31 Ekim 2012 Çarşamba

Cinsel isteksizliğin 13 nedeni var

Cinsel isteksizliği etkileyen çok sayıda faktör bulunsa da temelde cinsel isteksizlik yapan 13 neden var...

Cinsel isteği sağlayan hormon kadında da erkekte de aynıdır. Bu hormon testesterondur ve cinsel isteği yönlendirir.
Cinsel dürtüler doğuştan vardır ancak cinsel davranışlar bu konudaki tutum ve deneyimlerle belirlenir. Cinsel isteği belirleyen çok sayıda faktör bulunuyor. Genel ya da cinsel sağlık durumundaki bozukluklar, hormonlardaki aksaklıklar, kullanılan ilaçlar bunu etkileyebilir. Nedenler psikolojik ya da organik olabilir. İşte nedenlerden en başta gelenler ve en önemlileri:

İşte cinsel isteği azaltan nedenler

Vücudunuzun şekli
Vücudunuzun şekliniz ve kilonuzdan ötürü kendinizi seksi bulmayabilirsiniz. Çok kilolu olmasanız bile kendi algınız sizin duygularınızı etkileyebilir. Algınız üzerinde çalışmak ya da kilo vermek yararlı olur. Spor, fiziksel olarak vücudunuzu şekillendirirken hormonlar açısından da yardımcıdır.

Stres
Stres altındayken bir sürü şeyi iyi yapan nadir insanlardan biri olabilirsiniz. Ancak buna cinsel hayatınız dahil değil. İş stresi, para sorunları, ailede hasta olan biri için duyulan endişe gibi nedenler, libidonuzu düşürür. Stres düzeyinizi kontrol altında tutmak ve stres yönetim teknizlerini öğrenmek için mutlaka bir uzman yardımı alın.

İlişkideki sorunlar
Çiftler arasında çözüme kavuşmamış sorunlar cinsel dürtünüzün katili olabilir. Cinsel hayatta duygusal yakınlık özellikle kadınlar için önemlidir. Üstü kapatılmış sonuca varılmamış tartışmalar, yanlış anlamalar, güven gibi konular nedenlerden biri olabilir.

Alkol
Bir kadeh ya da iki kadeh içki her zaman keyfinizi yerine getirmeyebilir. Alkolün bu konuda faydadan ziyade zarar getirdiği bilinen bir gerçektir. Alkol cinsel isteği uyuşturur.

Az uyumak
Çok erken kalkıyor ve geç yatağa girmek etkendir. Yeterli uyumazsanız vücudunuz da hem fiziksel hem duygusal olumsuz etkilenir.

İlaç kullanmak
Bazı ilaçlar cinsel isteksizlik yaratabilir. Antidepresanlar, tansiyon ilaçları, alerji ilaçları, kemoterapi, HIV ilaçları gibi. Her zaman kullandığınız ilacın dozunun artması ya da azalması da etkileyebilir.

Ereksiyon
Ereksiyon problemleri de çiftleri cinsel hayattan uzaklaştırabilir.

Düşük testosteron
Testosteron her iki cinsi de ilgilendiren bir konudur. Ancak kadınların hormon düzeni erkeklerden daha farklıdır ve daha karışıktır. Erkekler yaşlandıkça testosteronda gerileme olabilir. Bu da cinsel isteksizlik oluşturabilir.

Menopoz
Dünyada birçok kadın menopoz yüzünden cinsel isteklerinin azaldığını rapor etmiştir. Menopozol semptomlar hormon değişiklikleri bütün vücudu etkileyen bir durumdur. Menopozdan ötürü yaşanan semptomlar ilaçlarla kontrol altında tutulabilir.

Depresyon
Depresyona karşı kullanılan birçok antidepresan ilaç olumsuz etkiler. Eğer cinsel isteksizlik yeni başlıyorsa, bu farkında olmadığınız depresyonun başlangıcı olabilir

Samimiyetsizlik
Samimiyet olmadan sağlıklı bir cinsel yaşam mümkün değildir. Samimiyetle kastedilen açık fikirli olmak, paylaşmak ve birbirini anlamak gibi durumlardır. Açık iletişim her tür problemin çözümünde ana maddedir.

Obezite
Uzmanlara göre fazla kilolu veya obez olmak, cinsel performans konusunda sorun yaratabilir. Bu neden tam olarak bilinmese de birçok doktor, bunu kilo nedeniyle kendine güven eksikliğine de bağlıyor.

Ebeveynlik
Ayak altında dolaşan çocuklar, çiftleri birbirine zaman ayırmaktan alıkoyabilir. Bu gibi durumlarda çocuklara kısa süreliğine bakıcılık yapacak birinin faydası olabilir. Eğer çocuğunuz çok küçükse onun uyuma zamanına göre bir ayarlama yapılabilir

Read more ...

Migreni çok daha yakından öğrenin

Ancak ilaç tedavisinin yanı sıra dikkat edeceğiniz bazı noktalar da su sorunla baş etmenizi oldukça kolaylaştırabilir.

Bulantı, kusma ve görme sorunları gibi diğer belirtilerin eşlik ettiği, genellikle başın tek tarafında yer alan ancak çift taraflı da olabilen şiddetli bir baş ağrısı olarak tanımladığımız migren, bugün pek çok insanın muzdarip olduğu bir sorundur. Migreni oluşturmaya yönelik etkenler tam olarak anlaşılmamakla birlikte, araştırmalar migren esnasında vücutta neler olduğunu anlama konusunda epeyce yol kat etmiştir.

İki saatten 72 saate kadar uzayabilen migren atakları, bazı kişilerde haftada bir görülürken bazılarında ise yılda birden daha az olabilir. Kadınlarda daha sıktır (hormonal değişikliklerin etkisi olduğu düşünülmektedir). Yaşam kalitesini düşürür ancak genellikle hayatı tehdit eden ve hastanın yaşam süresini kısaltan ciddi bir tıbbi risk oluşturmaz.
Her yaşta görülebilse de çoğunlukla 20'li yaşlarda başlar. Çocuklar da migren hastası olabilir ki bu durumda verilen ilaçlar ve ilaç dozu büyük önem taşır.

Atakların özelliği kişiden kişiye, bazen de aynı kişide ataktan atağa farklılık gösterebilir. Bu nedenle ilaç tedavisi de kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Migren tedavisinde ilaç kullanımı iki amaca yöneliktir Bunlardan birincisi atakları önlemek ya da atak sıklığını azaltmak, ikincisi ise başlayan ağrıyı ortadan kaldırmak ya da ağrının şiddeti hafifletmektir ve mutlaka hekim kontrolünde yapılmalıdır. Düzenli ilaç tedavisiyle migren tedavi edilebilen bir hastalıktır. İlaç tedavisine destek olmak ve migrenin verdiği acıları daha da hafifletmek için aşağıda paylaştığımız önerileri uygulayabilirsiniz.

Migren hakkında mümkün olduğunca her şeyi öğrenin.
Bilgiyi artırmak korkuları azaltır ve durumu kontrol altına almayı kolaylaştırır.

Kendi migreninizi tanıyın

Migren ağrınızın oluşmasıyla yaptığınız aktiviteler, yediğiniz yiyecekler, hava durumu, hormonal durumunuz arasındaki ilişkiyi not etmek migren sebeplerinizi bulmakta çok faydalıdır. Migren konusunda deneyimli, tedavi kararlarında sizinle bilgiyi paylaşan ve fikrinizi soran bir doktor bulun.

Destek isteyin

Ailenizi ve arkadaşlarınızı duyarlı olduğunuz yemekler ve kaçınabileceğiniz diğer migren sebepleri konusunda bilgilendirin ve zaman zaman hatırlatın. Aile fertlerinizden migren zamanlarınızda normal görevlerinizi üstlenmelerim isteyin ve daha soma da bunları yapmalarına izin verin.

Migren esnasında size nasıl davranılmasını istediğiniz konusunda açık olun

İnsanlar genellikle sizin söylediğinizi gerçek olarak algılar. Dolayısıyla olduğunuzdan daha iyi görünmeye çalışmayın. Acı ve rahatsızlık seviyeniz konusunda dürüst olursanız, etrafımızdakilere uygun davranabilmeleri için olanak tanımış olursunuz.

Çocuğunuza uygun bir dille anlatın

Çok küçük çocuklar için alnınıza bu yara bandı yapıştırmak faydalı olabilir. "Burası acıyor" diyerek gürültü yapmadan oynamalarını sağlayabilirsiniz.

Çevrenizdekilerin empati kurmalarını sağlayın

Eğer migreniniz sizde duygusal değişikliklere yol açıyorsa (migren öncesi veya sonrası depresyon), iyi bir zamanda etrafınızdakilere durumunuzu anlatın. Bu tutumunuz, migren nedeniyle gösterdiğiniz tepkileri çok ciddiye almayı engeller.

Gerçekte neyi istiyorsanız onu belirtin

Yalnız kalmak istiyorsanız bunu talep edin. Yanınızda birisinin olmasını ve size su getirmesini istiyorsanız, bunu dürüst bir şekilde ifade edin.

Birinci dereceden yakınlarınızın bilgilenmesini teşvik edin

Aile bireyleri veya zamanınızın büyük bir kısmını paylaştığınız diğer insanlar genellikle sizin acı ve ağrınızın ciddiyetini anlar, size yardımcı olamadıkları için kendilerini çok çaresiz hissederler Migren konusunda daha fazla bilgi sahibi olmak onlara da yardım edebilir

İşyerinizde mümkün olduğunca migreni artırıcı faktörleri azaltın

Bu tavrınızın sizin veriminizi artıracağını göz önünde tutarak, isteklerinizi dile getirmekten çekinmeyin.

İşyerinizdeki ampulleri migreni provoke etmeyecek şekilde ayarlayın (floresan ışığın migreni başlatıcı etkisi vardır). Dumansız ve parfümsüz bir ortam tercih edin. Yakınınızda açılabilecek bir pencerenin bulunmasını talep edin. Sürekli gürültünün olduğu ortamlardan kaçının.


BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?
Araştırmalara göre; migren hastalarının anne ve babalarının yüzde 50-60'ı migren hastası.

Prof. Dr. Serdar Erdine
Algoji-Ağrı Tedavisi

Kaynak:Ekolay.net
Read more ...

Kilo verirken matematiksel dengeler

Diyete başladınız, daha az kalori alarak zayıflamaya çalışıyorsunuz. Doğru yoldasınız çünkü kilo alıp vermek aslında matematiksel dengeler ve hesaplamalar üzerine kurulu. Yani kilo vermenin de bir matematik denklemi var!

Fazladan her 7 bin kalori bir kilo aldırıyor

Fazla kilolarınızdan kurtulmak için kalorisi düşük besinleri mi tercih ediyorsunuz? Doğru yoldasınız. Çünkü ihtiyacınızdan fazla aldığınız her 7 bin kalori 1 kilo daha yağ depoladığınız anlamına geliyor. Tam tersi durumda ise günlük ihtiyacınız olan kaloriyi yarıya düşürürseniz, 1 hafta sonra kendinizi 1 kilo zayıflamış bulabilirsiniz! Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, diyet yapanların mutlaka kalori hesabı yapması gerektiğini belirtiyor.

