kaçı hayatından memnun ve mutlu konulu bir araştırma yapılsa sonuç çok iç açıcı olmaz herhalde…
Hayatın zorlukları yaşanan olumsuzluklar insanları bazen savunmasız ve güçsüz bırakabiliyor. Bu dönemi zaman zaman hepimiz yaşamışızdır, yaşamaya da devam ediyoruz. Böylesi durumlarda insanlar depresyon geçirebiliyor ya da farklı psikolojik hastalıklara yakalanabiliyorlar. Ne yazık ki birçok insanın hayatını zorlaştıran ve son günlerde sıkça duymaya başladığımız panikatak da bu hastalıklardan biri…
Panik Atak nedir?
Panik atak, başta panik bozukluk olmak üzere birçok psikiyatrik bozuklukta ve bazı fiziksel hastalıklarda görülen yoğun korku, kaygı, yoğun endişe karışımı bir nöbettir. Panik atak aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan bir özelliğe sahiptir.
Panik atağın belirtileri nelerdir?
1- Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması
2- Terleme
3- Titreme yada sarsılma
4- Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
5- Soluğun kesilmesi
6- Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
7- Bulantı ya da karın ağrısı
8- Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9- Derealizasyon (gerçek dışılık duygular) ya da deparsonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma)
10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11- Ölüm korkusu
12- Paresteziler (uyuşma ya da karıncalaşma duyumları)
13- Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları
Panik atak ile ilgili bilinmesi gereken gerçekler nelerdir?
Panik bozukluğu bir kalp rahatsızlığı değildir.
1- Panik bozukluğu ölüme yol açan bir hastalık değildir.
2- Panik bozukluğu bir akıl hastalığı değildir.
3- Panik atağı sırasında insanların öldüklerine, delirdiklerine ya da kontrol dışı davranışlarda bulunduklarına ilişkin hiçbir tıbbi bilgi yoktur.
4- Panik atak insanı hem duygusal yönde hem de bedensel anlamda aşırı derecede zorlayan bir yaşantıdır fakat bunu yaşayan bilir ve dışarıdan anlaşılmaz.
5- Panik atak sırsında yaşanan nefes alma sorununu aşmak için yapılan en büyük hata hızlı nefes alıp vermektir. Oysa o daha yorucudur, yapılması gereken derin ve sakin nefes almaktır.
6- Atak geçireceğim diye dışarı çıkmaktan, kalabalık yerlere gitmekten korkmayınız. Bu konudaki temel davranışınız hastalıktan önce neleri yapabilmekteyseniz onları yapmayı sürdürmek olacaktır.
7- İlaç tedavisi panik atakları azaltmak için etkilidir ama sadece ilaç yeterli değildir. Bunun yanında eğer psikoterapi alırsanız sorunla başa çıkmayı öğrenmiş olursunuz.
8- Tedavi içerisinde bile atakları yaşamaya devam edebilirsiniz, ama nasıl engelleyebileceğinizi öğrenmiş olduğunuzdan daha hafif atlatacaksınızdır.
9- Atak başladığında belirtilerin en yoğun yaşandığı süre 10 dakikadır. Sağlık kuruluşlarına gitmeye çalışsanız bile vardığınızda geçmiş olacaktır. Unutmayın fizyolojik değil psikolojik bir rahatsızlıktır.
Panik atak hastalığının tedavisi mümkün müdür?
Panik atak tedavisi mümkün bir hastalıktır. Hastaya önce hastalığı nasıl kontrol edebileceği öğretilmektedir. Bunu başarabilen hasta ilerleyen zamanlarda panik atağı tamamen hayatından çıkarabilmektedir.
Panik atak tedavisindeki en büyük sorun hastanın fiziksel bir rahatsızlığı olduğuna inanması ve bu nedenle psikolojik desteği geç aramasıdır. Yapılan araştırmalar, panik atak tanısı konulan hastaların yüzde yetmişinin hastalığın ne olduğunu bulmak için en az 10 doktora gittiğini göstermektedir. Birçok defa tam sağlık denetimi ve gerksiz birçok ilaç kullanmış olan hasta doğru yere geldiğinde panik atak teşhisi koymak ise kolay olmaktadır.
Sadece psikiyatrsitler tarafından tedavi ve dönem dönem ilaç kıullanılmasınıda gerektiren tedavi aşamasında hastanın doktoruna güvenmesi çok önemlidir. Güven duyulan ve rahat hissedilen bir uzmana gidilmesi tedavi sürecini hızlandırabilmektedir.
Tedavi sırasında nefes ve rahatlama egzersizleri, atağın üstüne gitme teknikleri ve kas gerginliğini yok etmeye yönelik alıştırmalar hastaya öğretilmekte ve uygulanmaktadır.
Evlilik ve Cinsel Sogukluk
5 Haziran 2008 Perşembe
Sevisirken Televizyonu Kapatmayi Unutmayin
Seks Yapan Kadin Mutlu Oluyor
Istenmeyen Tuylerden Kurtulma Yontemleri
3 Haziran 2008 Salı
Yeni Evliler ve Cinsellik
Sac Dokulmesi ve Kellik Nedenleri
2 Haziran 2008 Pazartesi
Marul Cinsel Istegi Zedeliyor
Viagra Yerine Kalca Jimnastigi
27 Mayıs 2008 Salı
Feng Shui'ye Gore Cinsel Yasam
Cinsel Yasami Guzellestirmek icin
Iyi Uyku Uyumak Icin
25 Mayıs 2008 Pazar
Cinsel Saglik Bilgileri
23 Mayıs 2008 Cuma
Kadin ve Masturbasyon
21 Mayıs 2008 Çarşamba
CabbagePow Lahana Kapsulu
20 Mayıs 2008 Salı
Ask ve Seks Sagligi Getiriyor
Estetik Ameliyat - Operasyon Oncesi Sik Sorulan Sorular
19 Mayıs 2008 Pazartesi
Kizlik Zari Tamiri - Kizlik Zari Dikme
Klitoris Estetigi ve Orgazm
Orgazm Olmak Icin Estetik
Penis Büyütme ve Penis Büyütme Operasyonu Fiyati
Nasil Iyi Opusulur?
