20 Ocak 2012 Cuma

Bir Victoria's Secret Meleği Kolay Yetişmiyor

Victoria's Secret... Evet sizin de adını duyunca içiniz bir hoş oldu, aklınıza o görkemli yılbaşı şovları geldi değil mi? Her senenin başında bize kendilerini izletip iç geçirten, erkeklerin bayıldığı, kızlarınsa kıskançlıktan çatlayıp sevgililerinin gözlerini kör etmek istediği Victoria's Secret melekleri...



Tabii ki o kilolarca ağırlıkta kostümleri, pelerinleri taşımaya rağmen dimdik yürüyebilmek, bir gram fazla yağ olmadan gezebilmek her yiğidin harcı değil.

Güzellik dediğimiz şey, genetik potansiyelin üzerine yapılan rötuşlardan ibaret. Yani genlerinizde yoksa ağzınızla kuş tutsanız da olmuyor. İkisi birden gerekli. Fakat bu rötuşları ustalıkla yapmak, genetik potansiyelin doruklarına ulaşmak o kadar da kolay değil. Bakalım Victoria's Secret melekleri dört dörtlük olmak için neler yapıyorlarmış...

Adriana Lima:  Baş mankenden başlayalım. Öncelikle o pürüzsüz cildi koruyabilmek için sadece güneş koruyucu ve nemlendirici sürüyormuş Adriana. Zaten şovlarda ağır makyaja maruz kaldığından günlük hayatında cildine fazla yüklenmemeyi tercih ediyormuş. Beslenme konusuna gelirsek, kendisi kolay kolay kilo almayan şanslı kesimden. Fakat yine de kendini salmıyor, düzenli olarak spor yapıyor. Boks yapmayı çok seviyor ve günde 2,5 litreden fazla su içiyor.

Miranda Kerr:  Çocuk sahibi olmasına rağmen üstün fiziğini koruyanlardan. En önemli güzellik formüllerinden biri sık sık sebze ve balık tüketmek. Biliyoruz ki vitamin ve mineraller gerek organ ve sistemler, gerekse cildi içten beslemek adına en önemli besin maddelerinden. Kendisi bunu iyi kullanıyor:) Ayrıca her fırsat bulduğunda koşuyormuş Miranda. Sıfır selülite sahip olmak işte bu yollardan geçiyor onun için.

Alessandra Ambrosio:  Dövüş sporları ve sambayla oldukça yakından ilgiliymiş Alessandra. Beslenme konusunda kendisine koyduğu kuralsa oldukça zekice; hiçbir yemekten 2 kaşıktan fazla tatmıyormuş. Tam da sağlıklı olanı yapıyor yani, hem her şeyden tadarak zevkini tatmin ediyor, hiçbir yemekte aklı kalmıyor; hem de bir yemekten tabaklarca yiyip aşırıya kaçmıyor.

Rosie Huntington:  Formunu en çok su içmeye borçluymuş Rosie. Çok da doğru yapıyor. Su adeta vücudumuzun benzini. O olmadan ne metabolizma olur ne yağ oksidasyonu. Ayrıca düzenli spor yapıyormuş. Beslenme konusunda ise şöyle bir alışkanlık edinmiş kendine; soslu, şekerli, kızarmış hiçbir şeyi yemiyormuş. (Kendisini en yakın zamanda ülkemize bekleriz, barbunya pilakileri, baklavaları görüp yine de dayanabilirse helal olsun)

Bar Rafaeli:  Kendisinin en en en büyük avantajı tatlı yemeyi sevmemesi. tatlı sevilmez mi ayol? İnsan değil bunlar dediğinizi duyar gibiyim. Tatlıdan alacağı şekeri meyveden almayı yeğliyormuş. Haftanın yarısı sadece salata ve meyve yiyormuş. Düzenli spor yaptığını söylememe gerek yok sanırım.


Sanırım bu beş güzelin güzel ve formda kalma teknikleri kendinize pay çıkarmanıza yetecek de artacaktır bile. Değil beş, on beş tanesinin de sırlarını öğrensek; bu işin püf noktası bol su içmek, spor yapmak ve her besinden ölçülü tüketmekten geçiyor sevgili hemcinslerim. Hepinize sağlıklı günler dilerim!



Gider ayak şu Victoria's Secret Sevgililer Günü Reklam Tanıtım Filmi'ni de şöyle bırakayım. İzleyip iç geçirmek yok, ders almak var ona göre! :)
Read more ...