Fazla kilolarınız var ve yaz gelmeden kurtulmak istiyorsunuz. Diyete başladınız, daha az kalori alarak zayıflamaya çalışıyorsunuz. Doğru yoldasınız çünkü kilo alıp vermek aslında matematiksel dengeler ve hesaplamalar üzerine kurulu. Yani kilo vermenin de bir matematik denklemi var! Bu denklemi şöyle düşünebilirsiniz; bir kalori kumbaramız var.  Günlük almamız gereken zorunlu kalorinin üzerinde aldıklarımız artı kalori hanesine yazılıyor ve bunlar toplanarak fazla yağlara dönüşüyor. Tam tersi durumda da yani günlük harcadığımız kalorinin altında kalori alırsak aradaki açık eksi kalori hanesine yazılıyor ve dolayısıyla vücudun enerji ihtiyacı için daha önce depolanmış yağlar yakılmaya başlanıyor.

Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, diyet yapanların mutlaka kalori hesabı yapması gerektiğini belirterek metabolizmamızın çalışması, kilo alıp vermedeki matematiksel dengeler hakkında merak edilen soruları yanıtladı: 

Diyet yaparken kalori hesabı yapmak doğru mu, yanlış mı?

Her 7 bin kalori bir kilo demektir. Yani yaktığımızdan her 7 bin kalori fazla aldığımızda bir kilo alırız. Aynı hesaba göre yaktığımız kaloriden her 7 bin kalori az aldığımızda da bir kilo veririz. Vücutta kumbara sistemi vardır, artı ve eksi kalori kayıtlarının olduğu bir kumbaradır bu.

Diyelim ki bazal metabolizmamız 1500 kalori olsun. Günlük hareketle de 500 kalori harcamış olalım. Böylece günde 2 bin kalori yakmış olalım. Eğer günde 2 bin kalori yakan bir kişi olarak, bin kalorilik bir diyet yaparsak, bir haftada 7000 kaloriyi eksi kalori hanesinde toplayarak 1 kilo veririz. Tersine, her gün yaktığımız kaloriden 1000 kalori fazla alırsak bir haftada artı kalori hanesine 7000 kalori toplayarak 1 kilo alırız. 

Peki kalori yakmamızda etkili olan bazal metabolizma nedir, nasıl çalışır?

Metabolizma iki ayrı bölümden oluşuyor. Birincisi bazal metabolizma dediğimiz 24 saat hiç hareketsiz dursak bile böbrek, karaciğer, kalp gibi iç organlarımızın çalışması için vücudun harcadığı enerjidir. İkincisi de hareketle harcadığımız enerjidir, hareketimiz değişken olduğu için hareketle harcadığımız enerji de değişkendir. Bazal metabolizma beyinde bir merkez tarafından kontrol edilir, günlük hareket düzeyimiz, beslenme düzenimiz, günlük kalori alımı gibi faktörlerin etkisi ile bazal metabolizma artabilir ya da yavaşlayabilir.

Bazal metabolizmayı hangi faktörler etkiler? 

Bazal metabolizma pek çok faktör tarafından etkilenir. Halk arasında en çok bilinen ve üzerinde durulan tiroid fonksiyonlarındaki değişkenliktir. Oysa düzenli beslenip beslenmediğimiz, gün içinde aç kalıp kalmadığımız, yediğimiz gıdaların içeriği, günlük hareket düzeyimiz, kullandığımız ilaçların özellikleri, uyku düzenimiz başta olmak üzere bazal metabolizmanın düzenlenmesinde etkili olan çok sayıda faktör vardır.

Kimin metabolizması en hızlıdır?

En hızlı metabolizma sanılanın aksine kilolu olan ve hiç diyet yapmayanlardır. Ne kadar çok yiyorsak aslında metabolizma o kadar hızlıdır, kilomuz ne kadar fazlaysa, hareket ederken taşıdığımız kütle fazla olacağından harcayacağımız enerji de o kadar fazladır.

Metabolizması en yavaş kişiler kimlerdir?

- Sürekli diyet yapanların metabolizması çok yavaştır. Bize birçok kişi diyetimi bozmuyorum, ama hiç doymuyorum, kilo veremediğim gibi kilo alıyorum diye gelir. Bunun nedeni sürekli düşük kalorili diyete vücudu alıştırmalarıdır.
- Metabolizmanın yeterli ve sağlıklı çalışıp çalışmadığının diğer belirteci aç kalarak beslenip beslenmediğimizdir. Eğer günde 1-2 öğün yiyorsak, kahvaltıyı atlıyorsak, bütün gün aç gezip sadece akşam yemeği yiyorsak vücut enerji girdisini az olarak algılar ve her şeyi depolamaya başlar. Enerji harcamayı mümkün olduğu kadar azaltır. Açlık metabolizmayı yavaşlatan önemli bir faktördür.

- Birtakım hastalıklar metabolizmayı değiştirir. Bazı hipofiz bezi hastalıkları (agromegali, cushing sendromu vb.), hipotiroidi, insülin direnci gibi. Tiroid hastalıkları ve insülin direnci sık görülmekle birlikte diğer hastalıklar daha nadir karşımıza çıkar.  O nedenle 'benim metabolizmam hiç çalışmıyor, su içsem yarıyor' cümlesini kuran kişilerin çoğunda esas problem düzensiz beslenme, sürekli aynı kalori ile beslenme, diyet yaptığını zannederek sürekli diyeti bozma gibi beslenme hataları ön planda akla gelmelidir.

Diyet yaparken kilo takılmaları neden oluyor?

Sürekli aynı diyetle aynı kaloriyle beslenince bazal metabolizma yavaşlar. Bazal metabolizmayı beyinde hipotalamus adı verilen bölüm düzenlemektedir.  Hipotalamus bu düzenlemeyi öncelikle günlük aldığımız kaloriye göre yapar. Hep aynı kaloriyi alıyorsak, yaktığımız kaloriyi buna eşitlemek için uğraşır. Diyet yapmaya başlayınca daha önce bahsettiğimiz gibi bir kalori açığı yakalarız, eksi kalori hanesinde biriken kaloriler 7000 kalori olunca 1 kilo veririz. Ancak aynı diyete devam ederken hipotalamus harcanan kaloriyi aldığımız ile eşitler ve bir süre sonra yaktığımız-aldığımız kaloriler eşit hale gelince eksi kalori hanesinde puan toplayamaz hale geliriz. Bu süreçte ara ara diyeti bozdukça artı kalori hanesine puan atmaya başlarız ve burada toplanan kaloriler 7000 kalori olunca bir kilo alırız. Yani diyet yaparken kilo almaya başlarız. 'Su içsem yarıyor' aşaması genellikle bu aşamadır. Tabii yarayan su değil ara ara bozmaların getirdiği kalori birikimidir.

Takıldığımız kilolardan kurtulmanın yolu nedir?

Bu süreci geciktirmenin ya da düzeltmenin birinci yolu düzenli spor yapmaktır. Spor yapmak metabolizmanın yavaşlamasını önler. Ayrıca diyet mutlaka diyet uzmanı eşliğinde profesyonel bir düzenleme ile yapılmalıdır. Diyet uzmanı diyet sırasında kişinin metabolik cevabına göre diyeti değiştirir, kalorinin vücuda giriş şeklini değiştirir ve hipotalamusun diyete uyum sağlayacak şekilde metabolizmayı yavaşlatmasını önler ya da geciktirir. Ayrıca kontrollü diyet yapmanın, diyeti bozma sıklığını azalttığı da gösterilmiştir.

Sporun diyete yardımcı olması için ideal süre ne olmalıdır?

Herkesin spor ihtiyacı farklıdır. Hiç spor yapmayan bir kişi yürüyüş yaparak spora başlayabilir. Gün aşırı 30-60 dakikalık yürüyüş son derece faydalı olabilir. Zaten düzenli spor yapmakta olan bir kişi metabolizmayı daha da hızlandırma ihtiyacı duyarsa yağ yakıcı egzersiz yapması gerekir (step, aerobic, koşu vb..)

Sporun yaşam biçimi haline gelmesini öneriyoruz, eğer yaşam biçimi haline gelmeyecekse kilo vermek istediğiniz dönemde faydası olur, ancak sporu bırakınca metabolizma üzerindeki etkisi kaybolur.  Diyelim  10 kilo vermeniz gerekiyor, 3 aylık süre içinde her gün iki saat spor yaptınız ve günlük enerjinizi artırdınız. İstediğiniz kiloya indikten sonra  sporu tamamen bırakırsanız, harcanan kalori azaldığı için metabolizmada hemen kalori fazlası meydana gelir ve kiloların en azından bir kısmını  geri alırsınız.

Yağ yakıcı egzersiz için gün aşırı yine haftada üç gün yaklaşık 40-50 dakika spor yapmalı. Ancak yağ yakabilmek için bu sürenin en az 20 dakikasında kalp hızının 120'ye çıkması gerekiyor. Step, koşu, aerobik, düzenli yürüyüş yapan kişide metabolizmayı hızlandırıp kilo vermeyi kolaylaştırmak mümkün olabiliyor.

İnsülin direnci metabolizmayı nasıl etkiliyor?

Kan şekerini kontrol edip şeker hastası olmamızı engellemek için vücudun salgıladığı hormon insülindir. Bazı kişilerde insülin normal miktarlarda şeker kontrolü sağlayamaz, bu kişilerde şeker hastası olmayı engellemek için vücut normalden fazla insülin salgılamak zorunda kalır. Artan insülin kan şekeri kontrolünü sağlar ama birtakım yan etkilere de yol açar. Kan şekeri kontrolünün normalden fazla miktarda insülin ile sağlanmasına 'İnsülin Direnci' diyoruz.  Artan insülin sık acıkmaya, sofradan yeni kalkıldığında dahi açlık hissine, gece yeme alışkanlığına ve tatlı krizlerine yol açabilir. Bu nedenle ortaya çıkan beslenme düzensizliği kilo almaya yol açar. Kilo almak, yani yağ dokusunun artması insülin direncini artırarak insülin salgısının daha da artmasına yol açar, bu şekilde metabolik bir kısır döngü ortaya çıkar.

Fazla yağ dokusu insülin direncini tetikler mi?

Kilo almak, yani vücut yağ dokusunun artması insülin direncini ortaya çıkaran en önemli faktördür.  Her kilolu kişide  insülin direnci yoktur, ancak insülin direnci olan hastaların hemen tümü kiloludur. İnsülin aynı zamanda yağ dokusunu besleme özelliği olan bir hormondur, o nedenle insülin ne kadar fazla ise kilo alma riski o kadar fazladır. Diyet yapılsa dahi insülin direnci olan bir kişide insülin sürekli yağ dokusunu beslediği için kilo vermek zorlaşır. Spor insülin direncinin azaltılmasında çok önemli bir rol oynar. Diyetin düzenli uygulanması, sağlıklı beslenme yine insülin direncini en aza indirir. 