Kadinlarin Yataktaki Hatalari
Sekste Iyi Olmak Icin
Uykuda Seks Bagimlisimisiniz?
Iste Zayiflatan 10 Diyet Onerisi
Cilt Icin Guzellik
9 Mayıs 2008 Cuma
Hormonlu Yiyecekleri Anlama
Yaza Daha Guzel Olmak
Orgazm Olmanin Sirri
Zona Bulasicimidir?
Kirik Ne Zaman Kaynar?
Kirik ve Alci
Masturbasyon ve Kizlik Zari
Kizlik Zari
Kizlik Zari Nasil Dikilir?
Ilk Iliski Korkusu
Iste Utandiran 5 Hastalik
7 Mayıs 2008 Çarşamba
Selulitten Kurtulma
Iskoliklik ve Cinsellik
Ideal Sevisme Suresi
Orgazm Hakkinda
Dogumdan Sonra Cinsellik Istegi
1 Mayıs 2008 Perşembe
Hamilelikten Sonra Estetik Operasyon Ihtiyaci
29 Nisan 2008 Salı
5'li Zayiflama Cayi Tarifi
28 Nisan 2008 Pazartesi
Tuplerin Baglanmasi
Kadin Prezervatifi
Prezervatif
Geri Cekilme
Dusuk Hapi
Vajinismus
Kizlik Zari
25 Nisan 2008 Cuma
Bel Soğukluğu
19 Nisan 2008 Cumartesi
Baharda Alerjiye Dikkat
Kadinlar Cinsellikte Mutsuz
Erkan Bosalma Bosanma Sebebi
Gozaltindaki Halkalara Son
Cinsel Pozisyonlar
17 Nisan 2008 Perşembe
Genital Bolge Estetigi
13 Nisan 2008 Pazar
Cinsel Saglik
Ureme Sagligi
11 Nisan 2008 Cuma
Kolesterol
Varis Nedir
Saglikli Cinsel Birlesme ve 10 Fayda
G Noktasi Asisi
Cinsel Yolla Bulasan Hastaliklar
Is Stresi Cinsel Yasami da Etkiliyor
Erken Bosalma Tedavi Yontemleri
8 Nisan 2008 Salı
Kadinlarda Cinsel Islev Bozukluklari
10 Kadindan Biri Vajinusmus
Yapay Vajina ve Cinsel Zevk
Yilda 100 kez Seks Genclestirir
Obezliklik Iktidarsizlik Sebebi
Genital Herbes Cinsellik ile Bulasiyor
6 Nisan 2008 Pazar
Kekemelik Tarih Oluyor
Baharda Kurdesene Dikkat
Bahar ve Stres
On Sevisme Taktikleri
Cinsel Hayatinizi Renklendirmek Icin
Damar Sertligi
Kalcalari Kucultmek Icin
Istah Azaltmak Icin 10 Yol
Bogurtlen ile Gelen Guzellik
Sac Bakimi ve Renk Secimi
Guzel Olmak Icin Oneriler
4 Nisan 2008 Cuma
Genc Cilt Icin C Vitamini, Olgun Cilt Icin A Vitamini
Alzheimer'a Karsi Kahve
Tirnak Bakimi
Gunde 7 Saat Uyumak Gerekiyor
25 Mart 2008 Salı
Klon Kök Hücre İle Parkinson Hastalığı Tedavi Edildi
Klonlanmış gelişme aşamasındaki (embriyonik) kök hücreleri kullanan araştırmacılar, denek farelerde parkinson hastalığını tedavi ettiler.Araştırmacılar, klonlama teknolojisiyle embriyonik kök hücre yapmanın ve bunları her vakaya özel tedavi için kullanmanın mümkün olduğunu kanıtlamaya çalıştığı sırada, bir fareden klonlanmış kök hücrelerinin o farenin vücuduna, başka bir farenin kök hücrelerinden daha az rahatsızlık verdiğini keşfettiler.
New York’taki Memorial Sloan-Kettering Enstitüsünden Viviane Tabar, “Bu, zaten başından beri tahmin ettiğimiz bir şeyi, genetik olarak birbirine uyan hücrelerin daha iyi işe yaradığını ortaya koydu” dedi.
Tabar ve ekibi, ilk önce bir farede beyin hücrelerini öldürmek için kimyasallar kullanarak parkinson benzeri bir hastalık ortaya çıkardı. Aynı farenin kuyruğundan sıradan hücreler alan ekip, hücrelerin çekirdeğini boşaltılmış fare yumurtası hücrelerinin içine aktardı ve klonlama işlemi yaptı. Bu sürece fiziksel hücre nükleer transferi ya da “tedavi edici klonlama” deniyor.
Birkaç gün sonra klonlanmış embriyolar kök hücrelerinden alındı ve bunlar laboratuvarda büyütüldükten sonra parkinson hastalığında kaybolan harekete geçirici (dopaminerjik) beyin hücreleri haline getirildi. Bu hücreler hasta farenin beynine konuldu ve fare iyileşti.
Tabar, bu yöntemin daha önce hiç kimse tarafından denenmediğini söyledi.