16 Ocak 2012 Pazartesi

ZEHİRLİ MADDELER


Domuz eti çok yağlıdır Yenildiği takdirde, bu yağ kana geçer Böylece kan, yağ tanecikleriyle dolmuş olur Kandaki bu fazla miktardaki yağ; atar damarların sertleşmesine, tansiyon yükselmesine ve kalp infarktüsüne sebep olur Ayrıca, domuz yağ içerisinde "sutoksin" denilen zehirli maddeler mevcuttur Vücuda giren bu zehirli maddelerin dışarı atılması için, lenf bezlerinin fazla çalışmaları icap eder Bu durum, bilhassa çocuklarda lenf düğümlerinin iltihaplanması ve şişmesi seklinde kendini gösterir Hasta çocugun boğaz bölgesi anormal bir şekilde şişerek, adeta domuza benzer Bu sebeple, bu hastalığa "domuz hastalığı" (skrofuloz) adı verilir Hastalığın ilerlemesi halinde, bütün lenf bezleri cerahatlanarak şişer Ateş yükselir, ağrı başlar ve tehlikeli bir durum ortaya çıkar
FAZLA MİKTARDA KÜKÜRT
Domuz etinde bol miktarda bulunan sümüksü bağ dokusu, kükürt yönünden çok zengindir Bu sayede, vücuda fazla miktarda kükürt alınmış olur Bu fazlalıksa; kıkırdak, kas ve sinirlere oturarak eklemlerde iltihaplanma, kireçlenme ve bel fıtığı gibi çeşitli hastalıklara yol açar Domuz eti devamlı yenirse, vücuttaki sert kıkırdak maddesinin yerini, domuzdan geçen sümüksü bağ dokusu alır Bunun sonucu olarak, kıkırdak yumuşar; vücut ağırlığına tahammül edemeyerek altında ezilir Böylece, eklemlerde bozulmalar meydana gelir Domuz eti yiyenlerin elleri peltelesir, yağ tabakaları teşekkül eder Mesela yiyen kimse sporcuysa; yorgun, tembel ve hareketsiz olur Bazı futbolcular bu sebeple mesleklerinden olmuşlardır

ASIRI BÜYÜME
Domuzda büyüme hormonu da çok fazladır Doğduğu zaman birkaç yüz gram olan domuz yavrusu, altı ayda yüz kiloya (!) erişir Bu kadar süratli gelişme, büyüme hormonunun fazlalığı sebebiyledir Domuz etiyle fazla miktarda alınan büyüme hormonu, vücutta doku şişliklerine ve iltihaplanmalara yol açar Burun, çene, el ve ayak kemiklerinin anormal bir şekilde büyümesine ve vücudun yağlanmasına sebep olur Büyüme hormonunun en etkili yönü, kanserin gelişmesine zemin hazırlamasıdır Nitekim domuz kesim işiyle uğraşanlar, erkek domuzların belli bir yaştan sonra kansere yakalandıklarını ifade ederlerDERİ HASTALIKLARI Domuz etinin ihtiva ettiği histamin ve imtidazol denilen maddeler, deride kaşıntı hissi uyandırır Ekzama, dermatit, nörodermatit gibi iltihabi deri hastalıklarına zemin hazırlar Bu maddeler ayrıca; kan çıbanı, apandisit, safra yolları hastalıkları, toplar ve damar iltihapları gibi hastalıklara yakalanma ihtimalini artırır Bu sebeple doktorlar, kalp hastalarına domuz eti yememelerini tavsiye ederler

BIR HATIRA
Alman hekimi Prof Dr Reckeweg "Domuz Eti ve İnsan Sağlığı" adlı eserinde bir hatırasını şöyle anlatır: "Tedavi maksadıyla bir çiftçi ailesinin biraz sapa yörede bulunan çiftliğine gitmiştim Babada müzmin antroz (dejeneratif eklem hastalığı) ve kalça eklemi iltihabı vardı Ayrıca karaciğerinden de rahatsızdı Annenin bacaklarında varis ve eziyet verici
kaşıntısı olan egzama vardı Ailenin kızları ise, kalp yetmezliği ve romatizmadan rahatsız idi En sağlıklıları görünmesine rağmen oğulları da anjin sonrası kalp yetmezliğinden ve kan çıbanından müşteki idi Evin öbür kızı ise müzmin bronşitten muzdarip idi Oğullarından bir diğeri de, "domuz kıllanması" ve müzmin plörite yakalanmış olup, devamlı tekrar eden fistül ifrazatından rahatsız idi Yukarıda sakinlerinin hastalıklarından uzun uzadıya bahsettiğim çiftlik evinde muayene sırasında garip bir olaya şahit oldum Ailenin arasında iri cüsseli bir domuz hiç istifini bozmadan aşağı doğru sarkan kalın bir ağaç dalına abanarak sırtını kaşıyordu Hastalara "Oradaki domuzu görüyor musunuz?
Onun kaşınmasına ve iltihaplara yol açan maddeleri, etiyle beraber siz de yiyorsunuz İşte bu maddeler, sizdeki hastalıkların yegane sebebidir" dedim Yukarıda kendilerinden bahsettiğim, Kara Ormanlar havalisinde oturan benzeri çiftlik sahiplerinden verdiğim nasihati dinleyenler, domuz eti yemekten vazgeçerek hastalıklarının çoğundan kurtuldular Şimdi o çiftliklerin etrafındaki otlaklarda İslam ülkelerinde olduğu gibi küçük koyun sürüleri yayılıyor"
DOMUZ ETİ VE TRİSİN
Domuz eti ile insana bulaşan tehlikeli hastalıklardan birisi de Trişin [oku: Trischin] hastalığıdır Domuzlar bu hastalığı trişinli fare yemek veya trişinli domuz eti ile beslenmekle alırlar Fakat Trişin domuzlarda ağır bir hastalık yapmazHalbuki insanlarda, çok tehlikeli ve öldürücü bir hastalık meydana getirir Domuz etiyle alınan Trişin kurtçuklar, mide ve bağırsak yoluyla kana geçer Böylece de, bütün vücuda yayılırlar Trişin kurtçukları özellikle çene, dil, boyun, yutak ve göğüs bölgelerindeki kas dokularına yerleşirler Çiğneme, konuşma ve yutma adalelerinde felçler meydana getirirler Yine kan damarlarında tıkanıklığa, menenjit ve beyin iltihabına sebep olurlar Bazı ağır vakalar, ölümle sonuçlanır Bu hastalığın en kötü tarafıysa, kesin bir tedavi şeklinin olmamasıdır Trişin hastalığı, bilhassa Avrupa ülkelerinde yaygındır Sıkı veteriner kontrolleri yapılmasına rağmen, İsveç, İngiltere ve Polonya'da Trisin salgınları görülmektedir Yurdumuzdaysa, yerli Hıristiyanların dışında Trisin hastalığı görülmemiştir