İnsülin direnci ile ilgili en önemli konu, bu durumun şeker hastalığına zemin hazırlayan metabolik bir durum olmasıdır. Özellikle genetik yatkınlık varsa, yani ailede diyabet öyküsü varsa, insülin direnci varlığında sürekli fazla insülin salgılayan pankreas yorularak insülin salgısını azaltırsa diyabet ortaya çıkar. Bu sürecin insülin direnci aşamasında fark edilerek tedavisi ise diyabet gelişme riskini azaltır.

Uzman Dr. Özlem Sezgin Meriçliler

Kaynak:Haberturk.com
Read more ...

22 Ekim 2012 Pazartesi

Bu Dünürler Size De Tanıdık Gelecek!



Evli olan herkes, kendi annesiyle eşinin annesinin arasındaki çekişmeyi çok iyi bilir! Alttan alttan laf sokmalar, birbirleriyle rekabet etmeler, gözlerini devirerek imalı bakışlar... Vanish yeni kampanyası için çektiği videoda, dünürlerin bu tip komik atışmalarını çok iyi anlatmış! Yukarıdaki videoda birbirini çekemeyen bu iki dünürü siz de izleyebilirsiniz.

En çok sevdiğim şeylerden biri de, dünürlerin söylediklerinin yanı sıra aklından geçenleri de duyabilmemiz... Birbirleri hakkındaki gerçek düşünceleri, videoya büyük ölçüde mizah katmış. Oyuncuların mimikleri de bir o kadar iyi! Parodi tadındaki bu video çok konuşulacağa benziyor.

Üstelik Vanish’in Facebook hayran sayfasında, bu video ile bağlantılı bir aplikasyon da yer alıyor. http://bit.ly/omurbiterdunurgitmez adresine giderek ileride nasıl bir dünür olacağınızı öğrenebilir, pespembe bir çamaşır makinesi kazanma şansı yakalayabilirsiniz!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Read more ...

21 Ekim 2012 Pazar

Fanatizm aynı zamanda bir sağlık sorunu

Fanatik, takımı ile kendi onurunu özdeşleştiriyor.

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, fanatizmin bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, 'Fanatizm insanlar arası ilişkileri bozmakta, şiddet, kavga, dargınlık, hatta yaralama, öldürme gibi kötü sonuçları ile toplumsal barışı tehdit etmektedir' dedi.


Yorulmaz, yaptığı açıklamada, fanatizm de şeklin özden daha önemli ve ön planda olduğunu söyledi.

Fanatiklerin inandıkları düşüncenin özünü bilmediklerinden ve sadece şekil tarafı ile yetindiklerinden inandıkları fikre zarar da verdiğini anlatan Yorulmaz, 'Fanatik, tuttuğu takım ile kendi onurunu, kendi benliğini özdeşleştirir ve takımı yenildiğinde kendi benliği, onuru zarar görmüş gibi tepkiler gösterir. Bu nedenle de onurunu kurtarmak için taşkınlıklar yapabilir, karşı takımın oyuncularına, taraftarlarına saldırabilir, stadyum koltuklarını kırabilir' diye konuştu.

-FANATİZM VE ŞİDDET-

Fanatiğin, inandığı bağlandığı fikrin özünü bilmediği için fikirleri ile karşı görüşteki insanları ikna edemeyeceğini bildiğinden tartışmaya girmek yerine fikrini şiddete başvurarak savunmaya çalıştığını anlatan Yorulmaz, şunları kaydetti:

'Ne yazık ki, fanatik düşünceli insanlar bazen maçlardan sonra eşyalara, araçlara, diğer takım taraftarlarına bazen konu ile ilgisi olmayan insanlara zarar verebilmekte bunun sonucunda kendisi de bir takım cezalarla karşı karşıya kalabilmekte. Dolayısıyla fanatik hem kendisine hem de başkalarına zarar vermektedir.

Fanatizm sanıldığı gibi sadece spor taraftarlığında değil, hayatın her alanında rastlanan bir düşünce ve davranış sorunudur. Fanatik için dünya ya siyah ya da beyazdır, gri yoktur. Fanatiğin benimsediği görüş o düşüncenin aslından farklı da olsa, onun için kendi benimsediği şekliyle doğrudur. Onlar için karşı görüşün hiç haklı olduğu bir nokta yoktur.'

Fanatik görüşlerinden şüpheye düşmemek için sadece kendi görüşüne uygun görüşleri dinlediği, o görüşleri savunan kitapları, gazete ve dergileri okuduğu vurgulayan Yorulmaz, şöyle devam etti:

'Fanatikler ya aktif yani görüşünü fiziksel şiddet kullanarak kabul ettirmek ya da karşı çıkanları fiziksel şiddet kullanarak sindirme yolunu seçenler ile pasif fiziksel şiddet dışında tavırları, sözleri, seçtiği kelimeler, jest ve mimikleri, davranışları ile karşı görüşte olanları sindirmeye çalışmak ya da kendi görüşünü kabul ettirmek isteyenler olmak üzere iki tipte olabilmektedir. Fanatik otoriterdir, gücü elinde bulundurduğunda kendi doğrularını emri altındakilere her türlü baskıya şiddete başvurmayı göze alarak, zorla benimsetmeye çalışır, bu konuda acımasızdır. Fanatik insanlar, çevrelerindeki diğer insanlar için de çekilmez insanlardır.'

Fanatizmin artık bir sağlık sorunu olarak değerlendirildiğini anlatan Yorulmaz, 'Fanatizm insanlar arası ilişkileri bozmakta, şiddet, kavga, dargınlık, hatta yaralama, öldürme gibi kötü sonuçları ile toplumsal barışı tehdit etmektedir' dedi.

-FANATİZMDEN KURTULMANIN YOLU

Fanatik olanların diğer fanatik insanların bu tutumundan şikayet ettiğini, ancak kendi fanatik tutum ve davranışlarını da haklı gördüğünü anlatan Yorulmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Bu çelişki nedeniyle fanatik iç dünyasında aslında huzursuzdur, rahatsızdır. Fanatizmden kurtulmanın yolu, kendimize yakın bulduğumuz, benimsediğimiz düşüncelerin, fikirlerin özünü kavramaya çalışmaktır. İnandığımız düşüncelerin olumlu olumsuz yanları konusunda, doğru ve geniş bir fikir sahibi olmak amacıyla taraftar ya da karşı görüşleri sakin biçimde, ön yargılar ile peşinen reddetmeden dinlemek, okumak, öğrenmek ve bizim düşüncemizi paylaşmayan, farklı düşünceleri olan kişilerin de olabileceğini görmektir. Doğruların herkes için aynı olmayabileceğini, insanların kendilerine özgü düşüncelerinin olabileceğini kabul etmek ve bu konuda insanlara anlayış göstermek, bizim hiç kimseden daha akıllı olmadığımızı ya da herkesin en az bizim kadar akıllı olabileceğini kabul etmek, doğruların zaman içinde değişebileceğini akıldan çıkarmamak, kendimizi karşımızdakilerin yerine koyarak düşüncelerini anlayışla karşılamak ve sevgidir.

Özetle fanatizmin ilacı saygı ve anlayış göstererek tüm düşünceleri dinlemek, ancak karar verirken başkalarının beyniyle değil kendi beynini kullanarak karar vermektir.'

Read more ...

Doğal yoldan hafıza nasıl güçlenir?

Uzmanlar unutkanlığa son vermek ve beyin gücünüzü geliştirmek için bu gıdaları öneriyor

Hafızanızı güçlendirecek, konsantrasyon ve odaklanmanızı arttıracak çok fazla gıda, takviye, bitki var. Bu beyin yiyeceklerini, düzenli egzersiz ve iyi bir gece uykusu ile birleştirirseniz, beyin gücünüzü güçlendirmiş olacaksınız. Ama aklınızda bulunsun bazı yiyecekler beyin için iyiyken, bazıları tam tersi etkiye sahiptir.

İşlenmiş gıdalar karbonhidratta, şekerde, tuzda yüksek olan-örneğin kek, bazı ekmekler ve tahıllar beynin ihtiyacı olan bazı kimyasalları engelleyebilir.
Beyin gücünüzü arttırmak istiyorsanız, işte size bazı yiyecek, ot ve takviyeler

YUMURTA

Beynimizin katı kısmı yağdan oluştuğu için, ona iyi yağlar sağlamalıyız. Yağ asidi veya EFA- çünkü vücudumuz bu yağları üretemez. Beyindeki anıların yaratılması ve sürdürülmesine dahil olan sinapsın (kromozomların birleşmesi) oluşması için yağ gereklidir. Yumurta mükemmel bir EFA kaynağıdır.

YAĞLI BALIK

Eğer anneniz size balık yemenin sizi akıllı yapacağını söylediyse, doğru söylemiş. Yağlı balık çeşitleri örneğin som, sardalya,uskumru,ringa yüksek değerde omega -3 yağı olarak bilinen EFA’ya sahiptir. Bu yağ, beyin hücrelerimiz için çok önemlidir. Öğrenme gücünü ve hafızayı geliştirir. Sardalya da ilave bir fayda ise hafıza için gerekli olan beyin kimyasalı choline’e sahip olmasıdır.

SOYA

Burada bahsedilen bütün besinler proteinle paketlenme avantajına sahiptir. Bu da hafızaya bağlı sinir taşıyıcılarını tetikler. Soyada da böyledir. Soya proteini, soya fasulyelerinden alınan konsantre protein, büyük bir protein kaynağı olup takviye, sıvı veya toz halinde bulunur. Doğal haliyle bulunan soyada (soya sütü) gibi sözlü ve sözsüz hafızayı geliştirir.

OTLAR

Gingko biloba, Doğu kültüründe binlerce yıldır kullanılan, en çok bilinen hafıza otudur. Kan damarlarını genişleterek ve arz edilen oksijeni arttırarak , beyine giden kan akışını arttırır. Ama sonuçlarını görmeye başlamanız birkaç hafta alabilir. Aynı zamanda beyin hücrelerine zarar verecek radikallerden de kurtulur.

YEŞİL ADA ÇAYI

Son çalışmalarda yeşil ve siyah çayın Alzheimer hastalarında, akıl fonksiyonlarının ve hafızanın yok olduğu bir hastalıkla mücadele etme ilacı olduğu anlaşıldı. İki çeşit çayda hastalıkla birçok yönden mücadele ediyor. Ama en önemlisi acetylcholine’nin (Alzheimer hastalarında tükenmek üzere olan ,hafıza için ana kimyasallardan biri) yok olmasını engelliyorlar. Yeşil çay bu konuda bir adım önde, etkisi 1 hafta sürüyor, aynı bitkiden gelen siyah çayın etkisi ise bir gün sürüyor.

ADAÇAYI

Kelime hatırlama testinde, adaçayı alanlar almayanlardan daha başarılıydı. Bu mekanizma tam olarak belli olmasa da, uzmanlar adaçayının beyne mesaj gönderen kimyasalları arttırdığına inanıyor. Bu Alzheimer'li hastalarında problemi olduğu için, adaçayı bu hastalığın tedavisinde kullanılabilir.

BİBERİYE

Adaçayı gibi , biberiye de hafızayı güçlendirir, akıl berraklığını sağlar ve beyin yorgunluğunu azaltır. Çalışmalar, biberiyenin uzun dönemli hafızayı %15 geliştirdiğini göstermiştir.

B VİTAMİNİ

Sağlıklı ve dengeli beslenme size tüm gerekli vitaminleri sağlasa da, vitamin B hafızanız için gerekli olabilir. Özellikle stresli zamanlarda. Fiziksel veya mantıksal olarak stres altında olduğunuzda, vücudunuzdaki b vitamini azalır. B vitamini eksikliği, acetylcholine’in (hafıza için gerekli kimyasal) beyindeki fonksiyonlarını yerine getirmesini engeller. B vitamini aynı zamanda beyne oksijen taşır ve radikalleri yok eder. Bu da hafızayı veya duyuları güçlendirir.Ya vitamin alırsınız yada b vitamini açısından yüksek besinler(karaciğer, yumurta, soya fasulyesi,yeşil fasulye) tüketirsiniz.

DEMİR

Demir eksikliği- Amerika’da en yaygın olan besin eksikliği-birçok yan etkisi de vardır., konsantrasyon zorluğu, beyinde küçülme, dikkatin azalması Demir oksijenin beyne gitmesine yardımcı olur. Demir eksikliği yüzünden oluşacak oksijen eksikliği beyin hücrelerinin çalışmalarını yavaşlatacaktır.

Basit bir kan testi eksikliğiniz olup olmadığını gösterecektir. Eğer varsa, demir takviyesi alabilir veya demir içeriği yüksek yiyecekleri tüketebilirsiniz. Örn: yağsız et, fasulye. Vitamin C vücudunuzun demiri emmesini sağlar, bu 2 vitamini ya takviyelerden yada yiyeceklerden alın.

SU

Beynin p suyla kaplı olduğunu için, bu sıvı hafıza için gereklidir. Aslında subeyin fonksiyonlarının bir bütün olarak hızlandırır. Su olmadığı zaman daha yavaş çalışır. Bu durum hafıza içinde geçerlidir. Susuz beyin,bilgi bulundurma ve hafızayı oluşturmada beynin kapasitesini etkileyen hormon cortisolü salıverir. Cortisol, beynin daha basit ve içgüdüsel hareket etmesini sağlayan adrenalini serbest bırakır.Bu da beyin fonsiyonlarını ve hafızayı etkiler.

BEYİN GIDASI

Hafızanızı ve konsantrasyonunuzu güçlendirecek bazı gıdaları veya takviyeleri diyetinize eklemek çok basittir. Sabah bir yumurta, öğle yemeğinden sonra bir bardak yeşil çay, akşam yemeğinde adaçayı soslu spagetti ve gün boyunca çok fazla su. Kendinizi bir dahi gibi hissedeceksiniz.

Read more ...

Göbek yağınızın kıymetini bilin!

Estetik olarak hoş görülmeyen göbekli kişiler yakında çok avantajlı olacaklar

Hücresel Tedavi Derneği Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan, kilolu kişilerin göbek yağında kök hücre olduğunun ortaya çıktığını belirterek, "İleride göbek yağında bulunan kök hücreler, estetik olarak hoş görülmeyen göbekli kişilere avantaj sağlayacak" dedi.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi de olan Prof. Dr. İlhan, hematoloji alanında birçok hastalığın tedavisinde yıllardır kullanılan kök hücrenin, hücrenin biyolojisi ve plastisitesinden kaynaklanan iyileştirici ve yenileştirici özelliği ile son yıllarda tüm tıp alanında bu konudaki araştırmaların başlamasına neden olduğunu söyledi.

Ankara Üniversitesi Hemotoloji Bilim Dalının 22 yıldır kemik iliği nakli, kanda kök hücre nakli ve göbek kordon kanı nakli yaptığını ifade eden Prof. Dr. İlhan, "Türkiye'de 33 merkez, Sağlık Bakanlığından ruhsatlı olup kök hücre nakli yapmaktadır. Ancak bunların tamamı lösemi, lenfoma hemotolojik hastalıklarla ilgilenmektedir. Asıl gelişme, son 10 yılda bir dokudaki kök hücreden tamamen farklı dokudaki hücre tipinin oluşabildiğini gösterdi. Örnek verecek olursak kan hücrelerinden nöron, karaciğer ve kalp kası hücresi oluşabilmekte. Bugün kalp krizinde, şeker hastalığında, bağırsak iltihabında, bronşitte ve organ nakillerinde kök hücrenin yeri var. Sağlık Bakanlığında ise son 4 yıldır Kök Hücre Araştırma Komisyonu kuruldu ve görevini yürütüyor. Özellikle bugün Türkiye'de embiriyonik olmayan, yetişkin kök hücrelerle araştırma yapmak serbesttir" dedi.

Prof. Dr. İlhan, Türkiye'de kalp krizi geçiren ve by-pastan fayda görmeyenlere, damar tıkanıklığını normal tedaviyle çözemeyenlere kök hücre tedavisinin başarıyla uygulandığını anlatarak, "Bunların hasta tedavisinde gündeme girmesi için ileri çalışmalara ihtiyaç var. Diyabet hastalığında kök hücrenin etkili olduğunu biliyoruz ama bunların hastaya uygulanması için belli bir kurallar ve uygulamalar var, bunları bekliyoruz" diye konuştu.

Kanser tedavisi

Kanser tedavisinde yapılan kemoterapinin sadece kanser hücrelerini değil, normal hücreleri de öldürdüğünü belirten Prof. Dr. İlhan, "Bu da sorun yaratıyor. Şimdiki görüş (biz her kanserde bir kök hücre olduğunu düşündüğümüze göre acaba bu kanser kök hücresini tespit edebilir miyiz? Tespit ettikten sonra buna göre bir ilaç geliştirebilir miyiz?) Bu konuda bilim adımlarının yaptıkları çalışmalarla büyük yol alındı. (Tümör aşısı) dediğimiz, kanser aşısı devreye giriyor. Benim inancım 5 yıla kadar bu çalışmalar bitecek ve insanlara tedavi yönelik ilaçlar gelişecek. Lösemiler, pankreas, kolan, meme kanseri gibi kanserlerde, kanserin ana hücresinin olduğu ve bundan tespit edildiği artık bilinmekte" şeklinde konuştu.

Göbek yağında kök hücre

Prof. Dr. İlhan, "obez olarak tanımlanan kilolu kişilerin göbek yağında kök hücre olduğunun ortaya çıktığına" da değinerek, "İleride göbek yağında bulunan kök hücreler estetik olarak hoş görülmeyen göbekli kişilere avantaj sağlayacak. Göbek yağında bulunan kök hücreleri kişinin kendisine yönelik kullanabileceğiz. Saçı dökük kişilere yönelik uygulanan kök hücre tedavisinde de yüzde 20 oranında başarı sağlandığı biliniyor" diye konuştu.

Türkiye'de böbrek, kalp, karaciğer nakli bekleyen çok sayıda hasta bulunduğuna da değinen Prof. Dr. İlhan, kök hücre çalışmalarıyla bu nakillerde büyük bir artışın yaşanmasının beklendiğini sözlerine ekledi.

Read more ...

Kansere karşı doğru beslenmeyi öğren

İşte kanserden korunmada beslenmenin yolları!

Kalın bağırsak (kolon), meme ve prostat kanserlerinin yüzde 80'inin nedeni yanlış ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları! İşte bu nedenle kansere karşı doğru beslenmeyi öğrenmelisiniz. Kanserden korunmada beslenmenin önemi nedir?

Çağımızda sürekli artan kanser vakalarının yarısını akciğer, kalın bağırsak, meme ve prostat kanserleri oluşturuyor. Kalın bağırsak (kolon), meme ve prostat kanserlerinin yüzde 80'inin nedeni ise yanlış ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları! İşte bu nedenle kansere karşı korunmada beslenme çok önemli bir yer tutuyor.

Kolon kanserinden beslenmeyle korunabilir miyiz?

Özellikle kolon kanserine karşı posa tüketimini artırabilirsiniz. Posa tüketimini artırmak için beyaz ekmek yerine kepekli ekmek tüketmek, pirinç ve makarnayı kepekli tercih etmek, meyveleri kabukları ile yemek ve bol sebze tüketmek gibi basit önlemler alabilirsiniz.

Kansere karşı korunmak için nasıl beslenmeliyiz? 

İdeal kilonun sağlanması ve korunması çok önemli. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; çoğu kanser türü fazla kilolularda daha sık görülüyor.

Antioksidan besinlere ağırlık verin; çünkü antioksidanlar, hasar verici serbest radikallerin çoğalmasını engellerler. Özellikle turuncu, sarı, kırmızı ve koyu yeşil yapraklı sebze ve meylerden bolca yemelisiniz. Günlük 3 - 4 porsiyon meyve, 2 - 3 porsiyon sebze tüketebilirsiniz.

Yağ tüketimini azaltın. Bitkisel kaynaklı yağlara öncelik verin ve özellikle zeytinyağı ağırlıklı beslenin.

Fazla şekerli ve tuzlu gıdalardan uzak durun. Çay şekeri gibi basit gıda içeren besinler, vücutta fazla insülin salgılanmasına yol açar ve bu durum kanser hücrelerinin çoğalmasını tetikler. Bu nedenle karbonhidrat ihtiyacını meyve, sebze, süt ve yoğurt gibi kaynaklardan sağlamakta fayda vardır.

Fazla alkol ve kahveden uzak durun.

Et tüketimini çeşitlendirebilir; haftada 1 - 3 gün balık, 1 - 3 gün kırmızı et, 1 - 3 gün tavuk ve 1 gün yine protein içeriği zengin olan kuru baklagilleri tercih edin.

Nitrit ve nitrat içeriğinden dolayı salam ve sosis gibi şarküteri ürünlerinden uzak durun.

Kanser hastalarında en fazla karşılaşılan sıkıntı, iştahsızlığa bağlı olarak gelişen kilo kaybı (kaşeksi) ve immün sistemin baskılanmasıdır. Doğal gıda ile enerji ve protein ihtiyacını karşılayamayan hastalar, doktorlarının kontrolünde beslenme destek ürünlerinde de yararlanabilirler.

Pişirirken nelere dikkat etmeliyiz?

Besinleri yüksek ısıda ve fazla pişirmekten kaçının. Kızartma yerine haşlama ve fırın yöntemleri tercih edin. Mangal kömürü, besinlerde kanserojen madde oluşumunu tetikler. Bu nedenle nadir olarak mangalda pişmiş gıdalar tüketin ve etlerin ateşe yakın olmamasına özen gösterin. Fazla kavrulmuş besinlerden uzak durun. Ayrıca katkı maddeli ve paket ürünler yerine doğal gıdaları tercih edin.