GIDALAR VE İNSAN MİZACI
İnsan ve hayvanlar, yedikleri gıdaların az-çok tesirinde kalırlar Mesela kedi, köpek, aslan gibi et yiyen hayvanların yırtıcı; koyun, keçi, deve gibi ot ile beslenen hayvanlarsa daha uysal ve yumuşak huylu oldukları malumdur Bu durumda, insanlar için de geçerlidir Nebati gıdalarla beslenenlerin, genellikle halim-selim; et ve et ürünleriyle beslenen insanların ise daha sert mizaçlı oldukları tespit edilmiştir Domuz, dişisini kıskanmayan bir hayvandır Domuz eti ile beslenen insanlarda, kıskançlık hissinin zayıfladığı veya dumura uğradığı gözlenmiştir Fransız filozoflarından Savorin de beslenmenin mizaç üzerindeki bu tesirine çok önem vererek, "Bana ne yediğini söyle, senin ne olduğunu haber vereyim" demiştir
Read more ...

Bunamamak için çare


Nahl suresi 70 âyet-i kerimesinde, (Bildikten sonra bilmez olur) buyuruluyor Yani, yaşlanır, dermansız ve aklı noksan olur Bir çocuğa benzer [Beydavi]

Hz İkrime, (Kur'an-ı kerimi okumaya devam eden, âyet-i kerimede bildirilen bunaklık haline düşmez) buyuruyor Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Kur'an-ı kerim okuyan bunamaz) [Tirmizi
Read more ...

Unutkanlık ve çaresi



“...Unuttuğun zaman Allah’ı an...” (18/Kehf, 24)
Günah işlemek (İsyanı [günahı] çok olanın, nisyanı [unutması] çok olur) buyuruluyor Sabah namazı vakti uyumak, dünya için çok üzüntü, dünya ile çok meşgul olmak, tuzlu et yemek, çok sıcak yiyip içmek, çok şaka yapmak, mezarlıkta gülmek, mezar taşlarını okumak, tuvalette abdest almak, çok cünüp durmak, ellerini elbisesine silmek, camiye sol ayakla girmek, avret yerine bakmak, çok aç durmak, hep tok durmak, işlerin dağınık olması, kötü kokulu şeyler yemek, uyuşturucu kullanmak, ekşi elma yemek

Zihni açan ve unutkanlığı gideren şeyler:
Kereviz, kuru üzüm, çörek otu yemek, koyun sütü içmek, başı, gül yağı ile yağlamak, badem yemek, misk ve karanfil kullanmak, kimyon unu koklamak, öd buharını teneffüs etmek, bal yemek
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Hacamat, aklı artırır, hafızayı kuvvetlendirir) [Hakim]
(Hafızayı kuvvetlendirmek için bal yiyin!) [MNasihat]
(Kabak dimağı besler, aklı artırır) [Deylemi, İMünavi]

Unutmamak için günah işlememek gerekir Daima Allahü teâlâyı anmalı, Peygamber efendimiz aleyhisselama salevat-ı şerife getirmelidirHadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Söyleyeceği şeyi unutan, hatırlamak için bana salât-ü selam getirsin!) [İbni Sünni]
Read more ...