Read more ...

Yaşlanmayı önleyen kremler kanser yapıyor mu?

Yıllardan beri 'Kozmetik ürünler sağlığa zararlı mı?' tartışmaları yeni bir boyut kazandı.

Uzmanlar yaptıkları araştırmalar sonrasında,  kırışıklık kremlerinin kansere yol açtığı uyarısını yaptı.Yaşlanmayı önlemek amaçlı kullanılan kozmetik ürünlerinin neredeyse hepsinde kansere yol açan maddelerin bulunduğu öne sürüldü. Ancak kadınlar bu ürünlere masum bir istekle başvursa da kozmetik ürünlerin sanıldığı kadar masum olmadığı söyleniyor.
Illinois Üniversitesi  Çevresel Sağlıkla ilgili emekli öğretim üyesi  Dr Sam Epstein,  bu tür kozmetik kremlerin içeriğinde Alpha Hydroxy Acid  bulunduğunu, cilt için çok tehlikeli olabileceğini ve önemli hasarlar bırakabileceğini belirtti. 

‘Hemen hemen tüm kadınlar, hatta erkekler de dahil olmak üzere daha da güzel görünmek uğruna çareyi kozmetik ürünlerde buluyor.  Yaşlanmak doğal bir factor, korkulmaması gerek’  dedi. Amerika'nın önde gelen sağlık örgütlerinin de destek verdiği 'Güvenli Kozmetikler Kampanyası'nın sonuçlarına göre de; kozmetik ürünlerde kullanılan 10 bin 500 kimyasalın yüzde 89'u sağlık açısından güvenilirlik taşımıyor.

Kozmetik ürünlerin neden olduğu kanser türleri arasında ise ilk sıralarda; rahim, yumurtalık ve cilt kanseri geliyor. Amerikalılar'a göre; kozmetik ürünlerin denetimsizliğindeki en büyük nedenini ise bu ürünlerin ilaçtan sayılmaması oluşturuyor. 

Dr  Sam Eptein, 
ürünler bu denli dehşet  saçarken kozmetik endüstrinin, AB kuralları maddeleri gereğince ürünlerde uyarı  etiketi bulundurmaları gerektirdiğini savundu. Ayrıca yetkili birimlerin  insanları uyarması için girişimlerine devam edeceğini ifade etti.

Read more ...

17 Ekim 2012 Çarşamba

Kuran'ı Kerim de Sağlık

Öncelikle Kur’an ıstılahında temiz, yararlı ve helal olan tüm gıdalar “tayyibat” kavramı altında toplanmıştır. “Temiz ve hoş şeyleri helal, kötü ve çirkin şeyleri haram kılacak… (Araf 157).”, "Hayatın bütün güzel şeyleri size helaldir." (Enam 4) gibi geniş kapsamlı ayetlerle bozulmamış fıtrata atıf yapılmıştır. 

Kur’an ile inşa edilmiş bir Müslüman tasavvuru ile anlaşılabilecek bu ayetler bütün helal ve haramların anlaşılmasında anahtar rol oynamaktadır. Somut olarak ise kan, leş, domuz eti, etçil vahşi hayvanların yenmesi, alkol ve uyuşturucu maddeler defalarca vurgulanarak net bir şekilde yasaklanmıştır. Kur’an’ın insanlara beslenmede özellikle önerdiği bir gıda var mıdır? sorusuna dolaylı olarak şu cevap verilebilir: Kur’an’da gıdaların geçtiği ayetlerin 21’inde (%37) meyve, 12’sinde (%20) tahıl ve diğer bitkisel gıda, 6’sında (% 10) süt (3’ünde anne sütü), 5 yerde kanatlı hayvanlar, 2 yerde balık ve deniz ürünleri geçmektedir. Gıdalardan balık ve kanatlı hayvanlar dışında kalan büyükbaş ve koyun keçi gibi küçük baş hayvanların doğrudan veya dolaylı olarak geçtiği ayet sayısı sadece 7’dir (%12). 4 ayette ise domuz gibi yenmeyecek hayvansal ürünlerden bahsedilmektedir. 

Yenebilecek helal kategorisindeki gıdalarla ilgili olarak Kur’an’da emir kipi kullanılmayarak, tercih kişiye bırakılmıştır. Kur’an’ın birçok yerinde geçen cennet sahnelerinde en önde gelen gıda; bütün gıda ile ilişkili ayetlerin yaklaşık  yarısını içeren (üzüm, hurma, nar gibi) meyveler, diğer bitkisel ürünler (%20), balık ve daha az olarak da et ürünleri (%14) olduğu dikkatimizi çekmektedir. 

Kur’an’da gıdaların anılma oranları genel bir bakışla bizim beslenmede kullanacağımız gıda dengemizi doğrudan belirler mi? sorusuna net bir cevap verememekle birlikte; yapılan araştırmalar insanın temelde organizma olarak bitkisel ürünlere göre tasarlandığını; et proteininin çok az bir miktarının bile insan sağlığı için yeterli olduğunu göstermektedir.Kur’an’da geçen cennet sahnelerinde istisnasız bahsedilen gıda meyvelerdir. Bu ayetlerde hayvan ürünlerinin adı yok denecek kadar azdır. Sadece bir yerde kuş etinden bahsedilmektedir. 

Bu bulgu meyvelerin insan organizması için en faydalı ve en zararsız gıdalardan biri olduğuna dolaylı bir atıf olarak anlaşılabilir. Özellikle bitkisel gıdalarda da tahıl ve zeytin yağı dikkat çekici şekilde öne çıkarılmıştır. Hayvansal ürünlerden süt ve bal özellikle adı sıkça anılan önemli gıdalar olarak dikkatimizi çekmektedir. Son yıllarda etcil hayvanların yenmesine bağlı olarak oluşan deli dana hastalığı gibi hastalıklara karşı korunmada; ot ile beslenen hayvanların, balık ve tavuğun tüketimi önerilmektedir.

 Kur’an’da gıda ile ilişkili ayetlerin arka planında meyve ve sebzeye teşvik hemen dikkati çekerken, hayvansal gıdalarda ise teşvik yerine yenmesinin helal olduğu vurgusu ile yetinilmiştir. Ancak son zamanlarda modern tıbbın tavuk ve balık dışındaki tüm hayvansal gıdalardan kaçış önerisinin Kur’an’da net bir yansıması yoktur. Bu konu tek bir ayetle özetlenebilir: “ALLAH'ın size helal kıldığı hayatın güzelliklerinden kendinizi yoksun bırakmayın, ama hakkın sınırlarını da aşmayın: ALLAH, sınırları aşanları asla sevmez.” (Enam 87). 

Alkol ve sarhoşluk veren uyuşturucu maddeler net bir şekilde yasaklanmıştır. Niye yasaklandığını anlatmak gereksizdir. Beden ve ruh sağlığını alt üst eden, tüm ailenin psikososyal dengesini bozan alkol Kur’an’da hiç yoruma gerek kalmayacak şekilde doğrudan yasaklanmıştır.Oruç Kur’an’a önceki şeriatlardan miras kalan insanlığın en eski ibadetlerinden birisidir. Her yıl bir ay beden ve ruh sağlığı için şart koşulmuş önemli bir ibadet olarak Müslümanlara emredilmiş bir sağlık iksiridir. 

Günümüzde yapılan araştırmalarla orucun her gün yeni bir faydası daha keşfedilmektedir. Kişilik gelişimi, sabır eğitimi, empati yapma gücünü artırma gibi psikososyal faydaları yanında; beyin, sindirim sistemi ve kalp damar sağlığı üzerinde sayılamayacak kadar yararı olan bir ilahi hediyedir oruç. Günümüzde aşırı yemek yeme ve sonrasında alınan aşırı kiloları verme ile ilişkili olarak diyet yapma modern bir kavram olarak Müslümanların da gündemine hızla girmiştir. 

Öncelikle belirtilmesi gereken husus şudur ki, oruç bir diyet yöntemi değildir. Kur’an’da doğrudan bir diyet yöntemi bulamayız, ancak, dengeli beslenme, yemede aşırıya gitmeme gibi geniş kavramlar dolaylı olarak bu konuya atıf olarak algılanabilmektedir. Kur’an her konudaki yaklaşımı gibi koruyucu önlemleri (kötü olana yaklaşmama ilkesini) ana eksene almıştır. 

Özellikle modern tıbbın günümüz insanına birçok gıdayı (hayvansal yağlar, yumurta sarısı, kırmızı et, tereyağı gibi) yasaklamasının aksine, Kur’an yasaklanmamış her gıdanın yenebileceğini; beslenmede meyve ve bitkisel ürünlerin öne çıkarılması gerekliliğini dolaylı olarak önermektedir. Ancak Kur’an hastalıklara özel gıda kısıtlamasına konu olarak değinmemiş; bu konuyu Müslüman hekimlere bir içtihat alanı olarak bırakmıştır.Hijyen konusunda Kur’an’da birçok ayet bulabilirsiniz. 

“Bütün pisliklerden kaçın!” (Müddessir 5) gibi çok geniş anlamlı ayetlerle beden ve ruh hijyenine vurgu yapılmıştır. Hatta elbise temizliği bile dini emirler arasına alınmıştır. Abdest ve gusül gibi temizlik uygulamaları Kur’ani tanımlamalarla farz olan bir ibadete dönüşmüştür. Kur’an’da hijyen de bağımsız bir alan olarak değil, ruh hijyenini de kapsayacak şekilde geniş çaplı olarak ele alınmıştır.
Read more ...

14 Ekim 2012 Pazar

Güzel Bir Görünümün Olmazsa Olmazı: Bembeyaz Dişler

Tonlarca para dökülen kremler, cilt bakımları, rujlar, kalemler... Cildimizde kusurlu olan her yeri makyaj hileleriyle kapatabiliyoruz, dişler hariç! Mükemmel görünmenin, bir gülüşle karşınızdakini etkilemenin yolu ışıl ışıl parlayan, bembeyaz dişlere sahip olmaktan geçiyor. Peki mükemmel dişlere sahip olmak için ne yapmalı, nelerden kaçınmalı, nelere dikkat etmeli?

Öncelikle dişleri sarartan unsurlara değinelim;

-Gün içerisinde çay ve kahvenin aşırı tüketimi dişlere oldukça zarar veriyor.

-Asitli içecekler, özellikle kola, diş minelerini zedeleyebiliyor.

-Bilindiği üzere, sigara kullanımı da dişleri oldukça sarartıyor.


Elbette öncelikle bu 3 maddeden uzak durmak gerekiyor. Peki bembeyaz dişlere sahip olmak için püf noktaları neler?

-Dişlerinizi ve sabah kalktğınıza ve gece yatarken mutlaka fırçalamalısınız. Karbonat içeren, ekstra beyazlatıcı diş macunlarını piyasada kolaylıkla bulabilirsiniz. Ayrıca diş ipi de kullanmanız da fayda var.

-Çoğunlukla atlanır ve dayanması zordur ama; dilinizi de mutlaka fırçalayıp üzerindeki plak tabakasını atmalısınız. Dilinizi fırçalamadan tam anlamıyla ferah bir nefese kavuşamazsınız.

-Yemekten kalktıktan hemen sonra dişlerinizi fırçalamak diş minelerinize zarar verebilir. En az 1 saat geçmesini beklemelisiniz.

-Elma, havuç, çilek, kereviz gibi yerken dişleri temizleyen ve aynı zamanda beyazlatan besinler tüketebilirsiniz.

-Haftada 2 kez olmak üzere diş fırçanıza karbonat döküp dişlerinizi fırçalayabilirsiniz.

-Sabahları elma sirkesi ile gargara yapabilirsiniz. Elma sirkesi beyazlatıcı özelliği yanında, karbonat ile karışırılırsa diş macunu özelliği kazanır.

-Portakal kabuğunun beyaz kısmı ile dişlerinize hafifçe masaj yapıp beyazlamalarını sağlayabilirsiniz.

-Yarım çay bardağı suyun içerisine bir kaç kaşığı karbonat ekleyerek evde kendi ağız gargaranızı yapabilir, plak ve çürük oluşumundan korunabilirsiniz.


Bembeyaz dişlerin yanında, ferah bir nefes de olmazsa olmaz. Nefesimizi verip koklamaya çalışırsak kötü bir koku varsa bile anlayamayız. Çünkü nefes kokumuz hep bizimle olduğu için burnumuza garip gelmez. Nefesinizin gerçek kokusunu öğrenmek için, dilinizle elinizi yalayın ve sonra koklayın.

Eğer kötü bir nefes kokunuz varsa ve diş fırçalayamayacak bir ortamdaysanız, mutlaka yanınızda naneli ağız spreyleri, sakız veya karanfil taşıyın.

Sağlık Sayfam sağlıklı, mutlu günler, güzel gülüşler diler...







Read more ...

11 Ekim 2012 Perşembe

Manyetik terapi

Manyetik terapi 



 Manyetik terapi,manyetik alan gücünün organizmamıza iyileştirici etkisidir. Organizmadaki hücre ve dokuların biyomanyetik zarla çevrili olduğu saptanmıştır. Bu zar organizmamızı çevremizde bulunan manyetik alanların zararlı etkilerinden korur. Dünyanın manyetik alanı gücünü kaybetmektedir. Bu süreç, uygarlığımızın olumsuz etkileri ve kentleşmenin büyümesiyle daha da artar ve güçlenir. Bizler beton blokları arasında yaşamaya çalışırız. Sağlığımız için zararlı elektromanyetik faktörler ve dışavurumlar (televizyon, bilgisayar ve monitörler) organizmamıza olumsuz etki eder. Azalan manyetik alan gücü insan organizmasının normal işleyişini sekteye uğratır. Bunun bir çok olumsuz etkisi olabilir. Zayıf organizmanın çeşitli hastalıklara karşı direnci azalır. Bu da insan organizmasının daha çabuk hastalandığını ve kronik hastalıkların oluşumuna eğilimli olduğunu gösterir. Düzgün bir şekilde çalışmayan organizma, hızla yıpranır ve yaşlanır. Mıknatısların tedavi etkisi, bozulan manyetik alanların onarılması ve bunu tedavi süresince korunmasına dayalıdır. Manyetik alan, kan dolaşımına da olumlu etki eder. Manyetik alan tedavisi sayesinde, bedenimiz için hayati önemi olan maddelerin (vitaminler, mineraller, mikroelementler, proteinler) sindirimi ve zararlı maddelerin organizmadan atılması proseslerini hızlandırır.

   
Ayrıca Manyetik rezonans terapisi ilede modern ortopedide tekniğin geniş bir uygulama yelpazesi olduğunu düşünüyorlar. Yöntemin, ortopedinin ve kaza cerrahisinin tedavilerine ek olarak, tamamlayıcı bir terapatik teknik şeklinde uygulanması amaçlanmıştır. Terapi, eklem hastalıklarının ve özellikle kemik iltihaplarının, lif burkulmalarının, tendon rahatsızlıklarının ve spor yaralanmalarının tedavisinde etkilidir. Bunların dışında manyetik rezonans terapisi kemik erimesinin önlenmesinde ve tedavisinde ve kemiklerdeki metobalizma bozukluklarının giderilmesinde de olumlu etkiler göstermektedir.Tedavi, sağlık uzmanları tarafından genellikle tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak hareket sistemindeki acı veren dejenerasyonların ve patolojik modifikasyonların tedavisinde uygulanmaktadır. Manyetik rezonans terapisi uluslararası kliniklerde ve rehabilitasyon merkezlerinde kullanılmaktadır. Manyetik terapiyi açıklamak için kullanılan mevcut iki teori vardır. Teorilerden bir tanesi mıknatısların çok hafif bir elektrik akımı ürettiğini iddia etmektedir. Mıknatıslar vücudun ağrıyan bölgesine tatbik edildiğinde, bu bölgedeki sinirler uyarılır, böylelikle vücudun doğal ağrı kesicileri açığa çıkmış olur. Diğer teori ise mıknatıslar vücudun ağrıyan bölgesine tatbik edildiğinde, o bölgedeki tüm hücrelerin kan dolaşımını, iyon alışverişi ve bölgeye oksijen akışını artırmak üzere tepkimeye girdiğini öne sürmektedir. Manyetik alanlar kan dolaşımındaki yüklü parçacıkları, kan akışını artırarak ve ısı meydana getirme yoluyla kendine çeker ya da iter. Dokularda ve kan akışında artan oksijenin iyileşme hızında hatırı sayılır bir değişime neden olduğu düşünülmektedir. Manyetik terapinin tarihi, kadim Mısır’a dek götürülebilir. Mıknatısların çok uzun zamandır kas ağrısı ve sertliğini iyileştirme gücü bulunduğuna inanılmaktadır. Çinli şifacıların daha MÖ 200’lü yıllarda qi ya da enerjinin akışındaki sağlıksız dengesizlikleri düzeltmek üzere mıknatıs taşları kullandıkları söylenir. Sarı İmparator’un Dahili Tıp Kitabı (The Yellow Emperor’s Canon of Internal Medicine) olarak bilinen Çin tıp metni bu işlemden bahsetmektedir. Vedalar ya da Hindu kutsal kitapları da mıknatıs taşlarıyla hastalıkların iyileştirildiğinden söz eder. “Mıknatıs taşı” ya da yön taşları kelimesi, bu taşların mıknatıs olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. “Mıknatıs” kelimesi muhtemelen Grekçe Magnes lithos ya da Yunanistan’da manyetik taşlar bakımından zengin bir bölge olan “Magnesia’dan gelen taş” teriminden türemiştir. Grekçe bu kalıp daha sonraları Latince’de magneta halini almıştır. Sör William Gilbert’in 1600’lü yıllardaki bilimsel incelemesi, De Magnete, manyetizmanın doğasını ve bunun statik elektriğin çekim kuvvetinden nasıl ayrıldığını açıklama yönündeki ilk bilimsel girişim özelliği taşır. İddiaya göre Gilbert mıknatısları Kraliçe I. Elizabeth’in eklem ağrılarını hafifletmek için kullanmıştır. Manyetik terapiye çağdaş Amerikan ilgisi ise 1990’larda, birkaç profesyonel golfçu ve futbolcunun, bu araçların rahatsız edici ağrı ve yaralanmalarını tedavi ettiğine dair edindikleri deneyimler ile başlamıştır. Yüzyıllar önce, dünya bugün olduğundan çok daha güçlü manyetik bir alan tarafından çevrelenmişti. Geçen 155 yılda, bilim adamları manyetik alanın azalışını ve bunun insan sağlığı üzerindeki etkilerini incelemektedir. Doktorlar, ilk kozmonot ve astronotların dünyanın manyetik alanının dışında, uzayda uzun bir süre kaldıklarında kemik kalsiyumunda kayıplar ve kas krampları yaşadıklarını fark etmişlerdi. Bu keşiften sonra, uzay kapsülleri içine yapay manyetik alanlar yerleştirilmiştir. Manyetik terapinin sağladığı iddia edilen faydalardan bazıları şöyledir: • Ağrıyı hafifletmek • Şişkinliği azaltmak • Doku alkalinizasyonunu iyileştirmek • Daha huzurlu bir uyku • Doku oksijenlenmesini artırmak • Stresi azaltmak • Hücresel oksijen düzeylerini artırmak • Kan dolaşımını iyileştirmek • Anti-infektif aktivite Manyetik terapi ağrıyı giderme konusunda alternatif bir yöntem olarak gün geçtikçe daha geniş bir kabul görmektedir. 1950’li yılların sonundan bu yana manyetik terapinin etkisini kanıtlayan yüzlerce çalışma ortaya konmuştur. 1997’de Teksas eyaletinin Houston şehrinde yer alan Baylor Tıp Fakültesi’nde bir grup doktor, hayatlarının erken döneminde çocuk felci geçiren 50 hastada manyetik terapi uygulamasını incelediler. Bu hastalarda, standart tedavilerin üstesinden gelmekte başarısız olduğu kas ve eklem ağrıları mevcuttu. Bu çalışmada, hastaların 29’unun sorunlu noktalarına mıknatıs bantlanırken, geri kalan 21’ine ise içinde mıknatıs olmayan cihazlar takıldı. Ne araştırmacılara ne de hastalara hangi tedaviyi (manyetik ya da manyetik olmayan) aldıkları söylenmemişti. Tıpkı plasebo içeren pek çok çalışmada olduğu gibi, hastalardan bazıları manyetik olmayan tedaviye de cevap vermiştir ancak manyetik terapi uygulayan yüzde 75’i kendilerini çok daha iyi hissettiklerini belirtmişlerdir. New York, Valhalla’daki New York Tıp Fakültesi’nde yapılan bir başka çalışmada, bir nörolog ortadan şiddetliye doğru yanma, sızlama veya ayaklarda uyuşma şikâyeti olan, kadın ve erkeklerden oluşmuş 19 kişilik bir grup üzerinde manyetik terapiyi test etmişti. Sorunlarına diyabet ya da alkolizm gibi diğer durumlar neden olmaktaydı. Bu hasta grubu, iki aylık süre boyunca, banyo yaptıkları zaman dışında günde 24 saat çorap ya da ayakkabılarından birinin içine manyetik bir astar giymişlerdi. Diğer çorap ya da ayakkabıları içine ise manyetik olmayan bir parça takmışlardı. Daha sonra iki ay boyunca manyetik astarı her iki ayaklarına da giydiler. Çalışma sonunda, diyabet hastalarının 9/10’u bir rahatlama yaşadıklarını rapor ederken, diyabet olmayanlardan yalnızca üç tanesi rahatlama rapor etmiştir. Çalışmayı yürüten nörolog, bu çalışmanın diyabet hastaları için yapılacak manyetik terapi konusunda daha fazla çalışmanın kapısını açtığına inanmaktadır. Yakın gelecekte daha kapsamlı bir takip çalışması yapmayı planlamaktadır. 2000 yılında Virginia Üniversitesi’nde federal hükümet tarafından desteklenen bir çalışma başlamıştır. Bu çalışma manyetik yatak pedlerinin, kas ağrı ve sertliklerini ve fibromiyaljiye bağlı bitkinliği hafifletmede etkinliğini değerlendirmiştir. Manyetik terapi aynı zamanda depresyon ve bipolar bozukluğu olan hastaların tedavisi için de incelenmiştir. Tekrarlanan Transkarniyal Manyetik Uyarım adı verilen bir işlem bu hastalığın tedavisinde umut verici etkiler göstermiştir. Çalışmalardan birinde, depresyonu olan hastaların elektrokonvülsif tedavi görenlere göre daha düşük nüksetme oranlarına sahip olduğu görülmüştür. Elektrokonvülsif terapiden farklı olarak, manyetik terapi kullanan hastalar inme, hafıza kaybı ya da yargı bozukluğu gibi durumlardan mustarip olmamaktadır. Mıknatıslar ve beyin üzerine yapılan incelemelerdeki gelişmeler devam etmektedir. 2002’de Güney Carolina Üniversitesi’nde depresyon tedavisi için transkarniyal manyetik uyarım (TMS) alan iki binden fazla hastada umut verici başlangıç sonuçları alınmıştır. TMS, beyne elektrokonvülsif terapiye göre daha az şok vermektedir. Bir başka çalışma ise temel titreme tedavisinde mıknatısların kullanılmasını test etmiştir. Tekrarlanan TMS kullanarak, araştırmacılar titremenin düzeltilebildiğini ve hiçbir ters etkinin olmadığını fark etmişlerdir. Manyetik terapinin bu uygulamaları halen incelenmektedir ve henüz Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi tarafından henüz onaylanmamış da olsa, umut verici görünmektedir.
Read more ...

Meyvelerin Tazeliğini Korumak

Meyvelerin Tazeliğini Korumak 



 Malum yazın bulacağınız meyveleri kışın bulamazsınız ama yazlık meyveleri alıp kışın yemeye ne dersiniz o zaman hiç beklemeden yazlık meyve alıp kışın denemenizi tavsiye ediyorum ama eğer kış ayında iseniz o zamanda kışlık meyve alıp yazın deneyin farkı göreceksiniz şimdi o kadar konuştun ama cevabı söylemedin diyorsunuz hemen söylüyorum her hangi ne tür meyve olursa olsun aldığınızda onları uzun süre taze tutmak için aralarına yaprak serpiştirin yaprak uzun süre tazeliği koruyacağı için meyvelerinizde taze olacaktır.
Read more ...

Soğandan Öksürük Şurubu

Soğandan Öksürük Şurubu 


 Bir büyük soğanı rendeleyin ve orta boy bir bal kavanozunu koyup iyice karıştırın. 48 saat bekletin, şurup haline geldiğinde öksürüğü ve soğuk algınlığı olan hastaya sabah akşam bir çorba kaşığı içirin. Soğanın içerdiği yağlar öksürüğü durduracaktır.
Read more ...

Böcek ısırıklarının verdiği rahatsızlığı azaltın

Böcek ısırıklarının verdiği rahatsızlığı azaltın Sivrisinek veya diğer bir böcek ısırığı sürekli kaşınıyorsa, Yarım bardak suya 2 adet aspirin atın iyce karıştırın. Sonra bu suyu bir pamuk yardımı ile şaınan yere sürün. Dikkat aspirine karşı alerjiniz var ise bunu uygulamayın.
Read more ...

Basit Yanık Tedavisi

Basit Yanık Tedavisi 



 Küçük yanıklar için temiz bir süngeri hafifçe ıslatın, buzdolabınızın derin dondurucu bölümüne koyun. Bir müddet dondurduktan sonra yanmış yerin üzerine hafif hafif kompres yapın.
Read more ...

Şişedeki yağların temizlenmesi

Şişedeki yağların temizlenmesi 


 Genelde yağlarımızı şişelere koyarız bu yüzden bu konuda bu şişlerin temizlenmesini anlatacağım. İçinde yağ beklemiş şişeleri temizlemek için;şişeninizin içerisine sirke ile parça halinde kaya tuzu atın ve iyice sallayın. Bol su ile çalkaladıktan sonra şişeler ilk hali gibi olur.
Read more ...

Sarımsak ve soğan kokusuna karşı ne yapmalı

Sarımsak ve soğan kokusuna karşı ne yapmalı 


 Yemek yaptıktan sonra elleriniz sarımsak ve soğan kokabilir. Ellerinizi kahve telvesiyle yıkayınız. Elinizdeki sarımsak kokusu çıkacaktır. Soğan için de kaynar suya bir avuç maydanoz koyun. 15 dk bekleyin. Maydanozları süzdükten sonra bu suyla ellerinizi yıkayınız.
Read more ...

Ayaklarınızı Dinlendirmek İçin Ne Yapılmalı?

Ayaklarınızı Dinlendirmek İçin Ne Yapılmalı? 



     Gününüz çok yorgunmu geçti ve ayaklarınız çokmu yoruldu o halde ayaklarınızı dinlendirmek için üç yol var , Birinci yol: Yorgun ayaklarınızı dinlendirmek için iki ayağınızı sığacağı büyüklükte iki kap hazırlayın. Kaplardan birine 40 – 45 derece sıcaklıkta ötekine ise oda sıcaklığında soğuk su koyunuzç Sıcak suya bir tutam defne yaprağı atınız ya da yarım limon sıkınız. Ayaklarınızı önce sıcak sıda 5 dakika kadar tuttuktan sonra soğuk suya sokup 20 saniye bekletiniz ve bu işlemi art arda 5 – 6 kez tekrarlayın. Daha sonra ayaklarınızı kolonya ile ovunuz ayaklarınızın ne kadar rahatladığınız ve dinlendiğini fark edeceksiniz. İkinci yol: Yatağa yatarak ayalarınızı yukarı kaldırıp duvara dayayın. Bu durumda 5 – 10 dakika kalırken derin derin nefes alıp vererek vücudunuzu da rahatlatın böylelikle kan dolaşımınızı ıslandırmışda olacaksınız. Üçüncü yol: Yorgunluktan şişen ayaklara soğuk taş üzerinde yürüyüş de iyi gelir. Üstelik taşlar masaj görevi vererek ayaklarınızdaki yorgunluğuda atacaktır.
Read more ...

Sağlıklı Beslenme Piramidi

Sağlıklı Beslenme Piramidi


 Sağlıklık Beslenme Piramidi Sağlıklı olmanın sırrı, yediklerimizin çeşitleri kadar miktarlarına da dikkat etmekten ve vücudumuz için gerekli olan besin ögelerini doğru tüketebilmekten geçiyor. Besin ögelerini 6 ana grupta toplayabiliriz. Karbonhidratlar Ekmek, makarna, prinç, tahıl ürünleri ve kuru baklagillerde yüksek miktarda bulunur. Şekerler de karbonhidratlar grubunda yer alır. Şekerler, bildiğimiz çay şekeri (sukroz), meyve şekeri (fruktoz) ve süt şekeri (laktoz) olarak gruplara ayrılır. Karbonhidrat vücudumuz için iyi bir enerji kaynağıdır. Günlük alınan enerjinin %55 – 60′ının karbonhidratlardan sağlanması gerekir. Burada önemli olan şekerli besinlerden çok, diğer karbonhidrat kaynaklarını tüketmektir. Proteinler Et, süt ve süt ürünleri ile yumurta ve kuru baklagillerde yüksek miktarda bulunur. Hücrelerin gelişmesi, dokuların yenilenmesi için gereklidir. Günlük alınan enerjinin %10 – 12′ sinin proteinlerden sağlanması gerekir. Yağlar Et, süt, peynir, margarin, tereyağı ve kuruyemişlerde yüksek miktarda bulunur. Günlük alınan enerjinin %25 – 30′ unun yağlardan sağlanması gerekir. Burada önemli olan bu miktarın en fazla %10′unun doymuş yağlardan (et, süt, yumurta gibi hayvansal kaynaklı ürünlerde bulunur; aşırı tüketimi kolesterol seviyesinin yükselmesine sebep olur) %10′ unun tekli doymamış yağlardan (zeytinyağı, kanola yağında bulunur.) ve %10′ unun çoklu doymamış yağlardan (ayçiçeği, soya fasulyesi, tahıl ürünleri,balık ve ürünleri, ıspanak, brokolide bulunur) karşılanmasıdır. Vitamin ve Mineraller Vitamin ve mineraller vücudumuzda gerçekleşen tüm işlemlerde anahtar yol oynar ve vücut fonksiyonlarının normal olarak sürdürülmesini sağlarlar. Vitaminler vücutta düzenleyici olarak çalışırken, mineraller de kemik ve diş sağlığında çok önemli bir role sahiptir. Su Su, yaşamak için oksijenden sonra gelen en önemli öğedir. yetişkin insan vücudunun yaklaşık %59 ‘u sudur. Su vücutta besinlerin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınmasında ve vücut ısısının denetiminde önemli rol oynar. Bunun için günlük 2 litre su içilmelidir. Çay, kahve gibi sıvılar suyun işlevlerini yerine getiremez.
Read more ...

BESİN KALORİ CETVELİ


BESİN KALORİ CETVELİ

Tahıllar
Tahıllar kalori bakımından yüklü yiyeceklerdir.
GIDA
KALORİ
İnce dilim beyaz ekmek
70
İnce dilim kepekli ekmek
60
İnce dilim kızarmış ekmek
35
Arpa
349
Buğday
332
Bulgur
357
Sandviç
298
Yufka
271
Grisini
433
Kraker sade
384
Kraker peynirli
479
Kraker tuzlu
433
Makarna
369
Pirinç
363
Şehriye
388
Tarhana
316
Patlamış mısır sade
386
Patlamış mısır yağlı – tuzlu
456
Mısır gevreği
386
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir. pratikbilgiler.info

Sebzeler
Domates, salatalık ve soğan gibi sebzeler hem kalori bakımından avantajlı hem de glisemik indeksi düşük sebzelerdir.
GIDA
KALORİ
Asma yaprağı
97
Defne yaprağı
97
Bakla
72
Bamya
320
Bezelye
84
Biber
22
Börülce
127
Brokoli
35
Brüksel lahanası
35
Domates
22
Ebegümeci
48
Enginar
48
Fasulye
32
Havuç
42
Ispanak
26
Kapak
26
Karnabahar
27
Kereviz
40
Kıvırcık salata
20
Mantar
28
Marul
15
Maydanoz
44
Mısır
96
Patlıcan
25
Patates
76
Prasa
52
Salatalık
15
Sarımsak (bir baş)
137
Semizotu
32
Soğan
36
Turp (kırmızı)
19
Turp (siyah)
33
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir.

Etler
Beyaz et, kırmızı ete çok daha düşük kalori içermektedir.
GIDA
KALORİ
Dana eti
150 – 223
Koyun eti
247 – 310
Hindi
160
Tavuk (derili) bütün
215
Tavuk (derisiz beyaz et)
114
Tavuk (derili beyaz et)
186
Tavuk deri
349
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir.

Kırmızı Et Ürünleri
Kolesterol ve trigliserid değerleri yüksek olan kırmızı et ürünlerinin kalori değerleri de bir hayli yüksektir.
GIDA
KALORİ
Jambon
182
Kavurma
670
Pastırma
250 – 269
Salam
450
Sosis
322
Sucuk
452
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir.
Not: Köfte, kıyma, pirzola, kuşbaşı et ve biftek gibi kırmızı et ürünleri, kolesterol ve trigliserid (Yağ ve yağ içeren tereyağ, margarin, mısır özü yağı tamamıyla trigliserid formatındadır. Vücud hücrelerimizde yağlar trigliserid formatında depolanır. Her gün yediğimiz yiyeceklerin içinde mutlaka trigliserid formatında yiyecekler mevcuttur.) açısından zengindir. Çok sık tercih edilmemesi gerekir.
Sakatatlar
Sakatatlar zayıflama diyetlerinde yasak olan yiyecekler arasındadır.
GIDA
KALORİ
Beyin
125
Böbrek
105
Dalak
104
Dil
130
İşkembe
100
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir.

Deniz Ürünleri
Protein, vitamin ve mineral yönünden oldukça zengindir.
GIDA
KALORİ
Havyar
262
İstakoz
91
Karides
91
Midye
95
İstiridye
6
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir.

Balıklar
Balıklar, sıklıkla tüketilmesi önerilen besinlerdendir. Mevsimine göre, haftada en az bir kez tüketilmelidir.
GIDA
KALORİ
Alabalık
168
Levrek
93
Palamut
168
Uskumru
159
Kalkan
193
Somon füme
171
Ton balığı
121
Tuzlanmış balık
305
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir
Not: Taze balık alırken; balığın gözlerinin berrak ve parlak, solungaçlarının parlak kırmızı ya da pembe, etinin sert, derisinin elastik olmasına dikkat edin.

Süt Ürünleri
100 mililitre yağsız sütte 35 kalori bulunmaktadır.
GIDA
KALORİ
Ayran
37
Beyaz peynir (yağlı)
289
Beyaz peynir (yağsız)
99
Cheddar
403
Çökelek (taze)
215
Çökelek (kuru)
379
Kaşar
404
Krem Peynir (sade)
349
Lor peyniri
85 – 90
Otlu peynir
327
Parmesan
440
Rokfor
369
Süt (tam yağlı)
61
Süt (yarım yağlı)
50
Süt (yağsız)
35
Süttozu (yağsız)
362
Yoğurt
62
Yoğurt (yağsız)
50
Yoğurt (meyveli)
125
Yumurta (tam)
158
Yumurta (sarı)
369
Yumurta (beyaz)
49
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları ve 100 mililitreleri için verilmiştir.
Yağlar
100 gram Light margarin’ de 405 kalori bulunmaktadır.
GIDA
KALORİ
Tereyağı
37
Beyaz peynir (yağlı)
289
Beyaz peynir (yağsız)
99
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları ve 100 mililitreleri için verilmiştir.

Meyveler
GIDA
KALORİ
Ahududu
57
Ananas
52
Armut*
61
Avokado
167
Ayva
57
Böğürtlen
58
Çilek
93
Elma*
58
Erik (yeşil)
66
Greyfurt*
41
İncir (taze)
80
Karpuz
26
Kavun
33
Kayısı
51
Kiraz*
70
Mandalina
46
Muz
85
Nar
63
Portakal
49
Şeftali*
38
Üzüm
67
Vişne
58
Kivi
30
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir.
Not: (*) İşaretli meyvelerin glisemik indeksleri düşüktür. Tercih edilmelerinde fayda vardır ve bolca tüketilmelidirler.

Şeker ve Tatlılar
Milkshake genel kanının aksine kalori bakımından en masum tatlılardandır.
GIDA
KALORİ
Bal
315
Çikolata (şekerli)
528
Çikolara (şekersiz)
477
Dondurma
193
Karamela
399
Pekmez (üzüm)
293
Reçel
272
Şeker
385
Tahin helvası
516
Hanım göbeği
211
Burma tatlısı
318
İrmik helvası
302
Muhallebi
173
Sütlaç
139
Tel kadayıf
236
Milkshake (çikolatalı)
120
Milkshake (vanilyalı)
110
Profiterol
236
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir.
Not: Şeker ve tatlılar zayıflama diyetlerinde yasak olan yiyecekler arasındadır.

İçeçekler
Yüksek kaloriye sahip olan alkollü içkiler ve hazır meyve suları, zayıflama diyetlerinde yasaktır.
GIDA
KALORİ
Adaçayı
1
Buzlu çay
30
Çay
0
Ihlamur
1
Kahve
2
Kakao
91
Kola
39
Meyveli gazoz
46
Portakal suyu
45
Elma suyu
47
Bira
45
Kırmızı şarap
90
Beyaz  şarap
75
Rakı
352
Cin
332
Votka
281
Viski
400
Portakal likörü
400
Muz likörü
315
Nane likörü
356
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir.

Baharatlar
100 gram karabiberde, 255 kalori bulunmaktadır.
GIDA
KALORİ
Dereotu
253
Hardal
469
Haşhaş tohumu
533
Hindistan cevizi
525
Karabiber
255
Karanfil
323
Kekik
276
Kırmızıbiber
318
Kimyon
375
Nane
245
Tarçın
261
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir.

Baklagiller ve Yağlı Tohumlar
Kuruyemişler, zayıflama diyetlerinin yasak yiyecekler listesinde ilk sıralarda yer alır.
GIDA
KALORİ
Ay çekirdeği
560
Badem
598
Ceviz
651
Şam fıstığı
594
Fındık
634
Kabak çekirdeği
610
Barbunya
349
Kuru fasulye
340
Mercimek
340
Nohut
360
Soya fasulyesi
403
Susam
582
Kestane (haşlanmış)
131
Kestane (kebap)
245
Yer fıstığı
582
Kalori değerleri, besinlerin 100 gramları için verilmiştir.

KALORİMETRE

Beden Kitle İndeksi

BKİ (Beden Kitle İndeksi): Şişmanlığı ölçmede en yaygın olarak kullanılan ölçüt “Beden Kitle İndeksi”dir.
Hesaplanması oldukça pratiktir.
BKİ = Ağırlık (kg) / Boy² (m)
Örneğin: 1.64 boyunda, 51 kilosunuz.
BKİ = 51/ 1.64²
BKİ = 19′dur
VÜCUT AĞIRLIĞI (kg)
BKİ (kg / m2)
Zayıf
18 ve altındaki değerler
Normal
18 – 24 arasındaki değerler
Hafif şişman
24 – 30 arasındaki değerler
1.Derecede Şişman
30 – 35 arasındaki değerler
2.Derecede Şişman
35 – 40 arasındaki değerler
3.Derecede Şişman
40 ve üzeri değerler
Kadın için ortalama ideal beden kitle indeksi: 19 – 21 aralığıdır.

 BEDEN KİTLE İNDEKSİNE GÖRE İDEAL KİLONUZ

Kadın için ortalama ideal beden kitle indeksi: 19 -21
Erkek için ortalama ideal beden kitle indeksi: 20 – 22

BOYA ve İDEAL BKİ’YE GÖRE ORTALAMA
İDEAL KİLO ARALIKLARI

BOY (cm)
KADIN (kg)
ERKEK(kg)
155
43 – 48
53 – 59
158
44 – 50
55 – 61
160
46 – 51
56 – 62
163
47 – 53
57 – 63
165
48 – 54
59 – 65
168
50 – 55
61 – 67
173
52 – 59
64 – 71
178
56 – 63
68 – 75
180
58 – 65
70 – 77
183
60 – 67
72 – 79
185
62 – 69
73 – 82
Not: Bu ortalama değerler kas, kemik ve genetik yapılara bağlı olarak 3 ila 5 kg arasında (+) veya (-) olabilir.

VÜCUT YAĞ ORANI

VÜCUT YAĞ ORANI
ERKEKKADINORAN VE RİSK FAKTÖRÜ
%2 ile %4 arası%10 ile %12 arasıKabul edilebilir minimum oran: zayıf risk
%14 ile %17 arası%21 ile %24 arasıNormal sağlıklı beden
%18 ile %25 arası%25 ile %31 arasıKabul edilebilir maksimum oran: zayıf risk
%25 ile %30 arası%32 ile %37 arasıOrta derecede riskli
%30 ve üzeri%37 ve üzeriYüksek derecede riskli
Kadın için ideal vücut yağ oranı : %22’dir.

KALORİ DEĞERLERİ

KALORİ DEĞERLERİ
BİR (1)SAATTE YAPILAN İŞHARCANAN KALORİ MİKTARI
KADIN
HARCANAN KALORİ MİKTARI
ERKEK
Ayakta durmak40 -5050 – 60
Araba kullanmak100 – 120120 – 140
Basketbol600 – 800800 – 1200
Bisiklet (yavaş)200 – 240240 – 280
Bisiklet (hızlı)400 – 600500 – 700
Büro işi (hareketli)120 – 250180 – 300
Bulaşık yıkamak120 – 180160 – 220
Bahçede çalışmak240 – 280280 – 360
Dinlenmek (uzanmak)30 – 4040 – 50
Bilgisayarda çalışmak160 – 200180 – 220
Dans (hızlı)400 – 800500 – 1000
Ev işleri (hareketli)160 – 200200 – 320
Egzersiz (normal)280 – 340360 – 440
Futbol500 – 700700 – 800
Koşmak600 – 800800 – 1000
Merdiven çıkmak300 – 400400 – 500
Toz almak160 – 200160 – 220
Yemek pişirmek120 – 180180 – 240
Yürümek (hızlı)280 – 320320 – 360
Yürümek (yavaş)160 – 200180 – 240
Yüzmek400 – 600600 – 800
Voleybol360 – 440440 – 560
Kadın için ideal vücut yağ oranı : %22’dir.
DÜZENLİ KALORİ AÇIĞI
30 gün içinde alınan ortalama günlük kalori miktarı = 1800 kcal / gün
Günlük ortalama kalori ihtiyacı  =  2100 kcal / gün
Ortalama gğnlük kalori açığı = 300 kcal / gün
30 günlük ortalama kalori açığı = 9000 kcal / gün
1 kg. vücut yağının eritilmesi için harcanan kalori = 4000 kcal / gün
30 gün sonunda eritilen ortalama vücut yağı miktar = 2 kg.
NOT: Günlük aldığınız kalori miktarı, harcadığınız kalori miktarından 300 kalori eksik olduğu taktirde, 1 haftanın sonunda yaklaşık 454 gr. yağ yakmış olursunuz.
Sizin için terleyip sunduğumuz besin kalori cetvelini hazırlayıp sunduk umarım kısa ve öz anlatımlar sayesinde okurken sıkılmamışsınızdır. 
Read more ...